Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran: "Hedef: Savunma Sanayi, Enerji ve Offshore Gemileri"



Türk gemi inşa sanayinin dünya deniz ticareti filosundaki ve tersanelerdeki kapasite fazlası dolayısıyla bir süre daha negatif etki altında kalacağını öngördüklerini söyleyen GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran, “Bu durumun bilincinde oyuncular olarak Türk gemi inşa sanayinin hedefini; savunma sanayi, enerji ve offshore için inşa edilen gemilerin ihracatı olarak belirlemiş bulunuyoruz” diyor…

Haziran 2014 / Sayı: 33


Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR), sanayici kimliğine sahip tersaneci müteşebbisler tarafından, 1971 yılında Türk gemi inşa sanayini milli ve uluslararası platformlarda temsil etmek amacıyla kurulmuş bir birlik. 

40 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’nin en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olan GİSBİR, üstlenmiş olduğu misyonla milli gemi inşa sanayimizi geliştirmek, tersanelerimizin dünya pazarlarında üst sıralarda yerini almasına yardımcı olmak, tersanelerin müşterek sorunlarını ilgili merciler ile görüşmeler gerçekleştirerek çözüme ulaştırılmasını sağlamak, kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kuruluşlarda, forumlarda ve diğer platformlarda Türk Gemi İnşa Sanayini temsil etmek ve sözcüsü olmak gibi görevleri yerine getiriyor. GİSBİR’in 2014 yılı itibariyle 88 üyesi bulunuyor.
2011 yılı Ekim ayından bu yana GİSBİR’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı sürdüren Murat Kıran, yönetim kurulu olarak göreve geldikleri tarihten bu yana, GİSBİR’i gücüyle orantılı bir sivil toplum kuruluşu haline getirme yolunda önemli adımlar attıklarını söylüyor.

Gemi inşa sektörünün bugünkü durumunu değerlendiren ve Gemi ve Yat İhracat rakamlarının 2014 yılı Ocak-Nisan döneminde 317,3 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söyleyen Murat Kıran, “Türk gemi inşa sanayi, 2013 yılının ilk yarısını, geçmiş yıllarda alınmış siparişler, savunma sanayi ihaleleri kapsamında yapılan işler, platform destek gemisi (PSV) ve römorkör, balıkçı gemileri gibi niş market için inşa edilen gemilerle geçirmiştir. Yılın ikinci yarısını da kapasitenin yaklaşık yüzde 20’sini kullanarak benzer projeler, tamir, bakım ve onarım faaliyetleriyle geçireceği öngörülmektedir. Özellikle Norveç için olmak üzere ihracata yönelik balıkçı tekneleri, offshore destek gemisi (OSV) projeleri devam etmekte olup yeni siparişlerin yıl içerisinde alındığı bilinmektedir” diyor.

Türk gemi inşa sanayinin dünya deniz ticareti filosundaki ve tersanelerdeki kapasite fazlası dolayısıyla bir süre daha negatif etki altında kalacağını öngördüklerini sözlerine ekleyen Kıran, “Bu durumun bilincinde oyuncular olarak Türk gemi inşa sanayinin hedefini; savunma sanayi, enerji ve offshore için inşa edilen gemilerin ihracatı olarak belirlemiş bulunuyoruz” şeklinde konuşuyor.


Tamir-bakımda da önemli oyunculardan biri olmaya devam edeceğiz
“Gemilerin tamir ve bakımında da Akdeniz, Karadeniz ve Ege havzalarındaki önemli oyunculardan biri olmaya devam edeceğiz” diyen Kıran, “Navlun fiyatlarının tüm zamanların en düşük seviyelerinde olduğu bu yılkı veriler dikkate alındığında, önümüzdeki yıl, bu yıla göre nispi bir büyüme ve iyileşme olacağını öngörmek fazla iyimser bir öngörü olmayacaktır” ifadelerini kullanıyor.

Türk gemi inşa sanayiinin gelişmesi için yapılması gerekenlerle ilgili sorumuzu yanıtlarken, Türk gemi inşa sanayiinin hedefini; daha çok enerji, offshore ve savunma sanayi için inşa edilen gemilerin ihracatı olarak belirlediklerini bir kez daha hatırlatan Kıran şöyle devam ediyor: “Bu bağlamda, açık deniz platformları yapım ve işletme taleplerinin karşılanmasında gerekli üretim altyapısı oluşturulmasında geç kalınması sorunuyla alakalı olarak GİSBİR’in sunduğu çözüm önerisi, TPAO’nun, ulusal, bölgesel ve küresel açık deniz platformu ihtiyacının karşılanmasında işletmeci rolü üstlenerek bir plan dahilinde açık deniz platformu filosu oluşturması; açık deniz platformlarının mevcut üretici firmalarla Türk tersanelerinin ortak girişimi ile Türkiye’de yapılması ve tersanelerimize know-how kazandırılması; açık deniz platformu destek gemileri yapım ve işletilmesinin desteklenerek bu alanda gemi yapımı ve işletmesi talebinin yaratılması olarak sıralanabilir.”

“Dünya Gemi İnşa Sanayinde 2000 - 2008 yılları arasında yaşanan yükselişin yanı sıra, 2001 krizinden çıkışın lokomotif sektörlerinden biri olan gemi inşa sanayimiz, 2008 yılında başlayan ekonomik krizden bu yana; sipariş iptalleri ve yeni gemi siparişlerinin durmasının sektörümüzü darboğaza sokması; aynı segmentlerde rekabet ettiğimiz ülkelerin devlet destekleriyle ciddi rekabet avantajı sağlaması; Avrupa’daki üretimin Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’ya kayması gibi olumsuzluklar yaşamıştır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen; sahip olduğumuz nitelikli iş gücümüz, özel ve kaliteli üretim yapabilme yeteneğimiz ve Avrupalı müşterilere yakınlığımız gibi faktörler sayesinde, hala belli segmentlerde önemli ölçüde rekabet gücümüz olduğuna inanıyoruz. Offshore başta olmak üzere, özel projelere ve özel segmentlerdeki gemi inşasına yönelmemiz büyük önem arz etmektedir.”

“Dünyadaki ekonomik krizin Amerika Birleşik Devletleri’nde sonlanmaya başladığı, Avrupa Birliği ülkelerinde de sonlanacağına dair analizlerin gündemde olduğu ve ekonomik iyileşmenin başladığı bu dönemde Türk gemi inşa sanayinin eskiden olduğu gibi kimyasal tanker sınıfındaki gemilere değil, niş markete yönelik gemi tiplerinde uzmanlaşması gerekmektedir.”

“Son yıllarda Türk gemi inşa sanayinin kaydettiği istikrar, yabancı yatırımcının ilgisini çekmekte ve dünyanın her yerinden Türkiye’ye gelmek isteyen yatırımcı bulunmaktadır. Fakat tersane arazilerinin Milli Emlak tarafından 49 yıllığına kiralanmış olması ve bu sürenin dolmasına 20 yıl kalması, yabancı yatırımcıların sektöre yönelik yatırım planlarını yavaşlatmaktadır. Tersanelerin kiralama sürelerinin uzatılması halinde Türk gemi inşa sektörünün milyonlarca doları Türkiye’ye çekeceği kanısındayım.”


Rekabet ettiğimiz ülkelerle eşit şartlarda değiliz
"Türkiye tersaneleri, mevcut dönemde, küresel ekonomik kriz ile başlayan sorunlar ve dünya ülkelerinin kendi tersanelerine sağladığı yüzde 50’lere varan devlet destekleriyle mücadele etmek zorundadır. Bu koşullar içerisinde ülkemiz tersanelerinin rekabet edebilirliği zora girmiş durumdadır. Rekabet edilen ülkelerde uygulanmakta olan koruma politikası ve teşvikler ile ekonomik belirsizlik, sektörümüzün bugününü ve geleceğini tehdit eden unsurlar olarak önümüzde durmaktadır. Rekabet edilen ülkelerle eşit şartlarda devlet desteği ve teşviklerin verilmesi ve ayrıca ürünün tüketiciye cazip hale getirilmesi için kredi desteği sağlanması, bu anlamda iki önemli çözüm yolu olarak görülmektedir.” 

Yan sanayiinin gelişimi gemi inşa sektörü için önemli
“Ülkemizde gemi yan sanayi, gemi inşa sanayimizin son yıllardaki gelişimine paralel olarak gelişme göstermiş, ancak bazı ürünlerin ülkemizde üretiminin yetersizliği sebebiyle tersanelerimiz bunları yurtdışından ithal etmek zorunda kalmışlardır. Yan sanayinin gemi değerinin önemli bir yüzdesi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, yan sanayinin gelişiminin gemi inşa sektöründeki rolü daha iyi anlaşılmaktadır.”

“Gemi yan sanayi ürünlerinin ülkemiz genelinde küçük işletmeler tarafından yapılması nedeniyle taleplerin karşılanmasında sorunlar ortaya çıkmakta; üretimde standardize olunamayışı tersane ihtiyaçlarının ithal ürünlere kaymasına yol açmaktadır. Güverte teçhizatları, zincir, çapa gibi üretimlerin çok iyi düzeyde yapılabilmesine karşın, seyir cihazları gibi elektronik ağırlıklı üretimlerin dünyada birkaç büyük üreticisi olduğundan dolayı neredeyse hiç üretilmediği göze çarpmaktadır. Ayrıca, gemi inşanın ham maddesi olan çelik sac ve profillerin ülkemizdeki üretimi, teslim süreçleri, ebatlar ve mukavemet standartları göz önüne alındığında, ihtiyacın çok az bir kısmını karşılayabildiği görülmektedir.”

“Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen bugün askeri gemi inşaatında ulaştığımız yerli katkı oranı yüzde 70’ler mertebesine yaklaşmıştır. Sivil gemi inşaatında da bu oran yüzde 50’nin üstünde, yüzde 60-65’ler mertebesindedir.”

“Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı himayesinde 5-7 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen ve ‘Herkes İçin Ulaşım ve Hızlı Erişim’ sloganıyla yola çıkan 11. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Şurası’nda belirlenen hedeflerden biri de, gemi inşa sektörünün en az yüzde 90 yerli katkı payıyla gemi üretimi yapmasının sağlanmasıdır.”

“Kurulu kapasitenin tamamının kullanımı düşük seviyelerde olan tersanelerde kapasite kullanımının artırılması, teşvik ve devlet destek sistemi ve Eximbank Kredi Sisteminin gemi inşa sanayine düşük faizli ve uzun vadeli kredi sağlanması, yerli imalatı ve yerlilik oranının artırılması, Türk deniz ticaret filosunun yenilenmesi ve rekabet gücünün artırılması, Türk gemi inşa sanayinin hedefleri olarak öne çıkmaktadır.”

Geri