Haliç Tersanesi

Haliç Tersanesi Dünyanın yaşayan en eski tersanesi olan Haliç Tersanesi, 556 yıldır faaliyette.
İDO’nun özelleştirilmesi sonrası Şehir Hatları A.Ş.’ye tahsis edilen tersanede, Şehir Hatları gemilerinin ve bazı kamu kurumlarının deniz araçlarının bakım-onarımı yapılıyor. Yakın geçmişte Haliç Hattı gemilerinin inşasıyla, Haliç Tersanesi’nde 19 yıl aradan sonra yeni gemi inşası da gerçekleştirilmiş.

Temmuz / Ağustos 2011 Sayı 21

Tersane-i Amire

1455 yılında birkaç göz inşa kızağı ile faaliyete geçirilen Tersane-i Amire, o tarihten itibaren “İstanbul Tersanesi” adını almış. Yavuz Sultan Selim’in saltanat yıllarında büyük bir atılım yapan tersane, Hasköy’e doğru genişleyerek gemi inşa edilen kapalı gözlerinin sayısı 100’ü bulmuş. İstanbul Tersanesi’nin asıl gelişimi 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman ve Sokulu Mehmet Paşa zamanında olmuş. Yapılan yeni ilavelerle gemi inşa edilen gözlerin sayısı 200’ü aşmış ve zamanın en büyük gemi inşa tersanelerinden biri olmuş. Öyle ki, zamanla Haliç’teki inşa tezgahları, donanım ve malzeme depoları, havuzları, kışlaları, yelken dikim yerleri, hatta zindanlarıyla dünyanın sayılı büyük denizcilik merkezlerinden biri haline gelmiş.
Tersane-i Amire, Osmanlı devletinde, batı tekniği ve modern bilimin ilk kez uygulandığı bir endüstri merkezi olarak her dönemde büyük önem taşımış. Burada aralıksız olarak sürdürülen gemi inşa ve onarım faaliyetlerini sürekli izleyebilmek için zamanın batı devletleri Galata ve Pera’daki Venediklileri casus olarak kullanmışlar. Tersanedeki her türlü gelişmeyi, İtalya’daki ilgililere düzenli olarak bildiren casusları engellemek için 1557 yılında Sokullu Mehmet Paşa’nın emri ile tersane çevresi, altı yerinde kapı bulunan yüksek bir duvarla çevrilmiş.
Tersaneyi kara tarafından çepçevre kuşatan duvarın Galata’ya açılan kapısına Azaplar Kapısı, Kasımpaşa Deresi’ne açılan kapısına Kasımpaşa kapısı, kara tarafına açılan kapılarına Nakkaşhane Kapısı, Zindan kapısı, Şahkulu Kapısı, Hasköy’e açılan kapısına da Hasköy Kapısı adı verilmiş. Haliç Tersanesi’nin Galata Tarafındaki Kapısı Cumhuriyet devrinden itibaren ana kapı olarak kullanılmış.

İnebahtı’da yok edilen donanma 5 ayda yeniden yapıldı
İstanbul Tersanesi, 1571 Yılında Kıbrıs’ın fethinden dönen Osmanlı Donanması İnebahtı’da Haçlı Donanması tarafından yakıldığında, 5 ay gibi kısa bir sürede 150’den fazla kadırga inşa ederek donanmanın 1572 ilkbaharında Akdeniz’de bütün haşmetiyle yeniden boy göstermesini sağlamış. Beş ay gibi çok kısa bir zamanda tamamen yok olan donanmanın yeniden inşa edilebilmesi İstanbul Tersanesi’nin gemi inşa kabiliyeti açısından döneminde ne kadar üstün bir duruma gelmiş olduğunun bir göstergesi.

Haliç Tersanesi
İstanbul Tersanesi, 1913’te ilk bölünmeye uğramış. Bugünkü Taşkızak Tersanesi Donanmaya  bırakılarak, Haliç ve Camialtı bölümleri, İnşaat-ı Bahriye Şirketi Osmaniye adlı bir şirket kurularak bu şirkete devredilmiş. Tersane Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra 1924 yılında, Atatürk’ün emri ile Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi’ne bağlanmış. 1 Temmuz 1933 günü kurulan Fabrika ve Havuzlar bünyesinde yer alan Tersane’nin elden geldiğince yenilenip modernleştirilmesine çalışılmış ve bu amaçla kuru havuzlar onarılmış, mekanik aletler yenilenmiş. Çeşitli evrelerden geçen tersaneler 1 Mart 1952’de kurulan Denizcilik Bankası T.A.O.’ya bağlanmış ve bu devrede 70 ve 80 metre boyunda gemi inşa kızakları inşa edilerek tersanenin yeni gemi inşa kabiliyeti artırılmış.
1983 yılında Türkiye Denizcilik kurumuna devredilen tersaneler, 8 Haziran 1984 tarihinde Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. bünyesine alınmış. 14 Mayıs 2002’de tüzel kişiliği sona erdirilen Türkiye Gemi Sanayi A.Ş., Türkiye Denizcilik A.Ş. ile birleştirilmiş. Haliç Tersanesi 15 Mayıs 2002’den İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiği 2005 yılına kadar Türkiye Denizcilik İşletmeleri kapsamında faaliyetlerine devam etmiş.

19 yıl aradan sonra 3 yeni gemi inşa edildi
Yıllarca özelleştirme beklentisi nedeniyle yatırım yapılamayan ve alt yapısı oldukça yetersiz duruma gelen Haliç Tersanesi, 2005 yılında Şehir Hatları’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesinin sonra TDİ ile yapılan protokolle İDO’ya tahsis edilmiş. İDO döneminde özellikle yenileme çalışmalarının yanı sıra tarihi taş havuzlar, kapak ve köprü sistemleri çalıştırılabilir duruma getirilmiş. Havuzlardaki suyun tahliye pompa merkezi altyapısının bakımı yapılmış. Tüm tersane sahasıyla ilgili elektrik aydınlatma, yangın devresi, güvenlik gözetim sistemleri baştan aşağı yenilenerek modern lojistik merkezi kurulmuş. Tersane yönetim binası yenilenerek faaliyete geçirilmiş. Eski dökümhane atölyesi, yüksek süratli teknelerin makine bakımlarının yapıldığı bir merkeze dönüştürülmüş. 1989 yılından bu yana kullanılmayan kızak sahası düzenlenerek 19 yıl aradan sonra 3 adet Haliç Gemisi bu kızaklarda inşa edilmiş.

Şehir Hatları gemilerinin bakım onarımı yapılıyor
Haliç Tersanesi, 1 Ekim 2010 tarihinden itibaren 70 dönümlük sahasıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden Şehir Hatları A.Ş.’ye tahsis edilmiş. Şirketin genel müdürlüğünün de bulunduğu Haliç Tersanesi, 556 yıldır gemi inşa alanında faaliyetlerini devam ettiriyor. Günümüzde yolcu ve araba vapurlarının, yolcu teknelerinin tamiratları ve havuz bakımları yapılıyor.

3 adet kuru havuz bulunuyor
Haliç Tersanesi’nde 3 adet kuru havuz bulunuyor. Havuzlar, 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nda görülen batılılaşma hareketleri paralelinde Deniz Kuvvetleri’nde yapılan reformların bir parçası olarak inşa edilmiş. 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edilen bu kuru havuzlar halen yolcu ve araba vapurlarının bakım, onarım ve havuzlama işlemlerinde kullanılıyor.
Kuru havuzların numaraları Azapkapı’dan Kasımpaşa’ya doğru sırasıyla 1,2,3 olarak verilmiş ve bugün de bu şekilde isimlendirilerek kullanılıyor. Kuru havuzların yakınlarında Haliç’in derinliği 20-42 metre arasında değişiyor. Haliç Tersanesi’ndeki kuru havuzların hepsi kara tarafında ana kaya üzerine, problemli Haliç dolgularından etkilenmeyecek tarzda inşa edilmiş. Haliç Tersanesi’ndeki kuru havuzların ölçüleri şöyle:

1 Nolu Kuru Havuz: 109 m. boy, 22,20 m. genişlik, 10,5 m. derinlik

2 Nolu Kuru Havuz:  81.5 m. boy, 17.80 m. genişlik, 9,86 m. derinlik

3 Nolu Kuru Havuz: 151.05 m. boy, 19 m. genişlik, 9 m. derinlik

3 Nolu Kuru Havuz (1796-1799):
18. yüzyıl sonlarında Haliç Tersanesi’nde gemilerin bakımı için bir kuru havuz yapımı kararlaştırıldığında İstanbul’da bulunan Fransız ve İsveçli mühendislerden teklifler alınmış ve ihale İsveçli mühendislere verilmiş. İsveçli mühendisler ve Osmanlı teknik adamları ile kurulan kadro, inşaata 1796 yılında başlamış. Haliç Tersanesi’nde kuru havuz mahalinin önü tarakla temizlenmiş. Deniz suyunun inşaat çukuruna dolmasını önlemek için kıyıya ahşap palplanş perde çakılmış. Kuru havuz inşaat mahali 37,5 x 75,0 m boyutlarında ve 10,50 m derinliğinde kazılmış, inşaat çukuru yan duvarları iksalarla tutulmuş ve su sürekli boşaltılarak inşaat kuru inşaat çukurunda yapılmış.
Kuru havuz kargir olarak inşa edilmiş. İnşaatta İstanbul boğazındaki taş ocaklarından çıkartılan mavi devonien kalkerleri kullanılmış. Taşların örülmesinde su altında sertleşme özelliği olan puzolan harcı uygulanmış. Puzolan (volkanik kül) İtalya’dan getirtilmiş. Havuz tabanı 0,75 metre kalınlıkta taşla kaplanmış. Yan duvarlar ise içe doğru basamaklı olarak inşa edilmiş. 1799 yılında tamamlanan 3 Nolu kuru havuz, gemi boyutlarının 19. yüzyılda giderek büyümesi ve daha büyük boyutta kuru havuzlara ihtiyaç duyulmasıyla 1874-1876 yılları arasında karaya doğru uzatılmış.

2 Nolu Kuru Havuz (1821-1825):
19. yüzyılda gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda Haliç Tersanesi’nde 2 Nolu ve 1 Nolu kuru havuzlar inşa edilmiş. 3 Nolu kuru havuzun yapımı bu kuru havuzların yapımına örnek olmuş. Yeni inşa edilen kuru havuzlar eski kuru havuz inşaatlarında çalışan kişilerce yapılmış ve eski kuru havuz inşaat defterlerinden de yararlanılmış. 1821 yılında başlayan inşaat 1825 yılında tamamlanmış.

1 Nolu Kuru Havuz (1857-1870):
1 Nolu kuru havuzun yapımında diğer iki kuru havuz inşasında uygulanan teknik uygulanmış. 1857 yılında başlayan inşaat çalışmalarına 1861-1869 yılları arasında ara verilmiş ve inşaat 1870 yılında bitirilmiş.
Tersanede mevcut üç kuru havuz’a ilave olarak, II.Abdulhamit devrinde Bahriye Nazırı Bozcaada’lı Hasan Hüsnü Paşanın (1832-1903) girişimiyle Avrupa’dan bir yüzer havuz satın alınarak, parçalar halinde yurda getirilmiş ve Tersanede monte edilerek kullanılmaya başlanmış. Böylece 150 ton’a kadar küçük gemilerin onarım ve bakımını yapmak mümkün olmuş.

Haliç Tersanesi’nin İstanbul’un tam ortasında, 70 dönümlük bir arazi içinde yer aldığını belirten Şehir Hatları Genel Müdürü Süleyman Genç, “Haliç Tersanesi için rahatlıkla dünyanın en eski yaşayan tersanesi diyebiliriz. Daha eski tersaneler de var ama aktif değiller. Haliç Tersanesi ise, özellikle 2005’ten bu yana da oldukça aktif olan, gemi bakım-onarımı yapılan veya yeni gemi inşa edilen bir tersane” diyor.
Haliç Tersanesi’ndeki çalışmaların, korumacı bir ruhla, daha seyreltilmiş bir yapıyla sürdürüldüğünü söyleyen Genç, “Diğer tersanelerdeki yoğunluğu burada göremezsiniz. Bunun nedeni burada yapılacak işin değerinden çok daha değerli olan şeyin, buranın kendisi olması. Havuzların, havuz kapaklarının, buradaki her bir taşın kıymeti var. Geleceğe taşınmasında hassasiyet gösterilmesi gerekiyor. Biz burada çalışmaya devam ediyorsak, sadece o canlılığı sürdürmek için çalışıyoruz. İşin kapitalist boyutundan bakmıyoruz, kültürel boyutuyla da bakıyoruz” şeklinde konuşuyor.
Şehir Hatları’nın bu sene 160. yılını kutladığını sözlerine ekleyen Süleyman Genç, şöyle devam ediyor: “Şehir Hatları, 2005 yılında iyi bir tercihle İstanbul sahamız içinde hizmet veren şehir hatları vapurları, araba vapurları ve iskeleleriyle beraber Büyükşehir’e devroldu. 2005 yılı öncesi, filomuz kötü durumdaydı. Özelleştirme süreci, ne kadar iyi olursa olsun, sıkıntılı bir süreçtir. Çünkü beklemek zorundasınız, yatırım yapamıyorsunuz, karar veremiyorsunuz, geleceği göremiyorsunuz. Belediyemiz de çalışmaları, o zamanki deniz sektörüne bakan yüzü olan İDO ile yürüttü. Şehir Hatları İDO’ya bir modül olarak geldi ve 6 yıllık bir gelişim süreci geçirdi. Bu 6 yıllık süreçte eskiden gelen, gelişim olarak aşağı doğru giden yapı stabilize edildi ve az da olsa ibre yukarı doğru kalktı. Hatta 8 yeni gemi ilave edilerek gayet iyi bir gelecek performansına doğru yola çıkıldı. 2010 itibariyle İDO içerisinde bir modül olan Şehir Hatları, İDO’nun özelleştirilmesiyle İDO’dan ayrılarak bir anlamda geri dönüş yaptı. Geri dönüş yaparken de kendisine yakışan Şehir Hatları ismini aldı. Şehir Hatları olarak 29 Eylül günü başladığımız serüvende yaklaşık 10. ayımıza girdik. İstanbul halkına sadece Şehir Hattı vapurlarıyla olan yolcu taşıma hizmetimizi vermeye devam ediyoruz.”

Haliç Tersanesi’ni işletmeye, korumaya ve tüm toplumun yararına açmaya çalışıyoruz
“Şehir Hatları çok geleneksel ve büyük bir tecrübesi olan bir kurum. Şu anda 34 yolcu vapurumuz var. Sezona göre de 7-8 yolcu motoru kiralıyoruz. Şehir hatlarının 160 yıllık tecrübesinin zorluğunu üstümüzde taşımakla beraber daha büyük bir zevkle taşıdığımız bir yükümüz daha var, 556 yıllık, tarihimiz boyunca denizciliğin bir anlamda merkezi olmuş Haliç Tersanesi. Şehir Hatları belediyemize devredilirken, Haliç Tersanesi de devredildi. 556 yıl boyunca çok şey yaşamış, Fatih’ten sonra tüm padişahların gözdesi olmuş bir yerdeyiz. Burayı hem işletmeye, hem korumaya, hem de tüm toplumun yararına açmaya çalışıyoruz.”
“Belediye olarak, 2008’den bu yana Haliç Tersanesi’ni profesyonel veya akademik boyutta her türlü etkinliğe açtık. Sektör dışı etkinliklere de yer verdik. 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında burada birkaç etkinlik yapıldı. Yaklaşık bin kişinin izlediği bir konser düzenlendi, Türkiye’nin en büyük açık alanlı fotoğraf sergisi gerçekleştirildi. O süreç içinde ziyaretçiler tarafından 3 büyük anı defteri dolduruldu.”

Haliç Tersanesi ‘Yaşayan Müze’ olmalı
“Müsteşarlığımızın, Kültür Bakanlığımızın, üniversitelerimizin, askeriyemizin ve belediyemizin bu alanla ilgili birtakım düşünceleri var. Ancak bu düşünceler geliştirilmeye açık. Ben 22 senedir içinde yaşayan biri olarak söylüyorum, burada farklı bir hava var. ‘Yaşayan müze’ belki de bu mekanın yaşaması ve yaşatılması için en doğru kavram. 3-4 yıldır bu kavram üzerine konu geliştirilmeye çalışılıyor. Tersanenin geçmişi anlatırken, işlevselliğini de geçmişine bağlı olarak sürdürebilmesi gerekiyor. Yoksa sabitlenmiş, mumyalanmış, cilalanmış bir yapı burayı tarif edemez. Bu anlamda 556 yıllık Haliç Tersanesi, emek yoğun çalışılan tersane camiasının kültürel olarak da ruhunda bir sayfa açacaktır diye düşünüyorum.”

Denizciliğin kültürü burada
“Günümüzde insanların yoğun çalışma temposunda kaçırdıkları birtakım olgular var. Bunların can damarlarından biri de kültür. Denizciliğin kültürü burada. Bu yıl da birtakım aktiviteler için hazırlık yapıyoruz. Fuar etkinlikleri ya da UNİCEF yararına yine denizcilikle alakalı birtakım etkinlikler olabilir. İstanbul’un göbeğinde çok güzel bir alanda bu kültürü anlatmak istiyoruz.”
“Prensip olarak yoğunlaştırılmış bir çalışma yapmıyoruz. Öncelikle kendi Şehir Hattı gemilerimizin rıhtımdaki birtakım bakım onarımlarını yapıyoruz. Yakın geçmişte yeni gemiler de inşa ettik. 19 yıl aradan sonra ilk kez Haliç Hattı gemilerini burada inşa ettik. Bunların dışında, bir protokol çerçevesinde belediyemizin deniz hizmetleri vasıtalarının bakım onarımını da burada yapıyoruz. Yine bazı kamu kurumlarının araçlarının bakım onarımını da gerçekleştiriyoruz. Örneğin, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü araçlarının ya da TCDD’nin Haydarpaşa Liman İşletmesi veya diğer işletmelerinden gelebilecek olan römorkör ve diğer deniz araçlarının havuzlama ve bakım onarımını burada yapıyoruz. Yine, İDO ile ayrılışımızın ardından İDO şemsiyesi altında kalan araba vapurlarının bakımlarını da yapıyoruz. Bunlar dışında Haliç’i ilgilendiren veya çevre ile ilgili birtakım Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz.”

Geri