E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
STANDART POMPA
ARMACELL
GİSBİR

2017 Yılı Değerlendirmesi ve 2018 Yılına Bakış

2017 Yılı Değerlendirmesi ve 2018 Yılına Bakış

31 Ocak 2018 Çarşamba / 13:57 | DEĞERLENDİRME
54. Sayı (Ocak-Şubat 2018)
1006 kez okundu

Murat Kıran
GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye’nin en eski sivil toplum örgütlerinden biri olarak, Türk gemi inşa sanayini ilgilendiren alanlarda benimsemiş olduğumuz, tespitlerimizde ve taleplerimizde gerçekçilik felsefesi anlayışı altında yoğun bir şekilde geçirdiğimiz bir yılı daha bitirdik. Yaptığımız çalışmalar neticesinde sektörün gerçeklerini hem devlet kademesinde hem de kamuoyuna anlatarak, gemi inşa sanayinin ülke ekonomisi ve savunması için ve hatta uluslararası arenada sahip olduğu bu bayrağı yarıştırması için önemini gerek rakamlarla, gerek ürettiğimiz tamamen yerli ve milli projelerle gösterdik.

Türk gemi inşa sanayinin temel sorunlarını belirleyerek ve eylem planı hazırlayarak, uzun yıllardan beri süregelen ve sorun teşkil eden noktaları süreç içerisinde tek tek ele alarak, toplantılar düzenleyerek, şehir içi, şehir dışı ve yurt dışı seyahatler gerçekleştirerek ve ciddi mesai harcayarak çözüme ulaştırdığımızı ifade etmekten mutluluk duyuyorum.

Bilindiği üzere, 2008 yılında başlayan global ekonomik krizden en çok denizcilik ve gemi inşa sektörleri etkilendi. Bu kapsamda, büyüyen bir Türkiye’de gemi inşa sanayinin de güçlü olması gerektiğini tüm devlet yönetimine her yönüyle anlattık. Bunu yaparken kendisi de bir gemi inşa mühendisi olan Başbakanımız Binali Yıldırım, yine gemi inşa mühendisi olan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Ahmet Arslan, Yüksek Denizcilik Okulu Mezunu ve Kaptan olan Müsteşarımız Suat Hayri Aka, Hızırreis Deniz ve Salim Özpak gibi genel müdürlerimizin gemi inşa mühendisi ve denizcilik kökenli olmalarının büyük avantajını yaşadık.

Enerji gemileri, offshore gemileri, römorkör, kimyasal tanker, koster, yat, ahşap tekne, askeri gemi gibi branşlaşmış olduğumuz gemi inşa alanları, altyapı ve teknoloji, tersane sayıları, teslim süresi ve kalite yönünden üretim kapasitesi, müşteri isteklerine karşı esnekliğimiz ve aynı anda yeni inşa ve bakım onarım yapan tersanelerimizin varlığı, ürün yelpazesinde çeşitlilik, 52 ülkeye 3 saatlik uçuş mesafesi ile uygun coğrafi konumumuz, gemi inşa sanayi alanında bölgenin güçlü ülkesi olma, demir çelik endüstrisinin desteği, gemi geri dönüşüm sanayinin mevcudiyeti, üniversiteler ve eğitim kurumları ile tecrübe, sayı ve yeterlikte insan kaynağı, Türk gemi inşa sanayinin rakip ülkelerle kıyasladığında öne çıkan güçlü yanları arasındadır. Güncel olarak gündemde yoğun şekilde lanse edilen “green” ve “eco” shipler konusunda da tersanelerimiz teknolojilerini geliştirerek çalışmalarına devam etmektedirler. Bu konuda gelecekte de yeni pazarlar bularak güçleneceğimize inanıyorum.

Dünyadaki gelişmiş ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda, denize kıyısı olan ülkelerin deniz kuvvetlerinin çok ileri düzeyde olduğu görülüyor. Bugün Türkiye olarak geldiğimiz noktada, Cumhurbaşkanımız önderliğinde hayata geçirdiğimiz MİLGEM projesinin Türk gemi inşa sanayi tarafından Türk Deniz Kuvvetleri’ne kazandırılması birçok önyargıyı yıktı. Artık Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın peş peşe askeri gemi ihalelerine çıktığını görüyoruz. Zira u konuda Türk tersaneleri önemli bir imkân ve kabiliyete ulaştı. Şu an yüzde 65-70 oranındaki yerli katkı oranı, gönül ister ki yüzde 100’e ulaşsın, bu gemilerin içindeki tüm donanımlar ve sanayi ürünleri Türkiye’de üretilsin. Yan sanayi anlamında da önemli gelişmeler olduğunu görmek bizi daha da umutlandırmaktadır.

Havuzlu çıkarma gemisi (LPD), sahil güvenlik arama kurtarma gemisi, yeni tip karakol botu, LCT ve LST (çıkarma gemileri), denizaltı kurtarma ana gemisi, kurtarma yedekleme gemisi ve lojistik destek gemisi gibi askeri gemi türlerini başarıyla inşa eden/etmekte olan ve bu gemilerin bir kısmının ihracatını gerçekleştiren 9 tersanemiz bulunmaktadır.

Hepimizin bildiği üzere, dünya ölçeğinde yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle Gemi İnşa Sektörü olarak bakımonarım ve savunma sanayi gemi inşasına ağırlık vermiş durumdayız.

Dünyada yardımcı sınıf olsun, muharip sınıf olsun kendi savaş gemisini özgün dizaynı ile inşa ve imal etme kapasitesine sahip ancak on beş ülkenin bulunduğu düşünüldüğünde, Türk gemi inşa ve yan sanayinin son yıllarda son derece önemli bir gelişme kaydettiği anlaşılmaktadır.

Sektörün 2008 yılından bu yana yaşadığı sıkıntıların çözülebilmesi için tersanelerimizin ortalama 18 yıl kalan irtifak hakkı sürelerinin tekrar uzatılmasının getireceği faydaları ve yapılacak yatırımların geri dönebilmesi için daha uzun sürelere ihtiyaç duyulduğunu İdaremize anlattık. Ayrıca sektöre yabancı sermaye girişinin önünün açılabilmesi için irtifak hakkı sürelerinin 49 yıla çıkarılması ve global krize bağlı olarak, kiraların cironun 1/1.000’ine indirilmesi önem arz etmekteydi. Gerçekleştirilen yeni düzenlemelerle yabancı yatırımcının ülkemize gelerek Türk gemi inşa sektörüne bilgi ve tecrübesini aktarma fırsatı da doğmuş oldu. Aynı zamanda, tersanelerimizin bankalar nezdinde kredibilitelerini arttırmış olduk. 2017 yılı itibariyle bürokratik işlemlerini tamamlayan birçok tersanemiz devletle olan sözleşmelerini tamamlayarak yeni tapularını almıştır.

GİSBİR olarak, sektörümüzün uluslararası arenada daha güçlü ve daha söz sahibi olması amacıyla, dünya genelinde gemi inşa sanayiinde ilk üç sırada yer alan Çin, Japonya ve G. Kore gibi güçlü Asya ülkelerinin de dahil olduğu “Active Shipbuilding Experts Federation (ASEF)”e yoğun çalışmalarımız ve toplantılarımız sonucunda 9 Kasım 2016 tarihinde bir protokol ile üye olduk. Üye olmamızla birlikte Asya gemi inşa sektörünün faaliyetleri ve gelişmelerini aktif bir aktör olarak daha yakından izleme ve faydalanma olanağını elde ettik. IMO nezdinde NGO statüsüne ulaşmasında katkımızın da olduğu ASEF sayesinde, hem IMO nezdinde hem de uluslararası platformlarda GİSBİR’in görünürlüğünü ve bilinirliğini arttırdık.

Bunların dışında, son dönemlerde ülkemiz ve sektörümüz ekonomisi üzerinde oluşturulmak istenen olumsuz yargıyı yıkmak için yurtdışı fuar ve organizasyonlara stant açarak ağırlıklı katılım sağladık, bayrağımızı yurtdışında çeşitli faaliyetlerde dalgalandırdık, sektörümüzü ve tersanelerimizi tanıttık ve bu faaliyetlerimize devam ediyoruz.

Global ekonomik kriz öncesinde, sektörümüzün ihracat rakamı 2.64 milyar USD ve tersanelerimizdeki istihdam sayısı 33 bin 480 kişi iken, göreve geldiğimiz 2011 yılında ihracat rakamı 1.27 milyar USD’ye, istihdam sayısı ise 20 bin 516 kişiye düşmüştü. Bugün itibariyle 1.10 milyar USD olan ihracat rakamımızın 2017 yıl sonu itibariyle, 1.4 milyar USD olacağı beklentimizle birlikte, tersanelerimizdeki istihdam sayımız ise 30 bin kişiye kademeli olarak yükselmiştir.

Devletimizce, 2018 yılında da açılacak ve ihalelerle özel sektöre yönlendirilecek yeni savunma sanayi projelerinin de gemi inşa sanayi için önemli bir destek olacağını değerlendirmekteyiz. Tersanelerimizin, 2017 yılında olduğu gibi 2018 yılında da pazarlama faaliyetlerine devam ederek yeni gemi inşa konusunda ilerleme sağlayacağı inancını taşımaktayız.

Bakım-onarım faaliyetlerinde ise, toplam tonajda 2017 yılı ile mukayeseli olarak çok farklı bir beklentimiz bulunmamakta olup, kendi içimizdeki rekabet şartlarında, bulunduğumuz seviyeyi korumaya çalışacağımızı düşünüyorum.

2018 yılı için öngörümüz; denizcilik sektörünün dünya ölçeğinde krizden çıkmasına bağlı olmakla birlikte, 2008’de başlayan ve bir hayli uzun süren olumsuz sürecin sonlarına geldiğimizi değerlendirmekteyiz. Ancak, daha önce de söylediğimiz gibi bizim için denizcilik alanında olumlu bir sürecin başlaması, bölgemizde yaşanacak olan istikrarla doğrudan ilişkilidir. Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkas bölgelerinin ortasında yer alan ve deniz yolları açısından önemli geçiş noktasında bulunan ülkemizin çevresinde yaşanan olumsuz ekonomik ve politik gelişmeler, doğal ve direkt olarak ülkemizi etkilemektedir. 2018 yılında denizcilik sektöründe yukarı hareket için buralardaki gelişmelerin istikrarlı bir yapıya dönüşmesinin beklentisi içinde olacağız. Umuyoruz ve diliyoruz ki, 2018 yılından itibaren denizcilik sektörünün dünya ve Türkiye ölçeğinde yukarı harekete başladığı bir döneme gireriz.

Bu vesileyle, ülkemiz açısından stratejik bir sektör olduğuna gönülden inandığımız Gemi İnşa Sektörüne emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Başbakanımız Sn. Binali Yıldırım’a, UDH Bakanımız Sn. Ahmet Arslan’a, UDH Müsteşarımız Sn. Suat Hayri Aka’ya, Genel Müdürlerimize, Bürokratlarımıza ve çalışanlarına bir kez daha en derin şükranlarımızı arz eder, sektörümüze hizmet eden, ebediyete ulaşmış büyüklerimizi rahmetle anar, tersane sahibinden gemi inşa mühendislerimize, işçilerimize ve tüm çalışanlarına saygı ve sevgilerimi sunarım.


 

İlginizi çekebilir...