Europort Istanbul, Opened Its Gates on 11 March

On behalf of IMEAK Chamber of Shipping, Exposhipping Europort Istanbul, 13. International Marine Fair is organised by UBM NTSR International Fair and Congress Organisations and AHOY Rotterdam partnership.
It opened its Gates on 11 March.

News continues in Turkish...

Exposhipping Europort İstanbul, 13.Uluslararası Denizcilik Fuarı, 11-14 Mart 2015 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde İMEAK Deniz Ticaret Odası adına, UBM NTSR Uluslararası Fuar ve Kongre Organizasyonları ve AHOY Rotterdam işbirliğiyle düzenleniyor. 
T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın da kurulmasıyla yeni bir yön ve ivme kazanan Türk Denizcilik Sektörü’nün fuarı Europort İstanbul, en yüksek katılımcı, ziyaretçi ve metrekare hedefi ile 2015 yılında da emin adımlarla yürüyor.
Europort İstanbul 2015, ulusal ve uluslararası gemi inşa ve yan sanayi, gemi bakım-onarım, gemi ekipman ve teknolojileri, brokerlık, armatörlük, denizcilik lojistik ve teknolojileri, liman işletmeciliği ve teknolojileri, megayat ekipman ve teknolojileri, gemi geri dönüşümü, offshore ve enerji, gemi donatım ve malzemeleri, denizcilik savunma sanayi, kumanyacılık, can güvenliği ve ekipmanları firmaları, eğitim kurumları, ilgili dernek, birlik, kurum ve kuruluşlarını 13. kez biraraya getirecek.
Fuar, Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR), Gemi Sanayicileri Derneği (GESAD), KOSGEB, Romanya Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (ANCONAV), Hollanda Denizcilik Teknolojileri Birliği (NMT), Fransız Deniz Endüstri Grubu (GICAN) ve Norveç Denizcilik İhracatçıları (NME) tarafından da destekleniyor. İstanbul Fuar Merkezi Salon 9, 10 ve Fuayede gerçekleştirilecek olan fuarda 30 ülkeden 550 markayı temsil eden 200 katılımcının ağırlanması bekleniyor.
Europort İstanbul, 2013 yılında 41 ülkeden 212 katılımcı, 538 marka ve 7 bin 542 sektör profesyonelini biraraya getirmişti. Denizcilik sektöründe umutların devam ettiğini tüm dünyaya göstermek vizyonuyla yola çıkan Europort İstanbul Proje Ekibi, 11 bin metrekarenin üzerinde bir alanda gerçekleştirilecek fuar için çalışmalarına devam ediyor.

Norveç Gemi Ekipmanları Sanayi Mini Semineri
11 Mart’ta gerçekleştirilecek olan fuarın açılış töreninin ardından “Norveç Gemi Ekipmanları Sanayii” konulu bir mini seminer gerçekleştirilecek. Norveç Kraliyet Büyükelçiliği himayesinde ve Deniz Ticaret Odası desteğiyle, GIEK- The Norwegian Export Credit Guarantee Agency (Norveç İhracat Kredi Garanti Kurumu) tarafından verilecek olan seminerde Norveçli gemi ekipmanları üreticisi firmaların ürünleri ve finans yöntemleriyle ilgili bilgiler verilecek.
Gemi Geri Dönüşüm Semineri
Fuarın ikinci günü ise önce KOSGEB’in “Genel Destek Programı”nı anlatacağı bir sunumun yapılacağı etkinlik alanında, öğleden sonra ise Uluslararası Gemi Geri Dönüşüm Derneği (ISRA) tarafından düzenlenen ISRA Gemi Geri Dönüşüm Semineri ve Tanışma Programı gerçekleştirilecek.
Bir gemiyi hurdaya çıkarmak, gemi sahiplerinin sık yaptığı bir şey değil. Dolayısıyla, finansal seçeneklere ilişkin sağlam bilgiler ve şirket açısından ortaya çıkacak sonuçlar büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra, imha sürecinin çevresel etkilerinin ve bunun şirketin kurumsal imajına nasıl yansıyacağının da göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Yürürlüğe giren yeni gemi geri dönüşüm yasası da gemi sahiplerini büyük ölçüde etkileyecek. Yalnızca IMO Hong Kong Konvansiyonu değil, Avrupa Mevzuatı da çalışma ömrünü dolduran gemilerin geri dönüşüm sırasında insan sağlığı ve güvenliği ile çevre için gereksiz bir risk oluşturmamasını sağlamayı amaçlıyor. 
Yeni yasa, gemilerin tasarımı, inşası, işletilmesi ve hazırlanmasını kapsayacak. Gemi sahipleri, gemi işletme verimliliği ve güvenlikten ödün vermeksizin, güvenli ve çevreye zararsız bir geri dönüşüm süreci sağlamakla yükümlü. ISRA Gemi Geri Dönüşüm Semineri ve Tanışma Programı boyunca, gemi sahipleri ve filo yöneticileri, bu ve diğer önemli konular hakkında gerekli tüm bilgileri edinebilecek.
Fuarın ikinci günü olan 12 Mart’ta ayrıca, Borusan tarafından da bir seminer düzenlenecek. Seminerde Borusan’ın genel tanıtımının yanı sıra MAK yedek parça ve servis hizmetlerinin tanıtımı ve MAK Global tanıtımı yapılacak. 
Fuarın üçüncü gününde ise “Yakıt Verimli ve Düşük Emisyonlu Koster Gemileri”ni konu alan bir mini sempozyum düzenlenecek.

Basın Mensupları, Tersaneleri Gezdi
Exposhipping Europort İstanbul, 13. Uluslararası Denizcilik Fuarı öncesinde, tersaneler kapılarını basın mensuplarına açtı. Tersanelerin çalışmaları hakkında bilgilerin verildiği tanıtım gezisinde tersane yetkilileri iş güvenliğinin önemine dikkat çekti.
Gezide TK Tuzla Tersanesi, Cemre Tersanesi ve Özata Tersanesi’nin çalışmaları basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna tanıtıldı.

TK Tuzla Tersanesi

Basın mensuplarının tersane gezisinin ilk durağı, TK Tuzla Tersanesi oldu. Burada yapılan basın toplantısında GİSBİR Genel Sekreteri Süheyl Demirtaş GİSBİR’in tarihi, üyeleri ve faaliyetleri hakkında bir brifing verdi.
Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR)’nin 1971 yılında kurulmuş ülkemizin en eski sivil toplum örgütlerinden biri olduğunu hatırlatan GİSBİR Genel Sekreteri Süheyl Demirtaş, sektördeki tüm majör oyuncuların GİSBİR üyesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “90 tane üyemiz var. Yurtiçi ve yurtdışı platformlarda, sektörün menfaatlerini korumak için çaba gösteriyoruz. Tersanelerimiz yoğunlukla Tuzla ve Altınova bölgelerinde yer alıyor. Bunun dışında Ereğli’de, Çanakkale’de, İskenderun’da ciddi yatırımlar var. Antalya ve Bodrum bölgelerinde yat tersanelerimiz var. Gemi inşa, hem yoğun istihdam ve döviz girdisi sağlayan hem de gerek Deniz Kuvvetleri gerekse Sahil Güvenlik için inşa ettiği gemilerle stratejik öneme haiz bir sektördür. Hiç arzu etmesek de tüm dünyada olduğu gibi tersanelerimizde kazalar olabilmektedir. Ama şunu gururla söyleyebiliriz ki, 2012 yılında çıkan bir İş Sağlığı Güvenliği Kanunu var. O kanun Meclis’te onaylanmadan önce, bizim sektörümüz, bu kanunun gereklerini yerine getirmiş durumdaydı. Dünyada kimyasal tanker inşasında belli tonaja kadar birinciyiz. Megayat’ta üçüncüyüz. Savunma Sanayiinde çok ciddi gemiler yapıyoruz, bir kısmı ihraç ediliyor. Bunların dışında römorkörler, balıkçı gemileri, platform destek gemileri gibi gemiler yapılıyor tersanelerimizde. Son bir yıl itibariyle 246 tane sipariş yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.”
Süheyl Demirtaş’ın ardından söz alan Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) ve TK Tuzla Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran ise Türk gemi inşa sanayi, tersanelerin başarıyla yürüttüğü projeler, savunma ve offshore gemi inşa sanayi ve iş sağlığı ve güvenliği konularında basın mensuplarına bilgi verdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

GİSBİR Genel Sekreteri Süheyl Demirtaş

Bir önceki tersane gezisinin iki sene önce yapıldığını ve o günden bugüne sektörde birçok değişiklik olduğunu söyleyen Kıran, “Bir önceki buluşmamızda 2008 yılında krizle beraber aksayan işlerin, sipariş iptallerinin bizi yeni pazarlara açılmaya ittiğini söylemiştim. Bugün bu yeni pazarlar meyvelerini vermeye başladı” dedi. İhracat rakamlarına bakıldığında, 2008 yılının sektör için rekor olduğunu, tamir-bakım çalışmalarıyla birlikte yaklaşık 3.8 milyar dolarlık bir döviz girdisi sağlandığını hatırlatan Kıran, “2009 ve 2010’daki ciddi düşüşlerin ardından 2011’den bu yana ihracatımız artıyor. 2014 yılında, 1.27 milyar dolar ihracatın yanı sıra tamir-bakımdan sağlanan 600-700 milyon dolarla birlikte 2 milyar dolara yaklaştık. Ümit ediyorum ki, bu artış önümüzdeki yıllarda da devam edecek” şeklinde konuştu.
Dünyada deniz üstünde petrol-gaz arayıp çıkaran ve bunu işleyen tesislerin, yani Off Shore platformlarının daha çok Güney Amerika, Güney Afrika ve Arap Körfezi’nde yoğunlaştığını, iki sene önce Barbaros Hayrettin Sismik Araştırma Gemisi’nin Türkiye’ye kazandırılmasıyla bizim sularımızda da gaz ve petrol rezervlerinin araştırılması konusunda ciddi adımlar atıldığını belirten Kıran, bu araştırmaların sonucuna göre Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de de bu çalışmaların başlayacağını umut ettiklerini ve burada kullanılacak olan ekipmanların Türk tersanelerinde üretilmesinin ilk hedef olacağını sözlerine ekledi. Bu durumun Türk tersanelerine farklı bir boyut kazandıracağını ifade eden Kıran, “Çünkü içinde bulunduğumuz sektörde rakamsal olarak milyon dolarlar ifade edilirken, off-shore işinde milyar dolarlar ifade edilmektedir” dedi.

GİSBİR ve TK Tuzla Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran

Toplantının ardından basın mensuplarına TK Tuzla Tersanesi’ni gezdiren Murat Kıran, tersanede tamir edilmekte olan off-shore platforumu ile ilgili de bilgi verdi. Tamiri devam eden platformun Off-shore platformu çalışanları için konaklama imkanı sağlayan bir anlamda otel görevi yapan bir platform olduğunu ve yakın zamanda çalışmaların tamamlanarak platformun teslim edileceğini anlatan Kıran, “Bu iş bizim için önemli bir referans olacak. Zaten dünyada çok yapılan, bilinen bir iş değil. Böyle işleri başarıyla tamamladığınızda benzer projeler de kapınızı çalıyor” şeklinde konuştu.


TK Tuzla Tersanesi’nin gezilmesinin ardından, basın mensupları, motorla Altınova Tersaneler Bölgesi’ne hareket etti.

Cemre Tersanesi

Tersaneler gezisinin ikinci durağı ise Altınova Tersaneler Bölgesi’ndeki Cemre Tersanesi oldu. Basın ekibini Cemre Tersanesi Ticaret Müdürü Sinan Kavala karşıladı. Basın mensuplarına önce tersaneyi gezdiren Kavala, gezi sırasında da yapılan çalışmalar ve devam eden projeler hakkında bilgi verdi. Cemre Tersanesi’nde şu anda 11 gemi siparişi olduğunu ve bunların 7 tanesinin inşasının sürdüğünü söyleyen Kavala, daha çok balıkçı gemileri ve platform destek gemileri yaptıklarını anlattı. Sinan Kavala, basın mensuplarına tersaneyi gezdirdikten sonra Cemre Tersanesi’ni tanıtan bir de sunum yaptı.
Cemre Mühendislik olarak 1996 yılında kurulan firmanın 2006 yılına kadar marin sektöründe birtakım boya uygulamaları yaptığını; 2006 yılı başında da gemi inşaya ilk adımı attıklarını söyleyen Kavala, “Kiralık alanda Norveç’e gemi yapmaya başladık. İlk 10 gemimizi bu kiralık alanda yaptık. Daha sonra, Altınova’da şu anda bulunduğumuz tersanenin yatırım kararını aldık ve bütün aktivitelerimizi buraya taşıdık. Sadece çelik işçiliği olarak başladığımız bu işte, bugün Türkiye’nin tam donatımlı, yüksek standartlarda gemi yapan tersanelerinden biri olmamızın yanı sıra her yıl ihracata en çok katkıda bulunan firmalar arasında yer alıyoruz” dedi.



“Her işte olduğu gibi, gemi inşada da yüksek standartlarda iş yapabilmenin arkasında birtakım olanaklara sahip olmak yatıyor” diyen Kavala, Cemre Tersanesi’nin sahip olduğu olanaklarla ilgili bilgi verdi. Cemre Tersanesi’nin 75 bin metrekare alana yayılı olduğunu, 2 adet kızağı, boya atölyeleri ve blok imal atölyeleri bulunduğunu söyleyen Kavala, şu bilgileri verdi: “Senede 6 gemi inşa edebilir durumdayız. Bu uluslararası pazarda da iyi bir rakam. Kaldırma kapasitemi oldukça yüksek. büyük kreynimizin kaldırma kapasitesi 250 ton. Kaldırma kapasitemizin yüksek olması bize zaman, işçilik ve kalite anlamında büyük avantajlar sağlıyor. Yılda yaklaşık 20 bin ton çelik işleme kapasitesine sahibiz. Bu da uluslararası gemi inşa piyasasında iyi bir rakam. Ulaştığımız kalite seviyesinin Avrupa’da dahi örnek gösterildiğini rahatlıkla söyleyebilirim. İnşa ettiğimiz kompleks gemilerden dolayı, muhtelif tiplerde boru imal etmemiz gerekiyor. Bu alanda da oldukça yüksek bir kapasiteye sahibiz. Sahip olduğumuz iki boru hangarında yılda 2 bin ton boru işleyebiliyoruz. 2006’da 2-3 mühendisle başladığımız organizasyonumuzda bugün 55 mühendisimiz var. Toplamda bin 400 civarında çalışanımız var. Bunun yaklaşık 275 tanesi kadrolu çalışanımız, geri kalanı da yıllardır birlikte çalıştığımız alt yüklenici arkadaşlarımız. Biz off-shore ve balıkçı segmentini kendimize uzmanlık alanı olarak belirlememize ve bu yönde ilerlememize rağmen, muhtelif tipte gemi inşa kabiliyetine sahibiz. Piyasadaki dönemsel değişen taleplere karşılık verebiliyoruz. 2014’ün son günlerinde gerçekleştirdiğimiz bir kontratla da ilk defa feribot yapacağız. Yine Norveç’e yapacağımız 200 araç kapasiteli bu feribot da bizim için yeni bir heyecan. Sipariş defterimizde şu anda 11 tane gemi var. 2015 yılında toplam 6 gemi teslim etmeyi planlıyoruz, birini teslim ettik. 2016’da da 5 gemimiz var.”

Özata Tersanesi

Tersaneler gezisinin son durağı ise yine Altınova Tersaneler Bölgesi’ndeki Özata Tersanesi oldu. Özata Tersanesi, Gemi İnşa Mühendisi Fetih Doğrukol rehberliğinde gezilerek, özellikle İzmir Büyükşehir Belediyesi için vakum infüzyon yöntemiyle inşa edilen karbon fiber gövdeli katamaran tipindeki yolcu feribotlarının üretim aşamaları gösterildi. Fetih Doğrukol, gezinin ardından yaptığı sunumda, Özata Tersanesi ile ilgili bilgi vererek yapılan çalışmaları anlattı. 


Özata Tersanesi’nin Altınova’da izin alarak faaliyete başlayan ilk tersane olduğunu söyleyen Doğrukol, “Altınova Tersaneler Bölgesi’nde yer alan diğer tersaneler kooperatif olarak kurulmuşken, burası kurucumuz Özdemir Ataseven’in kendi şahsi gayretleriyle kurulmuş ve bölgenin tersaneler bölgesi olmasına öncülük etmiştir” dedi. Özata Tersanesi’nin 1990 yılında kurulduğunu, Yalova bölgesindeki faaliyetlerinin ise 2005 yılında başladığını belirten Doğrukol, “Bu tersanede çelik, alüminyum ve kompozit tüm tip gemiler 20 bin dwt’a kadar üretilmekle birlikte öncelikle ön plana çıkarmak istediğimiz konu, burada yapılan karbon kompozit gemilerdir. Karbon kompozit, Boeing’in ve Airbus’ın yaptığı yeni nesil uçaklarda yüzde 80-90 oranında kullanılan, mukavemet özelliği çok yüksek ancak ağırlığı çok düşük bir malzemedir. Ayrıca özellikle altını çizmek istediğimiz bir konu da infüzyon yöntemi. İnfüzyon yöntemi de dünyada sadece İsveç, Norveç ve Danimarka’da yapılabiliyor. Bizimle birlikte Türkiye de bu yöntemle tekne üretebilen 4. ülke oldu” şeklinde konuştu.

Gemi İnşa Mühendisi Fetih Doğrukol

Karbon kompozit gemilerin toplu taşımada ilk kez Norveç, İsveç gibi ülkelerde kullanıldığını sözlerine ekleyen Doğrukol, “Karbon kompozit daha pahalı olmasına rağmen neden kullanılıyor derseniz; bizim yapmış olduğumuz katamaran gemimiz 130 tonda bitiyor. Bu gemi aynı şekilde çelikten yapılsaydı, 700 tonun altına inemezdiniz. Alüminyumdan yapıldığı takdirde 300 tonun altına düşmezdi. Yani çok daha düşük güçte bir makinayla, çok daha az yakıt harcayarak aynı performansı elde edebilirsiniz. Aynı zamanda çevreye karşı da aşırı duyarlı gemiler. Karbon emisyonu inanılmayacak kadar düşük. İzmir için yaptığımız katamaran gemilerde 2 tane bin beygir makinayla 22 knot hıza çıkabiliyoruz. Aynı güçle çelik bir tekneyi 12 knot’ın üzerine çıkarmak çok zor. Aynı zamanda ömür olarak da karbon kompozitin büyük avantajı var. Çelik ya da alüminyumda, deniz ortamında korozyon çok hassas bir konu. Çelik gemiyi her yıl, alüminyum gemiyi iki yılda bir karaya alıp boyamak zorundasınız korozyona karşı. Ancak karbon gemiyi denizden almaya gerek yoktur” ifadelerini kullandı.

Vakum infüzyon uygulaması

İzmir için üretilen katamaran gemilerden dördünün teslim edildiğini, 5.’sinin 10-15 gün içerisinde teslim olacağını, 6. ve 7. gemilerin bina olarak tamamlandığını ve donatımlarının devam ettiğini, 8. geminin de üretiminin devam ettiğini belirten Doğrukol, “Bu 15 gemilik bir paket. 2017’nin mart ayında bu projeyi bitirmiş olacağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi için de Şehir Hatları’nda kullanılmak üzere 4 tane altı çelik üstü kompozit gemi projesine devam ediyoruz. Onların da teslimatı, Mart ayının sonunda birinci gemi olmak üzere her ay bir gemi şeklinde yapılacak” dedi. 

Özata Tersanesi’nin kurucusu Özdemir Ataseven

Fetih Doğrukol’un ardından konuşan Özata Tersanesi’nin kurucusu Özdemir Ataseven de, karbon kompozit tekne üretimine nasıl karar verdiklerini ve bu konuda yaptıkları çalışmaları anlatı. “Biz son 15 senedir, tersanelerin özel gemiler üreterek yani ihtisaslaşarak bir yere geleceğini düşünüyorduk” diyen Ataseven, şöyle konuştu: “Ben 40 yıllık tersaneciyim. Konteyner yaptım, tanker yaptım, kuruyük gemisi vs. hepsini yaptım. Ama bakıyorum hepimiz aynı şeyleri yapıyoruz. ‘Nereye kadar böyle gidecek’ diye yeni arayışlara gittik. Bu gemileri yaparken ufak yolcu gemileri de yapmaya başlamıştık. Sonra kıyı emniyetinin alüminyum gemi kurtarma botlarını yaptık. Bu arada Avrupa’da da kimin ne yaptığını devamlı araştırıyorduk. Sonra bu ihale çıktı. Başta girmeyi düşünmedik. Sonra araştırdık, yatırım masrafı çok yüksekti ve bu büyük riskti. Ama sanayici zaten riskle yaşar. Bu işi yapan yerlere gittik araştırdık, yapabileceğimize kanaat getirdik. Son 20 günde ihaleye girmeye karar verdik. İki firma ihaleye girdi ve ihaleyi biz aldık. Yatırımımızı yaptık, iyi bir ekip oluşturduk. İlk üretimi yaptıktan sonra da gördük ki, en güzel şekilde bu işin altından kalktık. Biz bu yatırımı yapmasaydık bu teknoloji bir 30 sene daha Türkiye’ye gelmezdi. Dışardan alırdık. Biz bu ihaleyi 117 milyon euro’ya aldık. Diğer firma belki de 200 milyon euro’ya alacaktı, sırf karşısına bir rakip çıktığı için 150 milyon euro verdiler. Türk gemi inşa sanayii bugün geldiği noktada çok kaliteli işler yapıyor. Mühendisliğimiz iyi bir noktada. İmkan verilirse, yatırım yapılırsa bizim milletimiz her şeyi yapar. Biz bu projeyle bunu gösterdik.”

Back