"2014 İhracat Hedefimiz, 1,5 Milyar Dolar"


Mart 2014 / Sayı: 32

Türkiye'nin gemi ve yat ihracatının 2013 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 43,2'lik artışla 1 milyar 162 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söyleyen Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Başaran Bayrak, birliğin 2014 ihracat hedefinin 1,5 milyar dolar olduğunu açıkladı...


Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği, İstanbul İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği bünyesinde 2010 yılında kurulmuş bir birlik. Yaklaşık 300 üyesi olan birlik, 2013 yılında toplam 1 milyar 162 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İhracat rakamları ışığında sektörle ilgili değerlendirmelerini aldığımız Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Başaran Bayrak, birlik olarak 2014 yılında 1,5 milyar dolarlık ihracat hedeflediklerini söyledi.
Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği’nin kuruluşundan önce, sektörün yaptığı ihracatın bir kısmının Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği bünyesi altında bir kısmının da Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği bünyesi altında gerçekleştiğini söyleyen Başaran Bayrak, “72 kurucu üye olarak Bakanlar Kurulu’na müracaat ettik, Bakanlar Kurulu 2010 yılında müracaatımızı onayladı ve o yıl Genel Kurul’umuzu yaparak Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği’ni kurmuş olduk. 4 yıldır faaliyetteyiz ve şu anda 300 civarında üyemiz var. Yaklaşık 80 GTİP numarası bize tahsis edilmiş durumda ve bu GTİP numaralarıyla ihracat yapan ihracatçılar bizim üyemiz olabiliyor” diyor.

En yüksek ihracat 2008 yılında yapıldı
Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği olarak en yüksek ihracatı, 2008 yılında yaptıklarını belirten Başaran Bayrak, şöyle devam ediyor: “2008 yılında 2 milyar 620 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik ve Türkiye’nin genel ihracatı içerisinde yüzde 1,87’lik pay aldık. Türkiye, gemi ve yat ihracatının ne olduğunu 2000’li yıllardan sonra algılamaya başladı. O döneme kadar çok kayda değer bir ihracatımız söz konusu değildi. Ama Tuzla gelişip sektör altyapı yatırımlarını nispeten tamamladıktan sonra yavaş yavaş dışarıya açıldı ve artan bir trendle ihracat yapmaya başladı. 2008’deki ekonomik kriz patlamadan önce, dünyanın ilk 5 üretici ülkesinden biri olduk. Özellikle sipariş üzerine yapılan küçük tonajlı gemilerde en ön sıralardaydık. Yine sipariş üzerine yapılan megayatlarda dünyanın ilk beş ülkesinden biri olduk. Ancak ekonomik kriz, en çok denizciliği vurdu. Bizim ihracatımız da hızla geriye gitti. En kötü performansımızı da 2012’de gerçekleştirdik. İhracatımız 811 milyon dolara, toplam ihracat içindeki payımız da yüzde 0,5’lere düştü.”

2013 rakamları umut verdi
“2013 yılında nispeten bir toparlanma yaşadık. Türkiye’de sanayi sektörleri arasında en yüksek ihracat artışı gösteren sektör olduk. Yüzde 43,2’lik bir artış sağladık ve ihracatımızı 1 milyar 162 milyon dolara çıkarttık. Bu da bize umut verdi. Bilindiği gibi Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedefi 500 milyar dolar. Bizim 2008 projeksiyonuyla yapmış olduğumuz öngörülerde, 2023 yılında 10 milyar dolarlık bir ihracat hedefimiz olmuştu. Ekonomik kriz yaşanırken, bizim gibi gemi üreten başka ülkeler kendi sektörlerine inanılmaz destekler sağladılar ve bu destekler sayesinde pastadaki paylarını büyüttüler. Türkiye’de ise rekabet etmemizi sağlayacak herhangi bir koruma veya teşvik olmayınca pazardaki payımızı da kaybettik.”

Toplam ihracatın 4’te 1’i Norveç’e
“Son dönemde, yeniden bir toparlanma hamlesine giriştik. Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği olarak, uluslararası bir raporlama kuruluşuna dünyadaki ve Türkiye’deki gemi inşanın durumunu gösteren, diğer gemi üreticisi ülkelerin ne yaptığını, bizim ne yaptığımızı anlatan bir rapor hazırlattık ve ilgili bakanlıklara ulaştırdık. Çok da ses getirdiğine inanıyorum. Ondan sonra yeniden ihracat yönelik bir çaba ve hamle içerisine girdik. Bizim daha önceki ihracat pazarımız sadece Avrupa’ydı. Bunu çeşitlendirmek için yeni hedef pazarlar arayışına girdik. Rusya’ya, Kuzey Afrika ülkelerine ticaret heyetleri yaptık, fuarlara katıldık. Aynı zamanda ürün gamımızı da çeşitlendirmeye çalıştık. Geçmiş yıllarda özellikle kuruyük, konteyner ve tankere sıkışmış olan ihracat ürün yelpazemizi tug boat’lar off shore supply gemileri, balıkçı gemileri gibi birtakım farklı ürünlere de kaydırdık. Bu arada Norveç’e ciddi ihracat yaptık. Geçtiğimiz yıl Norveç’e yaptığımız ihracat 270 milyon dolar civarında. Yani toplam ihracatımızın neredeyse 4’te birini Norveç’e yaptık. Şu anda toplam 10’un üzerinde tersane Norveç için çalışıyor.”


“Bizim ihracatımız ülkenin genel performansıyla da çok ilgili”
“2014 yılı için hedefimiz, ihracatımızı biraz daha artırmak. 1,5 milyar dolarlık bir hedef koyduk. Ocak ve Şubat aylarında 143 milyon dolarlık ihracat yaptık. 2013’ün ilk 2 ayı ile mukayese ettiğimizde yüzde 30’a yakın bir azalma söz konusu. Ancak bizim ihracatımızı kısa dönemlerle değerlendirmemek lazım. Aydan aya ciddi birtakım istatistiki farklılıklar görülebilir. Buna, ihracatın çok düştüğü veya çok yükseldiği gibi bir anlam yüklememek lazım. O yüzden hala hedefimizi kolluyoruz ve 1,5 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşacağımızı ümit ediyoruz. Bizim ihracatımız ülkenin genel performansıyla da çok ilgili. Siyasi gelişmeler, belirsizlikler, iç siyaset, dış siyaset de ihracata etki eden unsurlar. Bütün bunların bizim hedefimize ne kadar etki edeceğini zaman içinde göreceğiz.”

Tamir-bakım hizmetlerinden gelen dövizler ihracat rakamlarına dahil değil
“Biz istatistiki olarak sadece ihraç edilen ürünleri kayıt altında tutuyoruz. Dolayısıyla tamir-bakım faaliyetleri veya iç pazarla ilgili istatistiki bilgilerimiz yok. Ancak bir sektör mensubu olarak gözlemlediğim kadarıyla bir tahmin yapabilirim. Bu, herhangi bir belgeye dayanarak verilen bir rakam değil ama tamir bakımdan elde edilen gelirler olarak, 400-500 milyon dolar civarında bir döviz kazandırıcı hizmetler olduğunu düşünüyorum. Gittikçe artan bir performansla hem tamir-bakım kapasitemiz hem de müşteri sayımız artıyor. Tuzla ve Yalova olarak Akdeniz’in en büyük tamir üssü olduk. Toplam 30’un üzerinde havuzumuz ve 40 bin tona kadar kaldırma kapasitelerimizle panamax size’dan en ufak ölçüye kadar gemilere hizmet verebiliyoruz. Bunun yanında tamir iskeleleri ve diğer tamir destekleriyle ciddi bir tamir üssüyüz. Tamir bakım konusunda yaklaşık 15 milyon DWT elleçleme kapasitemiz var. Şu anda bunun ancak yüzde 50-60’ını kullanıyoruz. Dolayısıyla tamir-bakım faaliyetleriyle elde edilen gelirlerimizin de yıllar içinde artacağını ümit ediyoruz.”

“Hedef pazarları ve ürünleri çeşitlendirmeliyiz”
“Her ülkenin kendine özgü talepleri var. Örneğin Norveç’te balıkçılık var, dolayısıyla balıkçı gemisi talepleri var. Onu karşılamaya çalışıyor üreticilerimiz. Yine Norveç’te off shore faaliyetleri var. Deniz açığında petrol platformu ve o platforma verilen destek gemilerine ihtiyaç duyuluyor. Bu konuda da ihracatımız söz konusu. Bir de yüksek verimli çevreci destek gemileri, tug boatlar, römorkörler de önemli bir kalem tutuyor. Bir üreticimiz, doğalgazla çalışan bir römorkörü geçtiğimiz günlerde ihraç etti ve yeni siparişler de aldı.”
“Arap ülkeleri ve Kuzey Afrika ülkeleri hedef pazarlarımız arasında. Körfez ülkelerinin destek gemileri, supply gemileri talepleri oluyor. Bunun dışında Fas, Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerinin balıkçılık alanında henüz çok aktif olmayan ama ciddi bir talepleri olacağını düşünüyoruz. Çünkü balıkçılık filoları hem yeterli hem de hijyenik değil. Bunları yenilemeye ihtiyaçları var ve bunun en iyi tedarikçisi biz olabiliriz. Oradaki ticaret odalarıyla, balıkçılık konfederasyonlarıyla görüşmeler yaptık, alım heyetleri davet ettik, kendimizi ifade ettik, tanıttık, sektörü gezdirdik. Tekrar davet edeceğiz, tekrar gideceğiz, bu uzun soluklu bir yarış, peşini bırakmamak lazım. Çünkü geleceği olan bir pazar olduğunu düşünüyoruz orada. Tabi, biraz da devlet desteğine ihtiyacımız var. Çünkü o bölgede kapalı bir ekonomi var ve devletin bu pazarlara girmede çok önemli bir fonksiyonu var.”

“Rusya’nın en iyi tedarikçisi olabiliriz”
“Bunun dışında yakın komşumuz, büyük bir coğrafya olan Rusya’nın kendi içerisindeki ticaret filosunun hayli eskidiğini biliyoruz. Özellikle iç sularda gezen ticaret gemilerinin yaş ortalaması 35’in üzerinde. Bunların yenilenmeye ihtiyacı var ve kendi imkanlarıyla yenilemekten çok uzaklar. Çünkü orada tersanecilik faaliyetleri çok kesintiye uğramış durumda. Birtakım teşvik tedbirleriyle yeniden aktive olması için çaba harcıyorlar. Hatta yabancı yatırımcılara ciddi kolaylıklar sağlıyorlar. Ama yine de oradaki tersanelerin yapısal durumları filolarını yenilemekten uzak. Orada ciddi bir potansiyel var ve bu potansiyelin de en iyi tedarikçisinin biz olacağımızı düşünüyoruz. Ancak önümüzde, bizi rekabetçilikten uzaklaştıran ciddi bir vergi engeli var. Rusların Türkiye’den gemi ithali söz konusu olduğunda toplamda yüzde 25’e yakın bir vergi söz konusu.”

Avrupa hala en önemli pazar
“Bunun dışında, Avrupa hala bizim en önemli ihracat pazarımız. Yakında Amerika pazarına yönelik bir etkinlik planlıyoruz. Amerika’da mayıs ayı içerisinde bir off shore etkinliği var. Biz de oraya bir ticaret heyeti düzenleyeceğiz ve kendimizi ifade ederek o pazara girmeye çalışacağız. Ama orada şöyle bir handikapımız var. Amerika’da inşa edilmemiş gemiler Amerikan bayrağı çekemiyorlar.”
“Yine Kanada’nın bizim için iyi bir pazar olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle oraya da bir ticaret heyeti düzenlememiz söz konusu. Özellikle iç sularda çalışacak, buğday ve hububat taşıyacak gemilere ihtiyaçları olduğunu biliyoruz. Burada da yine Amerika’da olduğu gibi birtakım sıkıntılar var ve bu sıkıntılar ancak karşılıklı ticaret anlaşmalarıyla aşılabilir. Herhalde yetkililer de bu konuda bir çaba harcıyorlardır diye düşünüyorum.”

“Sektör, diğer ülkelerdeki kadar desteklenmiyor”
“Sektörde irili ufaklı birçok problemimiz var. Bu sektör bütün dünyada devletler tarafından destekleniyorsa ama bizde desteklenmiyorsa, bu bir haksız rekabet yaratıyor. Bu sektör Uzakdoğu’da destekleniyor, Hatta Avrupa’da gizli ya da açık destekleniyor. Biz de benzer destekleri sağlamalıyız. Bizim elimizde sadece bir KDV muafiyeti, gümrük muafiyeti ve bir de asgari işçiliğin işveren tarafına düşen payının devlet tarafından ödenmesi var. Bu da çalıştırdığınız işçi başına aylık 170 liralık bir destek ki, birçok tersane bu kadar cüzi bir rakam için prosedürleri uygulamaya bile gerek görmüyor. Bu desteklerin iyileştirilmesi, artırılması lazım. Çünkü bu sektör istihdam ettiği her kişiye karşılık diğer sektörlerde 7 kişiye istihdam yaratan çok verimli bir sektör. Bütün dünyada özel öneme haiz bir sektör olarak algılanır, kabul edilir. Bu nedenle bizim de diğer ülkelerin ürettiği sistemlere benzer, alıcıya finansman destekleri gibi finansal desteklere ihtiyacımız var.”

“Yattaki yabancı bayrak sorunu çözülmeli”
“Biz İhracatçı Birliği olarak iç pazardaki faaliyetleri takip etmiyoruz. Sadece sektörün içerisinde yaşayan birisi olarak cevap verebilirim. İç pazarda yoğun olmasa bile düşük kapasitede bir aktivite var. Ama yetersiz. İç pazarda daha çok devlet işleri, devletin açmış olduğu ihaleler var. Onun dışında yat pazarında içe dönük bir aktivite söz konusu ancak burada da şöyle bir sıkıntımız var. Biliyorsunuz Türkiye’de bir yabancı bayrak sorunu var. Türk bayraklı yatla yabancı bayraklı yat sahibi olmak arasında maliyet açısından ciddi farklar var. Bu nedenle insanlar genellikle yabancı bayraklı yatı tercih ediyorlar. Türk bayraklı yatları da cazip hale getirmek lazım. Biz bu konuda taleplerde bulunduk fakat maalesef gümrük yetkilileri farklı bir algı içerisine girdiler. Türkiye’de üretilen ve sahibi Türk olan yabancı bayraklı yatlarla ilgili bilgi toplama peşine gittiler. Türkiye’de üretilen yatların sahibi Türk ise yabancı bayrağa geçmenin önünü kapatmaya çalışıyorlar. O zaman yabancı bayrağı engellemiyorsun ki. Bunu yaptığın zaman adam gidip Yunanistan’dan bir tekne alıp gelecek ve olan Türkiye’deki üreticiye olacak. Türkiye’de bir sürü küçük tekne üreticisi ya da küçük tekne sahibi var. Bunlar çok zengin insanlar değil. Çoğu fedakarlıklarla bu hobisini gerçekleştiriyor. Bunların üzerine bu şekilde giderek bizim içerdeki kısıtlı olan üretimimizi daha da zora sokuyorlar. Bunu ilgililere de aktardık. Umarım ki bu uygulamadan vaz geçeceklerdir.”

“Tersaneler sadece gemi yapmaz”
“Tersaneler sadece gemi yaparlar gibi bir algı içinde olmamak lazım. Tersaneler kıyıda konuşlanmış fabrikalardır ve çelik konstrüksiyon adına her türlü ürünü yapabilirler. Mesela şimdi çok moda olan off shore enerji santralleri tersanelerde üretilebilir. Biliyorsunuz denizin ortasına rüzgar türbinleri konuluyor. Bunların ciddi çelik konstrüksiyon işleri var. Bunlar dünyanın birçok yerinde kıyılarda, tersanelerde yapılıyor. Bizlerin de yavaş yavaş bu tür faaliyetlere dönmesi lazım. Tüm tersaneler olmasa bile bazı tersanelerin bu konuda ihtisaslaşması lazım. Bunun dışında tersaneler ne yapar? Örneklerini gördüğümüz gibi köprü ayakları yapar. Bir tersanemiz bu konuda ciddi bir atak içerisinde. 1,5 yıl içerisinde 45 bin ton çelik işleyecek. Boğaz köprüsünün pontonları burada yapılacak. Benzer şekilde İzmit geçiş köprüsünün pontonları da tersanelerde yapılacak. Doğru olan da budur, çünkü büyük kaldırma kapasiteleriyle, deniz kıyısı olması sebebiyle ulaşım kolaylığı sağlamasıyla bu tarz bir üretim için en uygun yer tersanedir. Dolayısıyla bu tür faaliyetlere girmemiz de çok doğal. Bu dünyanın her tarafında böyledir. Bizde de bazı arkadaşlarımız bu konuda bir yapılanmaya gidiyor. Bu da sektör adına güzel bir gelişme.”

Gemi ve Yat Tasarım Yarışması, geleceğe yatırım
“Gemi ve Yat Tasarım Yarış-ması’nın bu yıl üçüncüsünü yapacağız. Öğrencileri sektöre motive etme ve sektörle birleştirme adına yapılan, geleneksel hale getirmeyi hedeflediğimiz bir çalışma. İyi de ilgi görüyor. Bu seneki konumuz yatlar. Motoryat ve yelkenliler olarak iki gruba ayırdık. Üniversitelere davet gönderdik, bilgilendirdik. Bu sene, öğrenciler sınav zamanları dışında çalışmalarına zaman ayırabilsinler diye Eylül ayında gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Kendi kaynaklarımızla zorlanmamıza rağmen bu yarışma bizim önceliğimiz ve düzenlemeye devam edeceğiz. Çünkü biz insana, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmak istiyoruz.”

Geri