Tersane Sektöründe Meydana Gelen İş Sağlığı ve Güvenliği Değişimi





Eylül 2013 Sayı 30

Recep Güner
Çalışma Bakanlığı, Yetkili İş Müfettişi Yardımcısı

Türkiye’de, yakın bir geçmişte tersane sektörü doğrudan yaklaşık 40.000 kişiye, dolaylı yoldan ise en az bu rakamın 3-4 katına istihdam sağlamaktaydı. İşsizlikle mücadele ve istihdam yaratmanın büyük önem arz ettiği bu yıllarda; bir zamanlar altın yıllarını yaşayan tersane sektörünün kamuoyunda yüksek istihdam rakamlarından ziyade geçmiş yıllarda sektörde meydana gelen iş kazalarıyla hatırlanması kanımca bir tesadüf değildir. Sektör bu kötü ününü özellikle yaşanan ölümlü iş kazalarına borçludur. En kutsal hakkın “yaşam hakkı” olduğu gerçeğinden yola çıkarak insani boyutu itibariyle de İş Sağlığı ve Güvenliği konusunun birinci öncelikli olarak ele alınması gerektirmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği konusunun tersane sektöründeki mevcut durumunu ve şu ana kadar kat ettiği mesafeyi incelerken şüphesiz odak noktamız işçi hayatı olmalıdır. Duruma iş ilişkisi açısından baktığımızda işverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında en başta, yaşamsal değeri nedeniyle ayrı bir yeri bulunan İş Sağlığı ve Güvenliğini sağlama borcu gelir.

İş Sağlığı ve Güvenliği konusuna tanımsal olarak bakıldığında iki ayrı kavramla karşılaşılmaktadır; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği. Uluslararası Çalışma Örgütü  (ILO)’ne göre işçi sağlığı, “Çalışan tüm insanların fiziksel, ruhsal, moral ve sosyal yönden tam iyilik durumlarının sağlanmasını ve en yüksek düzeylerde sürdürülmesini, iş koşulları ve kullanılan zararlı maddeler nedeniyle çalışanların sağlığına gelebilecek zararların önlenmesini ve ayrıca işçinin fizyolojik özelliklerine uygun yerlere yerleştirilmesini, işin insana ve insanın işe uymasını amaç edinen tıp bilimidir.” Konunun diğer kanadı olan İş Güvenliği ise işyerlerinde işin yürütülmesi nedeniyle oluşan tehlikelerden ve sağlığa zarar verebilecek koşullardan korunmak için yapılan metotlu çalışmalardır .

Tersane Sektörünün Önemi
Tersane sektörü gerekli İş Sağlığı ve Güvenliği önlemleri alındığında ve yeterli destek verildiğinde çok yüksek istihdam rakamları oluşturmaya elverişli bir emek yoğun sektörüdür. Tersane sektörü yapısal olarak çok çeşitli yan sanayi kollarını içerdiğinden diğer sektörler için lokomotif etkisi yapmaktadır. Uluslararası çok çetin bir rekabet yaşanmaktadır. Geçmişte ağırlıklı olarak fiyat esasına göre rekabet edilirken günümüzde rekabet; fiyatla birlikte kalite, etkin bir pazarlama, üründe yaratıcılık, değişen talebe hızlı yanıt verme yeteneği, geleceğe yatırım ile belirlenir olmuştur. Özellikle günümüz şartlarında talep eğilimini belirlemek, araştırma geliştirme çalışmalarında bulunmak ve ürettiğini uluslararası arenada pazarlamak ön plana çıkmıştır . 
Tablo 1’de de görüldüğü gibi tersane sektörü ülke için ciddi döviz girdisi sağlamaktadır. Kısaca tersane sektörü yabancı sermaye girdisini ve ihracat rakamlarını arttırmakta, teknolojik yenilikleri yakından izlemeye ve uygulamaya imkân sağlamakta, genç iş gücüne nitelik kazandırmakta ve savunma sanayiye yaptığı çalışmalarla dolaylı yönden ülke savunmasına katkıda bulunmaktadır.

Şekil 1. Yıllara Göre Bakım-Onarım Rakamları

Üretim ve İstihdam Açısından Tersane Sektörü
İstihdam rakamları Ağustos - 2007 ayı itibarıyla 33.480’e ulaşmış, ancak Aralık 2008 tarihi itibariyle Türkiye’deki tüm tersanelerden alınan verilere göre bu sayı 26.910’a gerileyerek ortalama % 20, Aralık 2009’da 19.179 kişi ile % 43, Aralık 2010’da 21.449 kişi ile % 36 ve Aralık 2011’de ise 20.516 kişi ile % 39 oranında bir düşüş göstermiştir. 
Tüm dünyada denizcilik sektörünü etkileyen küresel ekonomik kriz nedeniyle, gerek dünya gemi inşa taleplerindeki azalma, gerekse ülkemiz tersanelerinin iş kazaları nedeniyle gündeme gelmelerinin dünyadaki armatörlük kuruluşlarını olumsuz yönde etkilemesi ve navlun fiyatlarının halen düşük seviyelerde gezmesi, sipariş iptalleri ve yeni siparişlerin neredeyse yok denecek kadar az olması, 2011 Aralık ayı itibariyle istihdam sayısında 2007 yılı ile karşılaştırma yapıldığında yaklaşık 13.000 kişilik bir daralmayı da beraberinde getirmiştir. 2012 yılında sektörün durumunun aynı şekilde devam edeceği, bakım onarım faaliyetlerinin artmasına rağmen istihdam rakamlarında önemli bir artış olmayacağı beklenmektedir.

Ülkemizin coğrafi konumu, bölge ülkelerindeki bakım onarım tersanelerinin yok denecek sayıda olması ve ülkemiz tersanelerinin kaliteli ve özverili faaliyetleri nedeniyle, 2000 yılında 4.856.168 DWT olan bakım onarım faaliyetleri 2007 yılında 8.500.000 DWT’a yükselmiştir. 2008 yılı itibarıyla 8.433.000 DWT’luk geminin bakım onarımı yapılmış, 2009 yılında ise bu rakam yine artış göstererek 10.260.400 DWT’a, 2010 yılında 10.707.057 DWT’a, 2011 yılında ise 13.071.654 DWT’a yükselmiş olup bu durum, ekonomik krizin etkilerini gösterdiği süreçte yeni gemi inşada büyük sorunlar yaşayan tersanelerimizin daha çok bakım-onarıma yönlendiklerini ortaya koymaktadır.

Tersane Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği
SGK verileri incelendiğinde iş kazalarının en sık metal işleme / üretim sektöründe, Ölümle sonuçlanan iş kazalarının ise en sık inşaat sektöründe meydana geldiği görülmektedir. Tersane sektörü bünyesinde yapılan işler gereği yukarıda bahsedilen iki sektöründe risklerini içerdiği göz önünde bulundurulursa ne kadar tehlikeli bir çalışma sahası olduğu daha kolay anlaşılabilir. Tersane sektöründe mevcut olan yüksekte bloklar halinde çalışma, çok çeşitli iş ekipmanlarının kullanılması ve bunların yanında tehlikeli kimyasalların boya, raspa vb. çalışmalarda yer alması, sektörün iş kazası ve meslek hastalığı açısından çok büyük riskler içermesine sebebiyet vermektedir. İş Güvenliği konusunun kendi yapısı itibariyle çok bilimli bir karaktere sahip olması ve Tersane sektörünün çok çeşitli risk gruplarını içermesi; İş Sağlığı ve Güvenliği çözümlerinin çok bilimli, eş güdüm halinde ve çok sayıda uzmanlıktan oluşan bir ortak çaba yapılmasını gerektirmektedir.

Ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği bakışındaki dönüşüme paralel olarak Tersane sektöründe iş güvenliği anlayışı dönem içinde değişim ve gelişim göstermiştir. Bakanlar Kurulunun özellikle 2003 ve 2008 yıllarında yayınladığı ulusal programlar kapsamında Avrupa Birliğine İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda uyumu amaç olarak aldığı görülmektedir. 
İş sağlığı ve güvenliği anlayışı Avrupa Birliğine entegrasyon çerçevesinde kuralcı, belirli kalıplar içinde kalan, alınması gerekli bütün tedbirlerin mevzuatta düzenleyen ve denetimlerle kontrolü yapmaya çalışan yapıdan risk değerlendirmesi yapan, kendi risklerini ve tehlikelerini belirleyip kendine özgü önlemler alan bir yapıya dönüşmüştür.  Günümüzde iş sağlığı ve güvenliği anlayışı artık işyerini yaşayan, büyüyen, değişen ve kendine özgü olan bir canlı organizma olarak görmektedir. İş Güvenliğinde olması gerekli olan yeni yaklaşım, yapılması gerekenlerin detaylı belirlenmek veya ağır yaptırımların uygulanmasını sağlamak yerine işyerinin değişken yapısına göre kendini revize eden ve her işyerine özgü çözümler üreten bir yapıda olmalıdır.

Günümüzdeki İş güvenliği bakışına paralel olarak tersane sektöründe iş Sağlığı ve Güvenliğinde öne çıkan konular şu şekilde sıralanmaktadır:

- İşçi sağlığı, mesleki beceri, yaptığı işi benimseyebileceği bir huzur ortamı,
- Çalışma ortamında sürekli olarak İş Sağlığı ve Güvenliğinin iyileştirilmesi,
- Psikososyal ve örgütsel yaklaşımlar geliştirilerek, işçi ve işveren arasında çalışma barışının sağlanması. 

Bu sayılan konuların hayata geçirilmesi için işçi, işveren ve devlet arasında tam bir işbirliği olması gerekmektedir 

Tersane Sektöründe Önemli Risk Odakları 
Sanayi devriminin mirası olan iş kazaları çalışma hayatının ne yazık ki bir parçası haline gelmiştir. ILO’ya göre meslek hastalıklarının % 100’ü, iş kazalarının % 98’i önlenebilir kazalardır. Bu rakamların ancak insan odaklı bir yaklaşımla yakalanabileceği bir gerçektir.
İş Sağlığı ve Güvenliği önlemleri iş kazalarını engellemek için alınmaktadır. Ülkemizde iş kazası sayısı ciddi manada yüksektir. Özellikle Tuzla Tersaneler Bölgesi, yaşanan iş kazalarıyla kötü bir üne sahiptir. İş kazaları temel olarak birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Tablo 3’te tersane sektöründe artan iş kazası sayıları daha açık görülmektedir.

Rakamlar incelendiğinde özellikle tersanelerdeki yoğunluğun ve üretimin fazla olduğu yıllarda ölümlü iş kazası sayılarının arttığı görülmektedir. Özellikle kullanılan taşeron sistemi, günlük çalışma sürelerine riayet edilmemesi ve tersane bölgesinin alt ve üst yapı eksiklikleri iş kazalarında önemli faktörler olarak öne çıkmaktadır. 2008 yılından sonra ölümlü iş kazalarının azalmasında dünyada yaşanan ekonomik krizin etkisi büyüktür. Krizin yanında özellikle 2007 yılından sonra yapılan sıkı denetimler ve uygulanan İş Sağlığı ve Güvenliği politikalarının da etkisi azımsanamaz.

Şekil 2. Tersane Sektöründe 
Meydana Gelen Kaza Çeşitleri

Şekil 2 incelendiğinde tersanelerde “yüksekten düşme” ve “elektrikle temas” şeklinde iş kazalarının çok daha fazla gerçekleştiği görülmektedir. Bununda en büyük sebebi çok fazla sayıda elektrikli iş ekipmanı kullanılması ve büyük bloklar halinde çalışma yapılmasıdır. Daha öncede belirttiğimiz gibi tersane sektörü, çok bilimli emek yoğun bir çalışma alanıdır. Çok bilimli özelliğinden dolayı içerisinde çok çeşitli riskleri barındırmaktadır. 

Gemi İnşa ve Gemi Söküm İşyerlerinde Programlı Teftişler
Çalışama Bakanlığı tarafından belirli periyotlarda tersane bölgelerini kapsama alan programlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Özellikle 2007-2008 yılında iş kazalarının artmasıyla Çalışma Bakanlığı daha etkin, hızlı ve yakın denetim için tuzla tersane bölgesinde nöbetçi müfettiş görevlendirmiş ve programlı denetim sayısını arttırmıştır.
Yapılan denetimler arasında 2005-2007 yıllarında İzmir Aliağa Gemi Söküm Bölgesi’nde gerçekleştirilen “Gemi Sökümü Yapılan İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Proje Denetimi”, 2007-2008 yıllarında Tuzla Özel Tersaneler Bölgesi’nde gerçekleştirilen “Tersanelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Teftiş Projesi”, 2012 yıllında Tuzla ve Yalova Tersane Bölgelerini kapsamına alan “Tersane İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Teftişi” projeleri öne çıkmaktadır.

İzmir Aliağa Gemi Söküm Bölgesi’nde 2005 ve 2007 yıllarında yapılan proje teftişlerinde 6 Baş İş müfettişi ve 7 İş müfettişi görev almıştır. 2007 yılında gerçekleştirilen proje kapsamında 23 işyeri teftiş edilmiş ve 131 adet noksan husus tespit edilmiştir. Bu noksanlar kapsamında 18 işyerine mehil verilmiştir.
Tuzla Özel Tersaneler Bölgesi’nde ve Yalova Tersaneler Bölgesi’nde (sadece 2012 yılındaki programlı denetim Yalova Tersane Bölgesi’ni kapsamaktadır) 2007, 2008 ve 2012 yıllarında yapılan programlı denetimlerde toplam 3 Baş İş Müfettişi, 11 İş müfettişi ve 10 İş Müfettişi Yardımcısı görev almıştır. 2007, 2008 ve 2012 yıllarında yapılan denetimde sırasıyla 56, 47 ve 51 işyeri teftiş edilmiştir ve bu işyerlerinde 2007 yılında 1061, 2008 yılında 590 ve 2012 yılında toplan 193 adet noksan husus bulunmuştur.

2007 yılından itibaren 2012 yılına kadar denetlenen işyeri başına düşen noksan husus sayısındaki azalma dikkat çekicidir. 2007 yılında tersane başına neredeyse 20 adet noksan husus varken bu sayı 2008 yılında 12’ye 2012 yılında ise 2’ye gerilemiştir. Noksan sayısının azalması Tersane sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği açısından bir bilincin oluşmaya başladığının göstergesidir. Dikkat çekici bir istatistik ise Yalova Tersaneler Bölgesi’nin noksan hususun Tuzla Tersaneler Bölgesi’nden fazla olmasıdır. 
Tersane sektöründe çalışma ortamının sürekli değişken ve hareketli olduğundan dolayı İş Sağlığı ve Güvenliği organizasyonu oturmamış işyerlerinde bazı noksanlıklar denetimlerle düzeltilmesine rağmen ilerleyen zamanda tekrar görülmektedir.

Şekil 4’te görüldüğü gibi Elektrik panolarındaki noksanlıklar, basınçlı tüplerin taşınması ve depolanması ve çalışma izin sistemindeki noksanlıklar denetimlerden sonra neredeyse aynı seviyeye gelirken elektrik kablolarındaki noksanlar 2008 yılına oranla artmıştır. Genel itibariyle toplam noksan sayısı artarken yukarıda görüldüğü gibi bazı noksanlar aynı seviyede kalmış veya çoğalmıştır.

Sonuç
Tersane sektöründe iş kazasına sebep olabilecek riskler bertaraf edilirken işyerine ve yapılan işe uygun bir İş Sağlığı ve Güvenliği organizasyonu oturtmak çok önemlidir. Öncelikle etkin ve işyerinin kılcal damarlarına kadar inceleyen bir risk değerlendirmesi hazırlanmalıdır. Risk değerlendirmesi hazırlanırken işyerinde gerçekleştirilen her iş basamaklara ayrılmalı, her basamak kendi ve etrafı için sebep olabilecek potansiyel tehlikeler belirlenmelidir. Her tehlike için mevcut riskler belirlenip alınabilecek önlemler sıralanmalı ve Risk değerlendirmesinin son kısmında mevcut riskler karşısında alınan önlemlerin yeterliliği sorgulanmalıdır. Analiz sonunda bu önlemlerden gerek pratiklik gerekse ekonomiklik açısından en uygun olanları seçilerek uygulamaya konulmalıdır . Risklerin belirlenmesi ve bertaraf edilmesi sadece bir adımdır. Önemli olan etkin ve yürütülebilir bir İş Sağlığı ve Güvenliği organizasyonu kurmaktır. İş Sağlığı ve Güvenliği yönetimi, yalnızca üst yönetimin sorumluluğunda olmayıp, müdürlerin her birini veya firma danışmanlarını veya İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları ile tüm çalışanları işin içine sokar. Organizasyonel öncellikleri belirleyen üst yönetimden, işyerinde potansiyel tehlikeyi gözlemleyebilecek işçiye kadar herkesi kapsar. Sadece potansiyel tehlikelerden doğabilecek risklerin belirlenip bertaraf edilmesi yeterli değildir. İşyerinde sağlanan İş Sağlığı ve Güvenliği organizasyonu; sürekli alınan önlemlerin kontrolünü, alınan önlemlere uyulup uyulmadığını, önlemlerin yerindeliğini gözlemler ve işyerinde oluşabilecek yeni riskleri değerlendirir, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirir ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar . Özetle iş kazalarının engellenmesi için etkin bir İş Sağlığı ve Güvenliği organizasyonu kurulmalıdır ve bu organizasyonun altında görevlendirilmiş ekip tarafından tehlikelerin belirlenmesi, bertaraf edilmesi ve alınan tedbirlerin kontrol edilip daha iyi çalışma şartları için “proaktif” bir yaklaşım gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği için yapılacak çalışmaların işyerinin en üst yöneticilerinden en alt çalışanlarına kadar “farkındalık” sağlaması gerekmektedir. 

Kaynaklar
• Kadir ARICI, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dersleri, Ankara 1999, s. 103.
• Yiğit Abdulvahap, İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı, Aktüel Yay. İstanbul.2005, s.7
• Yayın no: DTP 2660, 2002
• SGK 2011 istatistik Yıllığı (İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları İstatistikleri)
• Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar, RG, 24.07.2003, 25178,mükerrer. Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı, RG, 31.12.2008, 27097, 5. mükerrer.
• Rantanen, J.,ThePrincipals of OccupationalHealth, (Editor: Tee L. Guidotti) Oxford UniversityPress,New York, 2011. s. 3-18
• ILO (uluslararası Çalışma Öggütü), Güvenlik Raporu, 2002
• Chao, E. andHenshaw, J.JobHazard Analysis, OccupationalSafetyandHealth Administration (OSHA), USA, 2002, s.50  
• Özlem ÖZKILIÇ İş Sağlığı ve Güvenliği, Yönetim Sistemleri ve Risk Değerlendirme Metodolojileri s.24
• Bakınız 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde:4.1.a

Geri