SEFT Gemi Tasarım Genel Müdürü Semih Zorlu: "Nitelikli Projelere Odaklandık"

Semih Zorlu, Emrah Sağıroğlu, Ferdi Çiçek ve Taylan Karakaya ortaklığıyla 2001 yılında kurulan SEFT Gemi Tasarım, son dönemde imza attığı Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi ile Kurtarma ve Yedekleme Gemileri ve Sismik Araştırma Gemisi gibi özel projelerle adından söz ettiriyor.


Temmuz-Ağustos 2015 / Sayı: 39

Firma adını, ortakların isimlerinin baş harflerinden alan SEFT Gemi Tasarım’ın Genel Müdürü Semih Zorlu, firma ve gemi tasarımı ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Zorlu, 2001- 2008 yılları arasında, daha çok farklı tip ve tonajlarda ticari gemi tasarımları yapan firmanın, 2008’den sonra savunma sanayii ve diğer özel projelere odaklandığını söyledi…



TERSANE
: SEFT Gemi Tasarım hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

SEMİH ZORLU: SEFT Gemi Tasarım 2001 yılında kuruldu. 2008 yılına kadar farklı tip ve tonajlarda tanker, kuru yük, yat, balıkçı gemileri ve yolcu motorlarının tasarımı ile yurtdışında yapılmış bir tasarımın Türkiye’de mühendislik tasarımının yapılması gibi projeler gerçekleştirdik. 2008 yılından itibaren ise bu ticari projelerin yanı sıra savunma sanayii konusunda da çalışmalara başladık.
2009 yılında Avrupa Birliği’nin desteği ile Romanya’nın nehirlerden oluşan sınırlarında karakol görevini görecek 5 adet nehir tipi hızlı karakol botlarının tasarımı SEFT Gemi Tasarım olarak ilk savunma sanayii ürünümüz oldu.
2010 yılı Haziran ayında ise Türk Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyacına binaen Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın tedarik ettiği bir adet Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi ve 2 adet de Kurtarma ve Yedekleme Gemilerinin konsept, fonksiyonel ve detay tasarımı dahil olmak üzere tüm tasarım süreçlerini yürütmeye başladık. Bu anlamda yerli bir tasarım firması olarak bir ilki gerçekleştirmekteyiz.
Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi ve Kurtarma ve Yedekleme Gemileri projesi, pek çok ilki barındıran bir proje. Denizaltı kurtarma operasyonları için dünya üzerinde iki büyük konsept var, biri NATO (NSRS) ve diğeri de US Navy (SRDRS) konseptleri. Bu konseptlerin ikisinin birden icra edilebileceği dünya üzerindeki tek gemi. 600 metre derinliğe kadar ventilasyon kabiliyeti, içinde yaklaşık 14mW enerji üretildiği ve dağıtımının gerçekleştirildiği, dinamik konumlandırma, yara alan/kaza yapan denizaltının tespiti gibi pek çok operasyonu içinde barındıran ve bir örneğinin olmadığı böylesine zor bir geminin tasarım süreci hakikaten pek çok zorluğu barındırıyordu. Bizim açımızdan şirketimizin büyümesini hızlandıran önemli bir proje olduğu kadar, böylesine farklı tipteki teknolojilerin Türk mühendisler tarafından gerçekleştirilmesi de değerlendirildiğinde ülkemiz açısından ayrı bir önem ve anlam taşıdığını düşünüyorum.
2011 yılında da milli gurur kaynağımız ülkemizin ilk 2 boyut ve 3 boyutlu araştırma kabiliyetine sahip Sismik Araştırma Gemisi tasarımına başladık. Şu anda bu projenin tasarımına devam ediyoruz.
2012 yılında başladığımız SAR 33 Sınıfı Sahil Güvenlik Botlarının modernizasyon projesi de bu ay içinde botun geçici kabulünün yapılması ile sona erecek.
Savunma Sanayii ihracatı olarak bir diğer projemiz de Tayland Kraliyet Donanması için 2013 yılında başlayıp geçen yıl tamamladığımız Askeri Denizde İkmal Tankeri. Projenin konsept ve fonksiyonel tasarımını bizler tamamladık, inşa süresince imalat tasarımlarını danışmanlığımız ile Marsun Dockyard tamamladı. Tanker geçici kabulü yapıldı ve başarı ile görevini icra etmekte.
Bu yıl da Karadeniz Holding’le dünyanın en büyük “Power Ship”inin fonksiyonel ve detay tasarımını yapmak üzere çalışmalara başladık. Yaklaşık 300 metre boy ve 50 metre genişliğe sahip bir bulk carrier’in içinde toplamda yaklaşık 500 megawatt’lık bir enerji tesisi kuruluyor. Bunun da projelendirmesini biz gerçekleştiriyoruz.


SEFT Gemi Tasarım tarafından tasarlanan Sismik Araştırma Gemisi

TERSANE: Ticari projelerle nitelikli, özel projelerin tasarımı arasında ne gibi farklar var?

SEMİH ZORLU: Nitelikli projelerin ana konseptinin oluşturulması ciddi bir mesai. Ve bu mesai tasarımcı gözüyle tamamlanması gereken, sürekli çözüm odaklı olduğumuz, farklı alternatif çözümleri değerlendirerek optimize ettiğimiz bir mesai. Geminin arzu edilen ve alışılagelmedik operasyonunu icra edebilmesi için genel sistem mimarisinin oluşturulması, örneğin kullanılacak olan güçlerin, yapının, genel sistematiğin belirlenmesi; bunların müşterinin isteklerine, çeşitli sivil veya askeri yönergelere, klas kurallarına uygunluğunun sağlanması gerekiyor.
Ardından da bu tasarımın gerçekten imal edilebilir ve uygulanabilir olması lazım. Bu amaçla simüle edilmesi lazım. Dolayısıyla 3D modelleme yazılımlarının kullanılması ve tüm sistem ve ekipmanların gemi ile entegre olduğunun görülmesi lazım.
Bu sebeple standart projeler ile nitelikli projelerin aralarında çok fark var. Kullandığınız yazılımlar da bu sebeple fark ediyor. Şu anda bizim kullandığımız yazılımlar, dünya ölçeğinde kullanılabilecek en iyi yazılımlar.
Yazılım ve donanım altyapısı olarak uluslararası standartlarda bir dizayn ofisi olmanız lazım ki, Denizaltı Kurtarma Gemisi gibi veya Sismik Araştırma Gemisi gibi gemilerin anahtar teslimi projelerinin tamamına hükmedebilesiniz.
Çünkü bu gemilerde bizim verdiğimiz proje hizmeti sadece bir konsept tasarım değil. Fonksiyonel ve üretim tasarımını da içeriyor. Sahadaki sacı, boruyu üreten, kablo yollarını atan işçinin bunları nasıl yapacağını atölye resimlerinden sahadaki montaj resimlerine kadar hazırlıyoruz. Ekibin büyük mesai yoğunluğunu da bu oluşturuyor zaten.
Yani bir geminin kurulmasının bütün projesi A’dan Z’ye buradan çıkıyor. Böylece dünyada ilk olan nitelikli bir projeyi bizler sanal ortamda üretmiş ve 3 boyutlu ortamda denemiş oluyoruz. Böylece, işçilik, maliyet, malzeme, enerji maliyetlerini olabildiğince azaltmış oluyoruz.
Örneğin, Karadeniz Power Ship projesinde geminin yapacağımız kısımlarının burada 3 boyut modellerini kurduk. Karadeniz Power Ship’te işletmede çalışan personel gelip bu model üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Onların yönlendirmesiyle model üzerinde tadilatlar yapıldı. Sahaya inen resimler, kullanıcının sanal ortamda bir kademe daha görebildiği bir hale geldi. Tabi ki bu çok yoğun bir mesai.



TERSANE: Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?

SEMİH ZORLU: Şu an 43 kişiyiz. 10 tanesi yüksek lisanslı olmak üzere 29 mühendis ve 13 tekniker. Yani eğitim seviyesi yüksek, hem akademik hem de mühendislik tecrübesi anlamında iyi bir ofis olmaya gayret ediyoruz.
2001-2008 aralığında ürettiğimiz gemilerin tamamında üretimde yer aldık. Gemiler tersanede imal edilirken, tersaneyle de armatörle de sürekli diyalog halinde olduk. Dolayısıyla ekip imalat konusunda da tecrübe kazandı.
Ekip içindeki arkadaşları seçerken de daha çok imalat kökenli arkadaşları alıp onları tasarıma adapte etmeye çalıştık. Şu anda ekipteki arkadaşların yarısı imalat yarısı tasarım kökenli. Bunun da artılarını görüyoruz. Konsept ana tasarımda daha çok tasarım kökenli arkadaşların etkinliği var. Ama detay tasarımda, projenin sahada imal edilebilirliği konularında imalat kökenli arkadaşların etkisi daha çok oluyor.

TERSANE: Özel tip gemiler dışında, ticari gemi tasarımlarınız da devam ediyor mu?

SEMİH ZORLU: 2008 krizinden sonra 2010’a kadar standart, yani konvansiyonel tipte gemiler için teklifler verdik. Ama 2008-2010 aralığında krizden dolayı kimse önünü göremediğinden yatırımlarla ilgili bir cevap alınamadı. O dönem bütün tersaneler, bütün tasarım ofisleri aynı şeyi yaşamıştır muhtemelen. Yoğun teklif verdiğimiz ama sermaye sahibinin bir türlü karar veremediği, karar verdiği zaman da en ucuz, en kolay, en basit haline yöneldiği yıllar. O yıllarda Arkas için iki adet yakıt barge’ı tasarladık (M/T YILDIZBURNU ve M/T ALSANCAK 2 gemileri). Bu yıl itibariyle yavaş yavaş ticari gemilerle ilgili tekrar talepler almaya başladık.

TERSANE: Tasarımını yaptığınız gemilerde kullanılacak malzemelerin seçiminde etkiniz nedir?

SEMİH ZORLU: Süreç şöyle işliyor: Tasarımda yer alan kapasiteyi biz belirliyoruz. Detay tasarımını da biz yapıyorsak, tersane ile koordinasyonuna başlıyoruz. Örneğin, “en az 80 Kw’lık şu özelliklere sahip bir ekipman gerekir” diyoruz. Tersane de bu özelliklere sahip ürünlerden birini tercih ediyor. Tabi tasarımı yaparken hedeflediğimiz veya referans aldığımız bir ürün mutlaka oluyor. Bunu da belirtiyoruz. Tersane de aynı özelliklere sahip malzemeler içinde ticari anlamda veya teslim süresi anlamında hangi malzemeyi tercih ederse kullanabiliyor. Tabi öncesinde kullanacağı malzemeyi bize teyit ettiriyor.
Bizim tasarımcı olarak üreticiye imalat kolaylığı sağlayabilmek için yeni ürünleri takip etmemiz, bilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla ekipman ve malzeme üreticisi firmalarla mutlaka temaslarımız oluyor. Kural değişiklikleri ya da yeni ürünlerle ilgili görüşüyoruz. Bunları da tasarımlarımıza yansıtmaya gayret ediyoruz.


SEFT Gemi Tasarım firma ortakları: Ferdi Çiçek, Semih Zorlu, Taylan Karakaya ve Emrah Sağıroğlu

TERSANE
: Savunma Sanayi gemileri ya da Sismik Araştırma Gemisi gibi özel tip gemilerde farklı uzmanlık konularında dışarıdan destek alıyor musunuz?

SEMİH ZORLU: Askeri Gemilerdeki silah sistemleri veya Sismik Araştırma Gemisindeki sismik sistemler gibi sistemlerle ilgili firmalarla toplantı yapıyoruz. Yoğun toplantılarla interaktif bir şekilde adım adım ilerliyoruz. Özellikle sismik araştırma gemisinde bu çalışma çok yoğun yapıldı.
Sismik Araştırma Gemisinde 8 km uzunluğunda 8 adet (sismik “streamer”) kabloyu denize seriyorsunuz. Gemi içinde yüksek basınçlı bir hava üretiyorsunuz ve bu havayla “gun” denilen hava tabancaları ile ürettiğiniz sesin deniz dibi yapısından gelen yankısını streamerlarla dinleyerek yer kabuğunu ve özelliklerini gemideki bilimsel araştırma laboratuvarında inceliyorsunuz.
Bu, dünya üzerinde sadece ve sadece sınırlı sayıdaki bilimsel araştırma yapan personelin bildiği bir operasyon. Aynı şekilde Denizaltı Kurtarma Ana Gemisindeki dalış, kurtarma operasyonları son derece sınırlı sayıda kuvvet personelinin bildiği operasyonlar. Dolayısıyla bu operasyonlar hakkında bilgi sahibi olabilmek için bizlerinde öğrenci gibi ders çalışmamız, incelemelerde bulunmamız ve etüd etmemiz gerekiyor. Bu ön çalışmalardan sonra toplantıya oturduğunuzda bir öneriniz, bir tasarım taslağınız olması gerekiyor. Ardından da konu hakkındaki uzman kişi ve üretici firma uzmanlarıyla görüşerek adım adım ilerliyorsunuz.
Bahsettiğim tüm tasarımlar yüzde 100 SEFT çatısı altından çıktı. Herhangi bir dış destek almadık. Bu operasyonlar, alt yüklenicilerin, onların getirdiği uzmanların tartışmalarıyla olgunluğa ulaştı.

TERSANE: Yurtdışına yaptığınız projeler de var. Yurtdışı projelerin yurtiçi projelere oranı nedir?

SEMİH ZORLU: Şu an için yurtdışı satışlar, bütçe veya iş yoğunluğu anlamında yüzde 10’u civarında. Yurtdışındaki, özellikle Avrupa’daki dizayn ofisler, kendi ülkelerinin talepleriyle çok yoğun tecrübe kazanmış, belli bir olgunluğa erişmiş, o kazandığı tecrübeyi de kendi ülkesinin dışına satan ofisler. Örneğin Hollanda’da veya Norveç’te yer alan tasarım ofisleri, kendi ülkesindeki taleplerle kazandığı tecrübe ve bütçe ile zaten arzu ettikleri noktaya varıyorlar. Sonrasında o tecrübeyi dışarıya satarak işini yürütebiliyor.
Bizim Türkiye’de iç talebimiz çok yüksek değil. Bizim bu güzel mekânla, bu kadar nitelikli insanı buluşturmamızı sağlayan şey, savunma sanayii projeleri. İç talebin doğru bütçeyle kurgulandığı, mühendisliğin ve bilginin öneminin yadsınamayacağı projeler. Onun dışındaki projelerle böyle bir ivmeyi yakalamamız zaten mümkün değildi. Diğer ülkeler bunları belki 80-100 yıldır yaptığı için tecrübe ve gelişmişlik seviyeleri belli bir noktaya gelmiş. Dolayısıyla, bizim yurtdışı satışlarımızın artması için mevcut örneklerimizin tamamlanmış olması, farklı tip tasarımlarımızın gerçekten belli bir olgunluğa erişmesi lazım.
Örneğin, uluslararası savunma sanayi fuarlarına katılıyoruz. Gelen ziyaretçinin ilk sorusu: “hangi ülkedensiniz?” Takdir edersiniz ki, ülkemizin marka değeri önder ülkeler seviyesinde değil, birinci sorudan alınan cevap istenen memnuniyeti vermiyor. İkinci soru: “Ne yapıyorsunuz?” Cevap Askeri deniz platformları, sivil projeler vs. ise bir soru arkadan geliyor “Ülkenin bu konudaki geçmişi ne?” Cevap maalesef ki çok eskiye dayanmıyor olduğu. Bir diğer soru ile görüşme tamamlanıyor: “Yaptığınız referans ürünleri gösterir misin?” Bu konudaki milli örneklerimiz de son derece sınırlı sayıda. Ve ziyaret neticeleniyor. Sonuç olarak ve bu sorulardan alınan bir ders olarak; bizim kendi iç talebimizi artırmamız lazım ki, tasarımcı olarak bizler, ardından tersanelerimiz bu tecrübeleri kazanalım. Yeri geldiği zaman referanslarımızı gösterebilelim.

TERSANE: Deniz araçları dışında bir çalışmanız oldu mu?

SEMİH ZORLU: Biz bugüne kadar gemi tasarımı üzerine çalıştık. Sektörel dalgalanmalarda tek sektörde çalışıyor olmamızın bir dezavantajı var. Bunu zaten yaşadık. Karadeniz Power Ship projesi aslında bir “power plant”. Şu an kullandığımız yazılım ve edindiğimiz bilgi, karadaki enerji tesislerinde de kullanılabilecek seviyede. Dolayısıyla yavaş yavaş bu alana adım atmaya gayret ediyoruz. Ki, denizcilikte bir dalgalanma olduğunda, mühendislerimizi “plant”le ilgili işlemlere yönlendirebilelim. Yani, yavaş yavaş ikinci bir iş kolu daha kurmaya çalışıyoruz.
 
TERSANE: Gemi inşa sanayiinin Türk tasarımcıya bakışı nasıl?

SEMİH ZORLU: Türk tersaneleri daha çok yerli tasarımcıyla çalışıyor. Bununla ilgili kimsenin bir ön yargısı yok açıkçası. Zaten sektörde herkes birbirini iyi tanır, kapasitesi nedir, hangi işi yapabilir, bilir. Dolaysıyla bir yerli-yabancı yarışına girmedik. Ancak Sismik Gemi projesinde, bu konuda tartışmalar yaşandığına şahit olduk. Bir Türk dizayn ofisinin, sismik kadar spesifik bir gemiyi tasarlayabileceğine çok inanmadı insanlar. Özellikle know-how ve mühendislik konusunda böyle teknolojik bir gemiyi bir Türk tasarım ofisinin yapabileceği konusunda yoğun tartışma oldu. Ancak bunlar aşıldı, bir sıkıntı yaşamadık. Gemi suya indi, şu anda donatılıyor, yakın zamanda liman testlerine başlayacak. Dolayısıyla bu tarz önyargıları da yenmeye başlıyoruz.
Bizim kendimize güvenmemiz lazım. Biz SEFT çatısı altındaki arkadaşlarımla birlikte birbirimize inandık ve güvendik. Bizimle çalışan tersaneler, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın, Deniz Kuvvet-leri’nin de zamanla kalite ve yaklaşımımızı gördükçe bize inandığını ve güvendiğini gördük. Bizler de bu güveni boşa çıkarmayacak şekilde ilerlemek için çalışıyoruz.

TERSANE: Türkiye’deki gemi tasarım firmalarıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

SEMİH ZORLU: Türkiye’de çok iyi firmalar var ama sayıları çok değil. Çünkü talep yüksek değil. İrili ufaklı bazı firmalar kriz nedeniyle maalesef kapandılar. Şu anda sayı olarak bir elin parmaklarını geçmez ama nitelik olarak, çok doğru çözümler üreten, doğru firmalar var.

TERSANE: Geleceğe yönelik planlarınızdan, projelerinizden bahsedebilir misiniz?

SEMİH ZORLU: Savunma Sanayiine girince farklı bir potaya girmiş olduk. Bununla ilgili sürekli teklif hazırlığındayız. Yakın zamanda bir karakol botu tasarımımız inşallah realize olacak. Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın yeni projeleri var: Dalış Eğitim Botları, Yüzer Havuz Projesi veya şu anda devam etmekte olan Havuzlu Çıkarma Gemisi projesi. Bu projelerin içinde mühendislik aşamalarında yer almaya gayret ediyoruz. Şu ana kadar katıldığımız seminer ve fuarlarda gördük ki ticari gemi alanında yeniden bir canlanma olacak. Yeni kurallarla birlikte daha ekonomik, tasarruflu, çevreci, konforlu gemiler üretilecek. Bu konuda da konsept tasarım hazırlıkları yapıyoruz ki talep oluşmaya başladığında hazır çalışmalarımızı sunabilelim.

TERSANE: Genel olarak gemi inşa sektörünü kısaca değerlendirebilir misiniz?

SEMİH ZORLU: Şu anda Kore, Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’da ciddi manada ucuz işgücü ve ucuz bir gemi inşa sanayii var. Avrupa’da da farklı tip gemiler için know-how var. Biz bu ikisinin tam ortasında kaldık. Ne Uzakdoğu kadar ucuz, planlı ve hızlıyız; ne de Avrupalı kadar elimizde know-how var. Gemi inşa sanayiinin zirve yaptığı dönemde, Uzakdoğu’nun bakamadığı, yetişemediği talep bize damlıyordu. O damlama ile bile dünya dördüncülüğüne ulaşabilmiştik. O trendin birkaç yıl içinde yeniden canlanacağını tahmin ediyorum. Çünkü, krizden bugüne önemli yıllar geçti ve gemiler yaşlandı. Yavaş yavaş yenilenme ihtiyaçları doğacak. Türkiye gemi inşa sanayiinde butik çalışmasıyla var olan bir ülke. Nitelikli iş gücü, Avrupa’ya lokasyon olarak yakınlığı gibi artı değerlerin yavaş yavaş öne çıkacağını tahmin ediyorum.
Çok fazla sayıda tersanemiz var. Belki o tersanelerin, ticari anlamda mümkünse biraz daha bir araya gelerek, daha yüksek kapasiteli işlere girebilmelerinde fayda var. Bu kolay bir iş değil ama bir çıkış yolu. Uzun vadeli güzel örnekler veren tersaneler, zaten şu anda çalışan tersaneler. Yeni gemi üretim anlamında Yalova’da 4-5 tersane, Tuzla’da belki 5-6 tersane faaliyetlerine devam ediyorlar. Diğer tersanelerimiz de kısmen tamire döndü, kimisi de ciddi manada küçülerek pozisyonunu korumaya gayret etti. Buradan çıkış yolu, doğru nitelikli ürünleri yurtdışına sunabilmek. Yurtdışında yapılacak projeleri Uzakdoğu’ya göndermeyecek fiyat ve zamanlarla onların karşısına çıkabilmek lazım.
Tabi bu kriz döneminde çok ciddi manada know-how ve insan kayboldu. Pek çok kişi sektörden uzaklaştı. Arada olan boşlukta referans projeler de olmadığı için yeni insanlar eğitilemedi. Dolayısıyla arada bir insan kaynağı eksiği de var. “Re-start” etmemiz biraz zaman alacak, ama olacaktır.
Bu kötü giden dönemlerde de ilerlememizi SEFT olarak sürdürmeye ve nitelikli insan gücü için bir buluşma noktası olmaya gayret ettik. İnşallah önümüzdeki yıllar çok daha büyük ve zor işlere imza attığımız yıllar olacaktır.

Geri