Gisan Tersanesi


Gisan Tersanesi, sektörde örnek bir birlikteliği bulunan Parlar, Kısa ve Oyar aileleri tarafından 1982 yılında kurulmuş. Bugüne kadar 50’den fazla yeni gemi inşa eden firmanın ikinci tersanesi olan Yalova Tersaneler Bölgesi’ndeki tersanede ise yatırım çalışmaları sürüyor…

Bugüne kadar, büyük çoğunluğu son 10 yılda olmak üzere 50’nin üzerinde gemi inşa etmiş olan Gisan Tersanesi, Parlar, Kısa ve Oyar ailelerinin birlikteliğiyle 1982 yılında kurulmuş. Daha önceki yıllarda Haliç’te çeşitli projelerde beraber çalışan bu üç ailenin, sektörde uzun yıllara dayanan örnek bir birlikteliği var.
İlk yıllarında yeni inşanın yanı sıra tamir-bakım konusunda da çalışmalar yapan Gisan Tersanesi’nde, son 10 yılda ise yeni inşa çalışmaları yoğunluk kazanmış. Kriz sonrası dönemde ise, yeni inşaya olan talebin azalmasıyla yine ilk yıllarındaki gibi tamir-bakım ve yeni inşa faaliyetleri bir arada sürdürülüyor.
Gisan’ın Tuzla’da bulunan tersanesinin yanı sıra Yalova Tersaneler Bölgesi’nde de ikinci bir tersanesi yer alıyor. 2008-2009 yıllarında hayata geçen Yalova’daki tersanede ilk olarak Kıyı Emniyeti için yakıt toplama gemisi yapılmış. Şu anda ise Tuzla’daki tersanede yapılan yeni inşa gemiler için bazı bloklar yapılıyor ve deniz yoluyla Tuzla’ya getiriliyor.
Gisan’ın tersaneciliğin yanı sıra armatörlük faaliyetleri de bulunuyor. 1999 yılında kendisi için inşa ettiği ilk gemi olan 5300 dwt’luk Gündem 1 isimli bir kuru yük gemisiyle başlayan bu çalışmalar, 2004 ve 2007 yıllarında inşa edilen ikinci ve üçüncü gemilerin katılmasıyla devam ediyor. Şu an 3 gemiye sahip firma, gemileri tamamen kendisi işletiyor.
Gisan’ın Tuzla’daki tersanesi yaklaşık 25 dönümlük, Yalova tersanesi ise 40 dönümlük bir alanda yer alıyor. Tuzla tersanesinde 2 tane kızak ve bir iskele bulunuyor. Kızakların birinde maksimum 22-23 bin dwt’a kadar gemi yapılabiliyor. Tersane’nin bugüne kadar yaptığı en büyük gemi de Altınbaş Grubu’na yapılan 22 bin tonluk bir kimyasal tanker. Daha küçük olan diğer kızakta ise 10-11 bin dwt’a kadar gemi inşa edilebiliyor.

Vedat Parlar: “Yüzer havuz yapmayı planlıyoruz”
Tersane’nin iskelesine tamir-bakım için 3 tane gemi alabildiklerini söyleyen Gisan Tersanesi firma ortaklarından Vedat Parlar, “Bakım-onarım işleri yoğunlaştığı için bir havuz yapmak düşüncemiz var. En kısa zamanda buradaki iskelemize yüzer bir havuz yapmayı planlıyoruz. Proje aşaması tamamlandı, 1-2 hafta içinde Yalova’daki tersanemizde bu havuzun sac kesimlerine başlayacağız. Tamamen kendimiz yapmayı planlıyoruz. Ümidimiz yılsonuna kadar havuzu bitirmiş olmak. Bu havuzda da 25 bin dwt’a kadar gemileri havuzlayabileceğiz” diyor.

Gemi dönüşüm projeleri yapıyoruz
İskelede tamir-bakım işlerinin yanı sıra gemi dönüşüm projeleri de yaptıklarını belirten Vedat Parlar, “Son iki yılda 4 tane konteyner gemisini kuru yük gemisine çevirdik. Tamir bakımdan ziyade böyle dönüşüm projeleriyle ilgileniyoruz. Şu anda da bir hayvan gemisi projesi için çalışmalarımız devam ediyor. Bir Ro-Ro gemisini canlı hayvan gemisine dönüştürüyoruz” şeklinde konuşuyor.
Son 10 yıl boyunca piyasanın talepleri bu yönde olduğu için ağırlıklı olarak kimyasal tanker yaptıklarını ifade eden Parlar, şöyle devam ediyor: “Biz burada, bugüne kadar, kuru yük gemisi, kimyasal tanker, konteyner, asfalt tankeri, çok amaçlı kargo gemileri gibi hemen hemen her çeşit gemi yaptık. 20 bin dwt’a kadar olabilecek birçok çeşit gemi inşa ettik. Diğer çeşit gemilere pek talep olmadığı için henüz inşa etmedik, örneğin bir ro-ro gemisi yapmadık. Ama o yönde bir talep olursa onu da yaparız. İmkanlarımız izin verdiği ölçüde her türlü projeyi yapabiliriz. Kadromuz buna müsait.”
“Birçok tersanede olduğu gibi burada da sistem, taşeron sistemi. Kendi kadromuzda ise çok başarılı bir mühendislik ekibimiz var. Genel Müdürümüz Türker Yaltır Bey, yurtdışında da birçok önemli projede yer almış çok tecrübeli, başarılı biri. Buradaki en büyük avantajlarımızdan bir diğeri de aile bireylerinin işin içinde olması. Tersane ortağı olan üç aileden de ikinci, hatta üçüncü kuşak temsilciler çeşitli departmanlarda görev alıyor. Bu sektörde, aile bireylerinin yetişmediği firmaların kalıcı olacağını, sektörde varlığını devam ettireceğini düşünmüyorum.”



Tüm yönetim, çevre, güvenlik sistemi belgeleri mevcut

“Tersanemizde İSO gibi, OHSAS gibi bütün yönetim, çevre sistemi, güvenlik sistemi belgelerimiz mevcut. Sadece askeri projeler için gerekli olan sertifika yok, zaten henüz askeri projelerde yer almayı düşünmüyoruz.”

İki yeni gemi inşa ediliyor
“2010’un son aylarında kriz öncesi aldığımız siparişlerimizi bitirmiştik. Şu an, geçtiğimiz yıl aldığımız iki siparişimizi yapıyoruz. Bir tanesi 2400 tonluk bir kimyasal tanker. İkincisi ise 15 bin dwt’luk bir kuru yük gemisi. Her ikisinin de çalışmaları devam ediyor ve 2-3 ay içerisinde denize indirmeyi planlıyoruz. Bu süre zarfında büyük çoğunluğu yurtdışından birçok firmayla görüştük. Henüz netleşmeyen bazı görüşmelerimiz var. Bazı teklifleri de Uzakdoğu’ya kaptırdık. İmzaladığımız, 7 bin tonluk bir kuru yük gemisi projesi var. 2-3 ay sonra onun çalışmalarına başlayacağız.”
“Yapımına devam ettiğimiz 15 bin tonluk kuru yük gemisinin birçok bloğu Yalova’daki tersanemizde yapılarak buraya getirildi. Yalova’daki tersanemizde henüz bir kızağımız yok. Çünkü, orada büyük yatırım düşünüyoruz ve krizden dolayı henüz başlamadık. Kendimize yapmaya başlayacağımız yüzer havuzu da Yalova’daki tersanemizde inşa etmeyi düşünüyoruz.”

Türk gemi inşa sanayiinin en büyük eksikliği, organizasyon
“Belli başlı Uzakdoğu tersaneleri son 3 yıldır, hiç hız kesmeden ciddi manada sipariş aldılar. Birçok gemi oralara sipariş edildi ve hala ediliyor. Bu dönemde, tabiri caizse, Türk tersaneleri maalesef sınıfta kaldı. Bunun birçok sebebi var. Ama benim gördüğüm en büyük problem, organizasyon eksikliği. Sektörün önemli bireyleri olan gemi inşa mühendislerinin, yan sanayicilerinin, tersane sahiplerinin, bazı sivil toplum kuruluşları ve resmi kurumların bir araya gelerek, kalıcı uzun vadeli hedefleri belirleyememesi sektörün krizde büyük yara almasına sebep oldu. Açıkçası, bu organizeyi ikinci veya bazı firmalarda üçüncü kuşak olan genç neslin yapabileceğine inanıyorum. Sektörümüzün bügün dünya denizciliğinde geldiği saygın yer için emeği olan herkese minnettarız. Fakat gemi inşanın geleceği için idarenin yavaş yavaş genç nesile devredilmesi gerektiği kanaatindeyim. Biz, Oruç Reis Denizciler Kulübü’nde de bu konuyu birçok kez masaya yatırdık ve genç denizciler söyleşisi programlarımızla temelinin atıldığını düşünüyorum.”



Siparişleri Uzakdoğu’ya kaptırıyoruz

“Maksimum 20-25 bin dwt’a kadar olan gemilerde hem Avrupa’ya yakın olmasından hem de daha tecrübeli olmasından Türk tersaneleri tercih ediliyordu. Ama duyuyoruz ki bu boyutlardaki gemiler de son zamanlarda Uzakdoğu’ya gidiyor. Örneğin bizim görüştüğümüz 3500 tonluk bir gemi projesi, küçük bir gemi olmasına rağmen Çin’e sipariş verildi.”
“Uzakdoğu tersanelerinin bu duruma gelmesinde, devlet yardımlarının çok etkili olduğu konuşuluyor. Bizimle görüşüp daha sonra siparişini Uzakdoğu’ya veren firmalarla konuştuğumuzda da çok büyük fiyat farkı olduğunu söylüyorlar. Bu fark yüzde 30’lara hatta 40’lara varan bir fark. Mantıken baktığınızda Uzakdoğu tersanelerinin de bu farkı devlet desteği olmadan yapması pek mümkün değil.”
“Uzakdoğu tersanelerinin birçoğu büyük tonaj gemi yapıyor. Bizim şu an yapmamız pek söz konusu olmayan 80-90 bin ton ve üzeri çok büyük gemiler yapıyorlar. Belki kapasite olarak Türkiye’de yeni yapılan bazı tersanelerde bu büyüklükte gemi yapmak mümkün olsa da o fiyatlarla çekişmek mümkün değil. Biz, 30-35 bin tona kadar olan gemiler konusunda rekabet edebiliriz. Bunun için de mühendisinden yatırımcısına, devlet kanadından sivil toplum kuruluşlarına, gemi inşanın içinde yer alan etmenlerin bir araya gelip bir planlama, bir organizasyon yapması gerekir. Bu çalışma bugün yapılsa, belki bir 5 yıl sonra biz de o seviyeye gelebiliriz. Ama şu an için böyle bir yapılanma, çalışma, vizyon göremiyoruz.”

Maalesef birçok tersane boş
“Kriz, özellikle Tuzla tersanelerinde son bir, bir buçuk yıldır derinden hissedilmeye başlandı. 2007’de kriz patladı ama birçok tersanenin elinde daha önceden almış olduğu siparişler vardı. 2008-2009 daha çok bu siparişleri bitirmekle geçirildi. Ama bugün maalesef birçok tersane boş. Daha önceden tamir-bakım yapan bazı tersaneler krizden daha az etkilendi.”
“Navlunlar iyi olmadıkça, gemilerin gelirlerinde belli bir istikrar yakalanmadıkça, armatörlerin yeni gemi yaptırması zor gözüküyor. Armatörlerin birçoğu da zaten yatırımda yakalandı ve ciddi borçları var. Gemilerden yeterli bir gelir elde edemiyorlar. Borcu olmasa dahi, şu anki navlunlara bakarak gemi yapmak söz konusu değil. Bunun ne kadar devam edeceğini de bilmiyoruz.”

Bankalar, kötü günde sektörün yanında yer almadı
“Bankalar iyi günde bu işe sarıldılar. Kriz öncesinde buralar bankacıdan geçilmezdi, şimdi hiçbiri yok. Tabi bu da manidar. Para varken, piyasa iyiyken kredi vermek için uğraşan bankalar, maalesef kötü günde sektörün yanında yer almadı. Kredi Garanti Fonu uygulamaya konuldu ama uygulaması çok da gerçekleşmedi. 7-8 geminin bu fondan faydalandığını biliyoruz. Çünkü birtakım kriterleri var. Aslında yarım kalmış gemilerden ziyade yeni yapılacak gemilere bir teşvik olsaydı, inanıyorum ki, çok insan kullanırdı bu fonu.”

Yan sanayi yeterli değil
“Yan sanayi bizim en büyük dezavantajımız. Türkiye’deki gemi inşalarında yüzde 40’lara varan oranda yurtdışına bağlıyız. Bu da bizim fiyatımızı etkileyen önemli faktörlerden biri. Maalesef Türkiye’deki yan sanayinin ciddi manada desteklendiğini ve geliştiğini söyleyemeyiz.”
“Tabi ki bu konuda çok önemli boşluğu dolduran firmalarımız da var ama yeterli değil. Buradaki en büyük sıkıntımız, teklif verirken, yurtdışından aldığımız ekipmanların fiyatlarında. Böyle olunca da ancak işçilikten fiyat düşebiliyorsunuz, bu da yeterli olmuyor. 3500 dwt’lik bir asfalt tankerinde bile bir armatör Çin’i tercih ediyorsa bunun en büyük etkenlerinden biri yan sanayi.”

Uzun vadeli planlar yapılmalı
“Gemi inşaa gibi ağır sanayilerde minimum 5 yıllık, genelde 10 yıllık planlar yapılmalı. Günlük ya da 1-2 yıllık planlarla bir yere gelmeniz mümkün değil. Örneğin, Türkiye’nin tersane sayısı çok eleştiriliyor. ‘Bu kadar tersanenin olması diğer tersanelerin gelirlerini düşürüyor’ gibi konuşmalar yapılıyor. Ama siz 2023 hedefleri arasında Türk tersaneleri için yıllık 10 milyon dwt gibi bir hedef belirliyorsanız, o hedefi yakalayabilmek için 123 tersane az bile. Bugüne bakıp eleştirmek bence hatalı. Tersanecilik bir kültürdür, kolay yerleşmez. Mesela, bizim tersanemiz 82’de kurulmuş, 86’da üretime başlamış ve 25 yılda bu seviyeye gelinmiş. Bu kültürü yerleştirmek o kadar kolay değil.”

Tersanecilik stratejik bir alan
“Konuya ticari olarak yaklaşırsak, belki tersanecilik çok cazip değil. Arsa alıp inşaat yapmak daha mantıklı gelebilir. Ama bu bir kültürdür, stratejik bir alandır. En basit örneği, İDO’nun iki tane yolcu gemisi Libya’dan 3-5 bin kişi getirdi, dünyada Türkiye’nin prestiji arttı. Bugün tersanelerin stratejik olarak çok önemi yok gibi görünebilir ama bir gün öyle bir an gelir ki, bin tane inşaatçıyı toplasanız yapamayacağı bir şeyi, 3 tersane yapabilir.”

Spesifik gemilerde Türkiye’nin önü açık
“Türk tersanelerinin en büyük avantajı, lokasyon. Bu da özellikle tamir-bakımda çok önemli. Bunun üstüne gidilmesi gerekiyor. Buradan senede 55 bin geçiş var. Lokasyon olarak Akdeniz havzasında başka bir ülkede doğru düzgün tersane yok. Yunanistan’dakiler gitti. Romanya, Bulgaristan ve Ukrayna ise kalite olarak bizimle rekabet edemez. Yeni inşada da spesifik gemilerde Türkiye’nin önü açık. Çünkü Uzakdoğu tersaneleri bu projelerle çok ilgilenmiyorlar.”
“İnşaat sektöründeki taşeron sistemi ile tersanedeki taşeron sistemi arasında bir fark yok. Siz tersanelerde taşeronluk sistemini değiştirdiğiniz vakit, tersanelerin ayakta kalabilmesi mümkün değil. Bugün Avrupa’da tersane kalmayışının sebebi budur. Uzakdoğu’daki tersanelerde de taşeron sistemi ile çalışılıyor. Bunun denetlenmesi, iş güvenliği, detayları tartışılabilir. Ama sistem olarak taşeronluk sisteminin kalkması tersanelerin bitmesi ile eşdeğerdir. Bugün inşaat sektöründe bunu yapabilir misiniz? Mümkün değil, burada da aynısı geçerli.”

Yalova’daki tersanemizde daha büyük gemiler yapmak istiyoruz
“Tersanecilik sevmeden yapılacak bir iş değil. Bu bizim aile şirketimiz, başka bir şey de bilmiyoruz. Bu aile kültürümüzü, götürebildiğimiz kadar iyi yerlere götürmek istiyoruz. Kısa vadedeki planlarımız arasında, bahsettiğim gibi havuz projemiz var. Yeni inşa siparişleri çok az ve yakın bir zamanda da düzeleceğe benzemiyor. Bu nedenle tamir-bakıma yönelmemiz gerekiyor. Bunu zaten iskelemizde yapıyoruz. Ama havuzun olması da önemli. Uzun vadede ise Yalova’daki tersanemizi yapılandırıp daha büyük gemiler yapabilmeyi arzu ediyoruz. Belki işler umduğumuz gibi giderse kendi filomuzu da büyütmeyi düşünebiliriz.”

Oruç Reis Denizciler Kulübü
“Oruç Reis Denizciler Kulübü (ODEK), resmi olarak bir yıl önce kuruldu. Ama geçmişi daha eskiye dayanıyor. ODEK, 2006 yılında kurulan Barbaros Denizciler Derneği’nin bünyesinden çıktı.”
“Bünyemizde tersaneciler, armatörler, yan sanayi, gemi kurtarma, acenta, sigorta şirketlerinden işadamları var. Buradaki tersanecilikle ilgili hedeflerimiz arasında tersanecilerle yan sanayicileri bir araya getirip yeni pazarlar oluşturmak gibi projeler yer alıyor. Mesela Kazakistan’a bir gezimiz oldu, önümüzdekı gunlerde bir Fas gezisi planlıyoruz. Bunun gibi ticari heyet gezileri düzenlemeyi ya da diğer ülkelerden ticari heyetler davet etmeyi hedefliyoruz. ODEK bir cümle ile, ülke ekonomisine ve sektörüne katkı sağlamayı amaçlayan, dünya çapında Türk Denizcilik Endüstrisi’nin bilinilirliğini artırmayı amaçlayan bir sivil toplum kuruluşudur.”

Geri