Değerlendirme

2016 Yılı Değerlendirmesi ve 2017 Yılına Bakış



GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran



Türkiye’nin en eski sivil toplum örgütlerinden biri olarak, Türk gemi inşa sanayini ilgilendiren alanlarda benimsediğimiz, tespitlerimizde ve taleplerimizde gerçekçilik felsefesi anlayışı altında yoğun bir şekilde geçirdiğimiz bir yılın daha sonuna geldik.

Yaptığımız çalışmalar neticesinde sektörün gerçeklerini hem devlet kademesinde hem de kamuoyuna anlatarak, gemi inşa sanayinin ülke ekonomisi ve savunması için ve hatta uluslararası arenada sahip olduğu bu bayrağı yarıştırması için önemini, gerek rakamlarla, gerek ürettiğimiz tamamen yerli ve milli projelerle gösterdik. Artık sektörümüz dev projelerle, savunma sanayine yaptığı katkılarla ve sağladığı istihdamla gündemdeki haklı yerini alıyor. Bunlar bizlere ancak gurur verir.

Türk gemi inşa sanayinin temel sorunlarını belirleyerek ve eylem planı hazırlayarak, uzun yıllardan beri süre gelen ve sorun teşkil eden noktaları süreç içerisinde tek tek ele alarak, toplantılar düzenleyerek, şehir içi, şehir dışı ve yurt dışı seyahatler gerçekleştirerek ve ciddi mesai harcayarak çözüme ulaştırdığımızı ifade etmekten mutluluk duyuyorum.

Sorunların çözülmesinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN liderliğinde ve kendisi de gemi inşa mühendisi olan Başbakanımız Sayın Binali YILDIRIM’ın ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet ARSLAN’ın katkıları bizler için oldukça önemliydi. Özel bir ihtisas alanı olan sektörümüzün sorunları ve çözüm önerilerimize ilişkin Başbakanımızın ve Bakanımızın sektörü her yönüyle biliyor olması, sorunlarımızı anlatırken terminolojiye bağlı konuşabilmek bizi kesintisiz olarak hedeflerimize ulaştırdı.
Benim için “Denizlere hakim olan cihana hakim olur” sözünün anlamı ve değeri çok büyüktür. Dünyadaki gelişmiş ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda deniz kuvvetlerinin çok ileri düzeyde olduğu görülüyor. Bugün Türkiye olarak geldiğimiz noktada, ilk Cumhurbaşkanımız önderliğinde hayata geçirdiğimiz MİLGEM projesinin Türk gemi inşa sanayi tarafından Türk Deniz Kuvvetleri’ne kazandırılması birçok önyargıyı yıktı. Artık Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın peş peşe askeri gemi ihalelerine çıktığını görüyoruz, çünkü bu konuda Türk tersaneleri önemli bir imkan ve kabiliyete ulaştı. Şu an yüzde 60-65 oranındaki yerli katkı oranı, gönül ister ki yüzde 100’e ulaşsın, bu gemilerin içindeki tüm donanımlar ve sanayi ürünleri Türkiye’de üretilsin. Yan sanayi anlamında da önemli gelişmeler olduğunu görmek bizi daha da umutlandırıyor.

2008 yılında başlayan global krizden en çok denizcilik ve gemi inşa sektörleri etkilendi. Büyüyen bir Türkiye’de gemi inşa inşa sanayinin de güçlü olması gerektiğini tüm devlet yönetimine her yönüyle anlattık. Bunu yaparken kendisi de bir gemi inşa mühendisi olan Başbakanımız Binali YILDIRIM, yine gemi inşa mühendisi olan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Ahmet ARSLAN, Yüksek Denizcilik Okulu Mezunu ve Kaptan olan Müsteşarımız Suat Hayri AKA, Hızırreis DENİZ ve Salim ÖZPAK gibi genel müdürlerimizin gemi inşa mühendisi ve denizcilik kökenli olmalarının büyük avantajını yaşıyoruz. Denizcilik sektörünü bizden daha iyi bilen kişilerin İdare’de olması, her sorunumuza çözüm arayışımızda devlette ilgili bir uzmanın bulunması ve çözüm odaklı olmaları sektörün önünü açıyor. Çünkü kendileri de sektörden geldikleri için yaşanan sorunları çok çok iyi biliyorlar.

Sektörün 2008 yılından bu yana yaşadığı sıkıntıların çözülebilmesi için ortalama 18 yıl kalan irtifak hakkı sürelerinin tekrar uzatılmasının getireceği faydaları İdaremize anlattık. Yapılacak yatırımların geri dönebilmesi için daha uzun sürelere ihtiyaç duyulmaktaydı. Ayrıca sektöre yabancı sermaye girişinin önünün açılabilmesi için irtifak hakkı sürelerinin 49 yıla çıkarılması önem arz etmekteydi.  Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantajlarını göz önünde bulundurarak ülkemizde ortaklık kurup, yatırım yapmak isteyen birçok Uzakdoğulu tersane sahibi ile irtifak hakkı süresinin kısalığından dolayı sıkıntı yaşıyorduk. Gerçekleştirilen yeni düzenlemeyle yabancı yatırımcının ülkemize gelerek Türk gemi inşa sektörüne bilgi ve tecrübesini aktarma fırsatı da doğmuş oldu. Bu düzenleme ile yabancı yatırımcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda tersaneler arasında birleşmeler söz konusu olabilir.

Ayrıca tersanelerimiz yeni gemi inşa finansmanında teminat problemleri yaşıyordu. Çünkü ipotek edebildiğimiz irtifak hakkımız kalan irtifak hakkı süresi kadar yapılabiliyordu. Kalan sürenin azlığı yeni inşa konuşulduğunda verebileceğimiz teminatı büyük ölçüde düşürüyordu. Şimdi irtifak hakkı sürelerini tekrar 49 yıla çıkaran düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle, teminat miktarımız neredeyse üç katına çıktı. Tuzla için bir örnekleme yaparsak; 1,5 milyon metrekare olan Tuzla Tersaneler Bölgesi’nin değeri; dönümü 2 bin dolardan 3 milyar dolar civarındaydı ancak bu 49 yıl için geçerliydi. Biz kalan sürelerden dolayı bunun sadece 500 milyon dolar kadarını kullanabiliyorduk. Şimdi irtifak hakkı sürelerinin uzatılmasıyla sektöre yaklaşık 2 milyar dolarlık bir kredi girişi daha sağlanmış oldu. Bunu iyi değerlendirebilirsek sektörün önüne koyduğu büyük ihracat hedeflerine ulaşması mümkün olabilir.

Yeni yasa kapsamında; Milli Emlak Müdürlüklerine verilecek 4706 sayılı yasadan yararlanma isteği dilekçesiyle, irtifak hakkı sureleri 49 yıla çıkarılıyor ve yıllık irtifak hakkı bedeli de hasılatın binde 1’i miktarında oluyor. Tersaneler devlete açtıkları davaları geri çektiği takdirde sözleşmesini uzatabiliyor. Bu gemi inşa sektörü için oldukça önemli bir kazanım. Emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu yasayla tüm tersanelerin irtifak hakkı sözleşmeleri bazı konularda tek tip haline gelecek ve böylelikle geçmişten gelen farklı sözleşmeler de ortadan kalkmış olacaktır. Eskiden yapılan sözleşmelerde bulunan bazı maddelerden dolayı bankalar ipotek vermiyordu, işte bu da yeni yasayla aşıldı.

Bilindiği üzere dünya ölçeğinde yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle Gemi İnşa Sektörü olarak bakım-onarım ve savunma sanayi gemi inşasına ağırlık vermiş durumdayız. Devletimizce 2016 yılında açılan ve 2017 yılında açılacak yeni savunma sanayi projeleri gemi inşa sanayi için bir can simidi olmaktadır.

2017 yılı için öngörümüz; denizcilik sektörünün dünya ölçeğinde krizden çıkmasına bağlı olmakla birlikte, 2008’de başlayan ve bir hayli uzun süren olumsuz sürecin sonlarına geldiğimizi değerlendirmekteyiz. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi denizcilik alanında olumlu bir sürecin başlaması, bölgemizde yaşanacak olan istikrarla doğrudan ilişkilidir. Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkas bölgelerinin ortasında yer alan ve deniz yolları açısından önemli geçiş noktasında bulunan ülkemizin çevresinde yaşanan olumsuz ekonomik ve politik gelişmeler, doğal ve direkt olarak ülkemizi etkilemektedir. 2017 yılında denizcilik sektöründe yukarı hareket için buralardaki gelişmelerin istikrarlı bir yapıya dönüşmesinin beklentisi içinde olacağız. Umuyoruz ve diliyoruz ki 2017 ilk yarısı için olmasa bile 2. yarısından itibaren denizcilik sektörünün dünya ve Türkiye ölçeğinde yukarı harekete başladığı bir döneme gireriz. 

Gemi inşa sanayinin uzun süredir önünde bulunan Revizyon İmar Planı ve irtifak hakkı süreleri gibi yapısal engellerin aşılmasıyla, sektörümüz geleceğe daha güvenli bakmaya başladı. 2008 yılından sonra sektörümüz, yeni pazarlar arayarak kimsenin aklında olmayan projelerin Türk tersanelerinde inşa edilmesini, üretilmesini sağladı. Gelecekte de yeni pazarlar bularak güçleneceğimize inanıyorum.

Bu vesileyle ülkemiz açısından stratejik bir sektör olduğuna gönülden inandığımız Gemi İnşa Sektörüne emeği geçen Devlet Büyüklerimize, Bürokratlarımıza ve çalışanlarına bir kez daha en derin şükranlarımızı arz eder, sektörümüze hizmet eden, ebediyete ulaşmış büyüklerimizi rahmetle anar, tersane sahibinden gemi inşa mühendislerimize, işçilerimize ve tüm çalışanlarına saygı ve sevgilerimi sunarım.

Gemi İnşa Sanayimiz için 2016-2017 Yıllarına Dair Kısa Notlar

TMMOB GMO Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Uyğur




Dünyada, 2008 yılından beri denizciliğe verilen krediler azalmış, daralan dünya ticareti, aşırı fazla deniz ticaret filosu varlığı ile çakışınca navlunlar düşmüş armatörlerin öz kaynakları azalmıştır ki, bu da yatırım yapma imkanlarının daralmasına neden olmuştur. Bu durum geçtiğimiz 8 yılda tersanelerin zarar ederek kapanmasına ya da konsolide edilerek sayılarının azalmasına yol açmıştır.

2016 yılında tanker taşımacılığı toparlanma göstermiş ne var ki bu toparlanma yeni gemi sipariş verme boyutuna henüz varmamıştır. Özellikle tanker taşımacılığında 2016’nın ilk yarısında da olsa yükselen navlunlar 2. el tanker satışlarını azaltmış ve tanker satmak yerine elde tutarak işletme tercih edilir olmuştur. Henüz, yeni inşaada yüksek talep doğmamış olsa da bu durum tersaneler için bir umut yaratmaktadır.

Dünya ekonomisinin, 2016 yılı genelinde daralan bir seyir izlemiş olması nedeniyle, özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyüme rakamlarının çok olumsuz olacağı şimdiden görünmektedir. Gelişmekte olan bir ülke olarak ülkemiz hepimizin de tanık olduğu gibi dünyadaki olumsuz ekonomik konjonktüre ilave olarak terör, darbe kalkışması, Ortadoğu belirsizliği gibi birçok problemle başa çıkmak zorunda kalmıştır.

Gemi inşaa açısından 2016 yılında yaşadığımız olaylar göz önüne alındığında çok olumsuz geçmediğini söyleyebiliriz. Sektör en olumsuz koşullarda bile varlığını sürdürebildiğini ve gelişebildiğini kanıtlamıştır.
Savunma sanayi projeleri olan SGAK, YTKB, LCT, gemilerinin 2014-2015 yıllarında geçici ve kesin teslimleri yapıldıktan sonra 2016 yılında LST, Ratship, MOSHİP LPD ve lojistik destek gemilerinin inşaatları devam etmektedir. Savunma Sanayine yönelik yeni ihalelere hazırlıklar sürmektedir ve bu ihalelerin sonuçlanması ile sektöre ciddi girdi sağlanacaktır.

Savunma sanayinin ihtiyaçlarını karşılayacak projeler sektörde ekonomik bir hareketlilik yaratmanın ötesinde sektörü ileriye devindirecek değişimlere zorlamaktadır ki biz mühendisler açısından bu yönü her türlü parasal büyüklüğünün üzerindedir.

Gemi inşaatında global daralma yaşanırken ülkemizde tersanelerin elini kolunu bağlayıp beklemediğini tesislerini endüstriyel başka projeler için kullanmaya başladıklarını görüyoruz ve GMO olarak bu gelişmeyi de çok önemsediğimizi belirtmek isteriz.

Bilindiği gibi Sefine ve Türkter Tersaneleri Osmangazi Köprüsü’nde önemli miktarda çelik konstrüksiyon işi üslenmişlerdir. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün çelik tabliyeleri Tuzla Gemi Tersanemiz tarafından yapılmıştır. 3. havaalanında Sefine Tersanesi ve Türkter Tersanesi önemli oranda çelik konstrüksiyon işi yapmaktadır. Bu örnekler sektörün ürün çeşitliliğini artırma yeteneğinin yüksekliğini gösterirken sanayileşme serüveninde de nasıl hızla yol alındığına işaret etmektedir.

Tamir tersanelerimiz kıran kırana bir rekabet ortamında işlerini sürdürmekle kalmamış her türlü zorluğa rağmen yatırım yapabilme yeteneklerinin varlığını gösterebilmişlerdir. 8 Eylül 2017 tarihinde BWM (Ballast Water Management) sözleşmesinin yürürlüğe girecek olması, gerek var olan filoya Ballast Water Treatment sistem montajının yapılması gerekse öne çekilen klas sörveyleri ile 2017 yılına ilave bir tamir talebi yaratacaktır ki bu da, tamir tersanelerimiz açısından ilave bir iş potansiyeli anlamına gelmektedir.

Yeni inşaa 2016 yılını 2015 yılında imzaladığı kontratları realize etmekle geçirmiş ve birçok projeyi 2017’nin 2. yarısında teslim edecek duruma getirmiştir. Yeni inşaa alanındaki kötü haber 2016 yılında yapılmış kontrat sayısının çok az olmasıdır. Bu durum eldeki gemiler teslim edildikten sonra bir boşluk dönemine girilebileceğini işaret etmektedir. Yine de duruma makro baktığımızda sektörün bu güne kadarki birikimleri ile bu zorlukları aşabilecek bir güce sahip olduğunu söyleyebiliriz. Hükümetimiz tarafından Tuzla bölgesindeki tersanelerimizin kiralama sürelerinin yeniden 49 yıl daha uzatılması var olan gücü ve motivasyonu artıran bir faktör olmuştur. Devleti arkasında hissetmenin motivasyonu ve bugüne kadarki birikimleri ile tersaneciliğimiz bu zor günlerden gelişerek, değişerek, güçlenerek çıkacaktır.


Geri
share on twitter share on facebook