Torgem Tersanesi

(Mayıs - 2010)

Torgem Tersanesi Tuzla'da 2000 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 19 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu. Tersanenin 30 bin dwt'a kadar gemi yapılabilen 150x25 ve 8 bin dwt'luk gemi inşa edilebilen 110x17 metrelik iki kızağı var. İskelesi ise 180 metre boyunda, 14 metre genişliğinde...


Torgem Tersanesi'nde 25 bin dwt'a kadar her türlü tanker, kuru yük ve tam teçhizatlı konteyner gemi inşası; yelkenli veya açık deniz motorlu yatlar ile 60 metreye kadar megayat inşası; 80 metreye kadar alüminyum tekne inşası; özel maksatlı gemiler inşası; römorkörlar ve liman vasıtaları inşası; yüzer vinç ve duba inşaatı; her türlü sörvey, sac değişimi tadilat, boyverme ve klas değişikliği işlemleri yapılabiliyor. Çelik işleme kapasitesi yeni inşada 6 bin  ton/yıl; tamirde ise 3 bin ton/yıl.

Torgem Tersanesi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Kanan Torlak... Aynı zamanda GİSBİR Yüksek İstişare Konseyi Başkanı da olan Kenan Torlak, 1952 İstanbul doğumlu. Rizeli bir aileye mensup Kenan Torlak, büyük dedesi, dedesi ve babasından sonra gemi inşada dördüncü nesli temsil ediyor. Torlak'ın, ikisi de gemi inşa mühendisi olan iki oğlu var ve beşinci nesil olarak Torgem Tersanesi'nde çalışıyorlar. "Büyük dedem, dedem, babam ve amcamlarla Haliç'te ahşap tekne inşaatı yapıyordu. Gemi inşa sektöründe, İstanbul'da ahşap tekneden başlayan ilk aile şirketiyiz" diyen Kenan Torlak, tersanenin geçmişiyle ilgili şu bilgileri veriyor: "1967 yılında 120 tonluk ipragaz tüplerini taşıyan bir çelik tekne ürettik. Çelik tekne imalatı özel sektörde bizimle başladı diyebilirim. Daha sonra 1977 yılında Haliç'te Torgem Gemi İnşaat Kolektif Şirketini kurdum. 1981 yılında Tuzla'daki tersane bölgeleri dağıtılmaya başlandığında mecburen Tuzla'ya geldik. Yerimiz tahsis edilmemişti. Yıldırım Tersanesi'nde üç gemi inşa ettik. 1982 yılında da şirketin unvanı aynı kaldı ama anonim şirkete çevirdik. Dolayısıyla 1982 yılından beri anonim şirket olarak faaliyetimizi yürütüyoruz. 1983 yılında kendi yerimize taşındık. Tuzla'ya geldikten sonra da 1000 dwt'un üzerinde gemi inşa etmeye başladık ve o günden bu yana 1000 dwt ve altındaki gemiler hariç 101 gemi yaptık..."

"Torgem Tersanesi'nin olduğu yerde üç sene öncesine kadar Dentaş ve Torgem adına kayıtlı iki parsel vardı. İkisinin toplam alanı 37 dönüme yakındı. 2006'ya kadar burada Torgem olarak çalıştık. 2006'da, işlerin iyi gittiği dönemde, üç kardeş ayrıldık ve iki kardeşim Dentaş tarafına geçti. Ben, iki oğlumla beraber Torgem'de kaldım. Gerek Dentaş, gerek Torgem tarafı bütün olarak düşündüğümüzde 2006 öncesi ve 2006 yılında gerçekten çok spesifik, konservatif bir yapımız vardı. Diğer emsallerine göre daha çabuk ve daha çok iş üretebilen, daha çok sac tüketebilen bir tersaneydik. O da bizim ailesel yapımızdan, el melekelerimizden, bilgi birikimimizden kaynaklanıyordu..."

İflas erteleme kararı aldık
Bugünlerde ise ekonomik krizden dolayı iflas erteleme kararı almak zorunda kaldıklarını belirten Torlak şu yorumlarda bulunuyor: "Torgem Tersanesi'nde 2008'in eylül-ekim aylarında 250 kişilik kendi kadromuz vardı. 700'ü aşkın da taşeron işçisi çalıştırıyorduk. Kardeşlerimizle ayrılmadan önce 1300 kişi çalıştığımız dönemler oldu. Fakat ekonomik krizle başlayan süreç sonunda bugün, ben ve iki oğlum da dahil tersanede 39 kişi kaldık. Kızaktaki 10.800 dwt'luk kimyasal tanker yedi aydır aynı pozisyonda bekliyor, hiç değişmedi. Armatörün finansal sıkıntıları var. Zaten sonrasında başlayacak bir gemimiz de yok!.. Bu geminin bir eşini daha yapacaktık, o da bu krizin başında iptal edildi. Dolayısıyla bir buçuk yıldan bu yana tersane çok kötü bir duruma geldi. Daha da kötü olabilir. Genelde askeri ihale alan iki üç tane tersane dışında pek çoğu büyük sıkıntılar yaşıyor. Tamir işi yapan tersaneler işlerini kısmen sürdürebiliyorlar..."

2009'u bile arayabiliriz!..
"Amerika'da başlayan Mortgage krizi çok hızlı bir şekilde dünyayı sardı. Önce dünya ticaretini ve dolayısıyla deniz taşımacılığını vurdu. Dünya ticaretinin yüzde 90'ı deniz yoluyla oluyor. 2008'in yaz aylarında örnek olarak söylüyorum bir geminin kirası günlük 50 bin dolarken, kasım ayında beş bin dolarlara düştü ve bu durum gemi inşa sektörüne de sıçradı. 2010 ve 2011 yılları tüm tersanelerimiz dolu gözüküyordu; fakat ne olduysa yoğun bir şekilde iptaller başladı. 2008'in sonundan sonra da işsiz kaldık. Önümüzü göremez hale geldik. Bankalar frene bastı, özkaynak oranlarının, teminatların artırılmasını talep ettiler. Bankaların bu tutumundan dolayı; armatör ya da yatırımcılar tersanelere yapmakta oldukları ödemeleri 3-5 ay kadar aksattılar ve tam olarak yapamadılar. Buna rağmen 2010'un ikinci yarısından itibaren yeniden sipariş alırız ümidi taşıyorduk. Fakat günler geçtikçe bu ümidin de gerçekleşmeyeceğini tahmin ediyorum. Böyle giderse 2009'u bile arayabiliriz. Öncesinde de bu tip krizler yaşadığımız dönemler oldu. Ama o zamanlarda hükümetten destekler görürdük. Önümüzü açacak imkanlar yaratırlardı. Bu imkanların yeniden yaratılmasını sağlamak amacıyla Ankara?nın yollarını çok aşındırdık, başbakana bile heyetler gitti. Tuzla?ya gelen bakanlara durumumuzu anlattık. Önemli bir sektör olduğumuz dile getirildi ama bugüne kadar hiçbir yardım ve destek görmedik. Hatta, teşvik belgeleri kaldırılarak, köstek bile olundu. 200 bin kişi işsiz kaldı..."

Gençlere güzel bir sektör bırakmayı amaçlıyorduk
"Sektörün bu hale gelmesi belki de en çok beni üzüyor. Çocuklarımın ikisi de gemi inşa mühendisi ve hep tersanelerde büyüdüler. Bu işsizlikten dolayı onların suratını asık görmek beni kahrediyor. Arkadaşlarımın çocuklarını bu şekilde moralsiz görmek beni çok üzüyor. Gençlere güzel bir sektör bırakmayı amaçlarken, içinde bulunduğumuz trajik bir durumun içine düştük. Acilen devletin desteğini arkamızda görmeyi arzu ediyoruz. Almanya, kendi tersanelerine 260 milyon euro?luk yardım yaptı. Fakat Türkiye, AB'ye aday ülke diye bu tip destekler yapılamıyormuş. Biz AB'ye girdik mi ki?.. AB üyesi ülkeler yaparken bir şey yok da neden Türkiye'de yapılamıyor? Çin, armatörlerine 25 milyar dolar destek verdi. Uzakdoğu'daki ülkeler de benzer destekler verdi. Krizin ilk günlerinde milyarlarca dolar destek sağladılar. Bize hiçbir şey yok! Aksine 'AB'ye giriyoruz' diye teşvik belgeleri ve yatırım indirimlerini bile kaldırıyorlar. İşler açıldığı zaman Çin, Kore veya Vietnam gibi Uzakdoğu tersaneleri dolacak; ancak oralar dolarsa biz sipariş alabileceğiz. Uzakdoğu ülkeleriyle, fiyat konusunda baş etmek, onlarla rekabet etmek mümkün değil. Çünkü devletleri her türlü yardımı ve her türlü desteği veriyor. Özellikle bu kriz süresince daha da fazla desteklendiler, desteklenmeye de devam ediliyorlar. AB ülkeleri zaten, gizli teşviklerle gemi inşaatlarına ve tersanelerine küresel krizden önce de destek veriyorlardı. Kriz süresince de alenen destek olmaya başladılar ve desteklerini artırarak devam ettiriyorlar. Yine bu kriz süresince AB ülkeleri çok önceden bir sürü fonlar ayırmak suretiyle gerekli tedbirlerini aldılar ve uygulamaya soktular bile..."

Alternatif çok...
"Türkiye'de hâlihazırda inşaatları devam eden gemiler çok acil olarak desteklenmeli ve köprü kredileri yeniden yapılandırılmalı. Tersanelerin yeni yatırım ve modernizasyonları için bankalardan kullandıkları krediler de yeniden yapılandırılmalı. Bu olumsuz şartlarda tersaneler Enerji Bakanlığı için petrol arama platformları yapabilir. Ayrıca İzmit Körfezi?ne yapılması planlanan çelik köprünün konstrüksiyonları tersanelerde yapılabilir. Umarım önümüzdeki günlerde bu gibi alternatifler hayata geçer. Bu platformları inşa edecek kapasitede iki, üç tane büyük tersanemiz var. Diğer tersanelerimiz de bu büyük tersanelerimize destek de verebilirler. TCDD'nin ikinci kez ihaleye çıktığı Tatvan-Van arasında çalışacak iki adet 50 vagon taşıma kapasiteli araba vapuru ihalesi, ihale gününden altı buçuk ay sonra iptal edildi, edilmemeliydi. Kamuya ait yeni yatırım ihaleleri bir an önce başlatılabilir. Ayrıca özellikle Rusya'nın ihtiyacı olan nehir gemileriyle ilgili birkaç sipariş alınabilir. Bu gemilerin birçoğunu, ülkemiz tersanelerinde inşa edilmesine devlet olarak talip olmalıyız..."

Koster filosu yenilenebilir
"1980-1985 yıllarında gemi inşa sektörüne destek olmak amacıyla o zamanki hükümet koster filosu oluşturulması için girişimlerde bulunmuş ve çok iyi sonuçlar alınmıştı. Merkez Bankası kaynaklı, Denizcilik Bankası aracılığıyla krediler kullandırıldı. Bir de gemi inşa sanayi destekleme fonu var. O dönemde 150 civarında koster inşa edildi ve Akdeniz adeta bir Türk gölü oldu. O filo artık eskidi. Bu dönemde yine benzer bir sistemle daha büyük gemiler yapılabilir. Bu en azından tersanelerin, yeniden toparlanana kadar iki üç senesini kurtarır. Dünya ticareti devam ettiği sürece, bu ticaretin yine büyük kısmı deniz yoluyla olacak ve yeni gemiler yapılacak. Armatör gemisini yenileyecek, filolarını büyütecek... Armatörün durumu iyi olacak ki bizim de durumumuz iyi olsun..."

Tersane enflasyonu yaratıldı
"Bu süre çok uzun sürdü... Fakat biraz sabırlı olabilirsek, biraz dayanabilirsek, biraz da devlet destek verirse bu sıkıntıların aşılacağına inanıyorum... Bu zamana kadar yanlış şeyler de yapıldı. Bilinçsizce tersane yatırımları yaptırıldı ve tersane enflasyonu yaratıldı. Hatta bu tersanelerin bazıları çok yanlış coğrafyalarda inşa edildi. Söz konusu tersanelerin yatırımları yarım kaldı. Bakanlığın ve devletin görevi tabii ki yatırımcının önünü açmak. Ama tersanecilik öyle değildir. Kıyı yapılandırmaları kanunla belirlenir. Bazı yerlerde bunlara bakılmadı. Kıyı Master Planı da henüz bitirilemedi..."


Geri