Selah Tersanesi

(Mart - 2010)

Türk gemi inşa sektöründeki ihracat amaçlı ilk gemiler ile özel sektörün yaptığı ilk 10 bin ton ve üzerindeki gemileri inşa eden Selah Tersanesi, endüstriyel bir kültürden gelmesinin avantajlarını kullanıyor.

Tuzla'nın özel sektör tersanelerine tahsis edildiği 1982 yılında kurulan Selah Tersanesi, 45 dönümlük bir alanda faaliyet gösteriyor. Tuzla'daki ilk ciddi özel sektör yatırımlarından birisi olan Selah, kuruluşunda endüstriyel bir kültürden gelmesinin avantajlarını da kullanmış. Tersane, 1954 yılından beri otomotiv ve imalat sektöründe faaliyet gösteren Selah Makine A.Ş.'nin geniş sanayi deneyimiyle kurulmuş.

Türk gemi inşa sektöründe ihracat amaçlı ilk gemiler ile özel tersanelerin yaptığı ilk 10 bin ton ve üzerindeki gemileri inşa eden tersanede bugüne kadar 64 yeni gemi tamamlanmış. Selah Tersanesi ilk gemisi olan 10 bin dwt'luk Sezai Selah kuru yük gemisinden sonra yaptığı barge, duba ve tankerleri ihraç ederek sektörün önünü açan kuruluşların başında geliyor. 1998 yılında tamamlanan 16 bin 500 tonluk Atlantik Trader ve Alfamar gemileri o tarihe kadar özel sektör tersanelerinde inşa edilmiş en büyük gemilerdi. Bugüne kadar hemen hemen her tür gemi inşa etme başarısını gösteren Selah Tersanesi, kuru yük gemileriyle başlayıp nehir gemileri, çimento gemileri, tankerler, konteyner gemileri ve römorkörler inşa etmiş.

Selah'ta şu an ihracat amacıyla her biri 95 metre boyunda, 16 metre eninde iki tane nakliye dubası yapılıyor. Her biri 5200 ton yük kaldıracak şekilde tasarlanan dubalar ters simetri olarak üretiliyorlar. Tersanede bir de çok amaçlı bir römorkörün inşası devam ediyor. 50 metre uzunluğundaki römorkör, 60 tonluk çekme gücüne sahip.

Yıllık 13 bin ton çelik işleme kapasitesi olan Selah Tersanesi'nin iki gemi inşa kızağı (27x140 metre ve 30x150 metre), iki modern donatım ve tamir iskelesi (189 ve 100 metre), 120 ve 200 tonluk olmak üzere iki gantry kreyni ile 16 saha ve atölye vinci bulunuyor. İki plazma kesim makinesinin de olduğu Selah Tersanesi'nin faaliyetlerinin büyük çoğunluğunu yeni inşaat oluşturuyor. Tersanenin kapasitesinin yaklaşık yüzde onu da su üstü onarımlara tahsis ediliyor. Tersanede 25 bin dwt?a kadar her türlü kimyasal tanker, kuru yük, konteyner ve çimento gemileri ile özel maksatlı askeri ve ticaret gemilerinin, yatların, balıkçı teknelerinin yeni inşa, tadil ve onarımı yapılabiliyor. Selah, Tuzla bölgesinde ISO 9001:2000 kalite güvence sistemi sertifikası alan ilk tersanelerden birisi.

Selah Tersanesi ve Türk gemi inşa sektörü hakkında bilgi aldığımız Selah Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Selah, ekonomik kriz dolayısıyla yüzde otuz kapasiteyle çalıştıklarını dile getiriyor. "Geçtiğimiz senelerde 850 kişiyle çalışıyorduk. Şimdi bu sayıyı aşağıya çekmek zorunda kaldık, mecburduk. Karsız işler yaparak, sadece çarkların dönmesini sağlayarak, hatta cepten para koyarak fedakarlık yapıyoruz." diyen Erkan Selah, buna rağmen mücadeleye devam edeceklerini vurguluyor.

Spesifik gemilere odaklandıklarını ve çok uzun yıllar boyunca elde etmiş oldukları müşteri portföyü içinde uzun vadeli ve kalıcı ilişkiler geliştirmeye gayret gösterdiklerini dile getiren Erkan Selah,.Atlantik Denizcilik'e 12 yılda 13 gemi teslim ettiklerini ifade ediyor ve şöyle devam ediyor: "Çalıştığımız Yunanlı ve İtalyan firmalarıyla ilişkilerimiz süreklilik arz ediyor. Bu da kriz dönemlerinde, işlerimiz azalsa da devamlı müşterilerimiz sayesinde çarkların durmasını engelliyor. Yeni projelere de teklifler verebiliyoruz. Fakat, teşvik ve destek göremediğimiz için fiyatlarımızı yüksek kalıyor."

Özel gemilere yönelmek lazım
"Türk gemi inşa sektörünün bu krizden çıkabilmesinin yolu, özel ve spesifik gemilere yönelmek olacak. Şu anda Selah Tersanesi olarak off-shore projelere ve lojistik destek gemilerine odaklanıyoruz. Kimyasal tankerler zaten bizim geçmişten bu yana profesyonellik alanımızın içine giren gemiler. Özellikle de Türkiye'de teknolojik olarak inşa etmiş olduğumuz çimento gemileri Avrupa'da bizden başka hiçbir yerde üretilmiyor. Yüksek teknolojiye sahip ve çevreci çimento gemileri inşa ettik..."

Dramatik bir düşüş yaşanıyor
"Türkiye gemi inşa sektörü, global krizin etkisiyle ciddi bir düşüş yaşıyor. Finans sektörü yurt dışında hasar görünce, uzun vadeli finansa dayalı bir sektör olan gemi inşa sektörü de çok yoğun olarak etkileniyor, iptaller yaşanıyor. Resmi kayıtlara göre 2010 yılı için yeni sipariş olarak iki adet gemi inşası gözüküyor. Bu sayıyı önceki yıllarla kıyasladığımızda çok dramatik bir düşüş yaşandığını görebilirsiniz. İki üç sene önce, yılda 250'lere kadar çıkan gemi inşaları söz konusuydu. Tuzla'da haftada dört beş gemi teslim edilirdi. Törenden törene koşardık. Biz de Selah olarak yılda iki buçuk gemi tamamlıyorduk. Son 25 yıldır, ilk defa indirdiğimiz bir geminin arkasından yeni bir geminin omurga kaynağını yapmadık..."

İtici bir güç oluşturulabilir
"Türk gemi inşa sektörünün krizden çok fazla etkilenmemesini sağlayacak çözüm yolları var. Bunların başında, birçok ülkenin yaptığı gibi devlet desteği geliyor. Bunun nakti bir yardım olması gerekmiyor. Dolaylı desteklerle itici bir güç oluşturulabilir. Geçen sene Tuzla bölgesinde 35 bin sigortalı işçi varken, bu sayı 8 bine düştü. Yan sanayi çalışanlarını da eklediğiniz zaman çok büyük rakamlara ulaşılıyor. 250 bin kişinin geçimini sağlayan bir sanayi koluyuz. Devlet dolaylı yollarda bu sektöre destek olduğunda, verdiğinin üç katını rahatlıkla alabilir. Diğer ülkeler tersaneleri destekliyorlar ve gemi inşa sektörünün istihdama büyük katkı sağladığının farkındalar. Bu tip desteklerle işsizlik önlenebilir, sigorta primlerinde artış sağlanabilir, işsizlik fonunun harcamaları kısılabilir..."

Teşvik primlerinin kaldırılması rekabet gücümüzü azalttı
"Devlet politikasını yetersiz görmüyoruz. Devletin de çok fazla sorunla uğraştığının bilincindeyiz. Tersanelerimizin projeleri var ve bu projeler banka kredilerinde büyük aksaklıklar olduğu için başlayamıyor ve yarım kalmış proje halindeler. 170 civarında bu tarz proje bulunuyor. Öncelikle bunların tamamlanmasında fayda var. Ayrıca eskiden teşvik belgeleri, yatırım indirimi ve KDV indirimi söz konusuydu. Özellikle kaldırılan teşvik primi hem ihracatı hem de rekabet gücümüzü çok artırıyordu. Diğer ülkelere göre tamir-bakımda ve yeni inşada önemli bir rekabet gücümüz oluyordu. Fakat maalesef teşvik belgeleri artık düzenlenmiyor. Geçtiğimiz aylarda Devlet Bakanı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım Tuzla?yı ziyaret ettiler. Onlarla yoğun görüşmelerde bulunduk. Gemi inşa sektörünün önemini bir kez daha vurguladılar. Önümüzdeki günlerde, sektörün tekrar eski günlerine dönebilmesi için bir takım girişimleri olacağını, tedbirleri devreye sokacaklarını tahmin ediyorum..."

Tuzla, dünyada tercih edilen bir marka oldu
"Tuzla tersaneler bölgesi 1980'lerde kurulduğu zaman buralar bataklıktı. Tersaneler bölgesi olarak ilan edildikten sonra zamanla çevrede yan sanayiciler ve tedarikçiler de gelişti. Dolayısıyla Tuzla Avrupa'da bile örnek teşkil eden, gıptayla izlenen ve işçiliğinden memnun kalınan bir bölge oldu. Dolayısıyla Tuzla'nın bu anlamda büyük bir avantajı var. Sağlık birimleriyle ve yan sanayiyle diğer tüm bölgeler ve Avrupa genelinde bizi avantajlı hale getiriyor. Tuzla, tüm dünyada ve Avrupa'da çok tanınan ve tercih edilen bir marka halini aldı. Hatta ekonomik krizden önce, kalitesiyle bilindiği için bir miktar daha pahalı da olsa tercih nedeniydi. Ama şu anda ekonomik tercihler birinci sırayı aldığı için herkes biraz daha ucuzuna öncelik veriyor..."

Elemanları kaybetmek istemiyoruz
"Tuzla tersaneler bölgesi olarak yetişmiş eleman gücümüz çok fazla. Eleman yetiştirmede büyük katkılarımız oldu. Binlerce yetişmiş insanın birden bire işsiz kalması kötü bir şey. Uzmanlık gerektiren ve hassas bir sektör olduğundan bu elemanları kaybetmek istemiyoruz. Bu işleri, piyasada başka iş kolunda çalışanlar beceremez..."

Bankalar cesur davranmalı
"Sermaye büyük bir hızla el değiştiriyor. Yunanistan'ı görüyorsunuz. Türkiye krizden o denli etkilenmedi, bankacılık sektörümüz geçmiş yıllardan edindiği tecrübelerle olabildiğince hasarsız atlatmaya çalışıyor. Türk bankaları, Türkiye?nin en karlı şirketleri oldular. Dolayısıyla bankacılık sektörü, biraz cesur davranıp bu avantajını ve karlılığını gemi inşa sektörüne de yansıtmalı. Yurt dışından sağlanan uzun vadeli kredi finansmanını Türk bankaları da sağlayabilmeli. Gemi inşa sektörü ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan bir sektör. Kendi sanayimizi geliştirmemiz lazım. Yani hazırı alıp satmakla ülkenin kalkınmasına bir katkı sağlayamayız..."

Eksik olan finansman ve rekabet gücü
"Ağır ekonomik krize rağmen ideallerimizin hiçbirinden vazgeçmiş değiliz. Yatırımlarımıza bu kriz döneminde bile devam ettik. Ön imalatın yapıldığı atölyemizi komple yeniledik. Teknolojiyi ve yenilikleri takip etmediğinizde rekabet gücünüzü kaybedersiniz. Bunun bilincindeyiz. Verimliliği artıracak tedbirler almaya gayret ediyoruz. İleriye dönük olarak, daha spesifik, herkesin yapamadığı, önemli projelere imza atmayı planlıyoruz. Dışarıda hala iş var, eksik olan finansman ve rekabet gücü..."

Tuzla'da aile gibiyiz
"Büyük oğlum üniversiteyi bu sene Amerika'da tamamladı. Önümüzdeki dönemlerde işi ikinci jenerasyona devretmeyi planlıyorum. Türk gemi inşa sanayinin yeni nesillere de devretmek için yetiştirme çalışmaları yapıyoruz. Hem eleman hem ikinci jenerasyonu yetiştiriyoruz. Diğer tüm tersaneci arkadaşlarım da aşağı yukarı aynı şeyleri yapıyor. Tuzla'da bir avuç aile gibiyiz. Tersanecilik çok ciddi karlılık getiren bir iş değil. Dikkat edin, çok büyük firmalar, karlılığı yeterli görmedikleri ve çok meşakkatli olduğu için gemi inşaya yönelmezler. Genelde bu işe aileler hakim. Ve bu da nesilden nesle devam etmeli. Dolayısıyla çocuklarımızı yetiştirip, sektörü sevdirmeye çalışıyoruz."

Selah Tersanesi Genel Müdürü Ersan Tezmen:
"Ekonomik krizin ilk göstergeleri 2007 yılının ikinci yarısında başlamıştı. Sektörümüzde de ağır bir şekilde yaşanıyor. Buna rağmen dünyanın çeşitli yerlerinde çok sayıda gemi inşa ediliyor ve yeni kontratlar yapılıyor. Azalma var; ama tamamıyla durmuş değil. Çin ve Kore bu anlamda çalışmalarını tam kapasite olmasa da sürdürüyorlar..."

Böyle devam edemezdi...
"2000'li yılların başlarından itibaren Türk gemi inşa sektörü dünyadaki genel eğilimlere paralel bir gelişim gösterdi. Sektör bu talebe hazırlıksız yakalandı, arz-talep dengesi sağlanamadığı için maliyetlerde büyük bir patlama oldu. 2000-2007 yılları arasında fiyatlarda yüzde yüzlük artışlar yaşandı. Fakat bu böyle devam edemezdi, etmedi de... Dengesiz bir durum ortaya çıkmıştı. O dönemi yakalamak artık mümkün değil. Olmayacağını şartlar bize dikte ediyor. Müşteri artık nerede daha ucuzsa orada yaptırma fırsatı arıyor. Ayrıca, Türk gemi inşa sanayinin gelişme döneminde önemli teşvikler söz konusuydu. Yüzde yüz yatırım indirimi vardı, ilaveten KDV artı 10 puanlık bir prim iadesi bulunuyordu. Çin de bu kadar faal değildi. Bu avantajlar, yurt dışına gemi inşalarında çok büyük avantajlar sağlıyordu. Bir siparişi,  maliyetinin altında aldığınızda bile bir kar elde edilebiliyordu. Bunların hepsi kalktı..."

Fiyatlarımızın yüksek oluşu büyük bir dezavantaj
"Öncelikle Avrupa'ya coğrafi olarak yakın olmak bizi avantajlı kılıyor. Bir armatör, sabah gelip akşam evine dönebiliyor. Ayrıca kültürel bir yakınlığımız da var. Çin için böyle bir şey söz konusu değil. Bu coğrafi yakınlık hem alışveriş sürecinde hem de ürünlerin yerine ulaştırılmasında önem arz ediyor. Bir duba Çin'de ucuza yaptırılabiliyor; fakat o dubayı Avrupa'ya getirmek 800 bin euro tutuyor. Türk tersanelerinin dürüstlüğü, çalışma ahlakı, zamanında teslimatları ve iş anlayışı takdir ediliyor. Fakat fiyatlarımızın Çin?e göre yüksek oluşu büyük bir dezavantaj..."

İç piyasa tedariği yüzde 60?a çıktı
"Türkiye'de geçmiş dönemlerde gemi inşasındaki malzemelerin çok büyük kısmı ithal yoluyla karşılanıyordu. Tabii bu geçen yirmi yıl içerisinde birçok faaliyet Türkiye'de teşekkül eden yan sanayi vasıtasıyla sağlanmaya başlandı. Tersanelerin faaliyeti, o sanayinin devam etmesi açısından da çok büyük önem arz ediyor. Biz bu sektörün canlı tutulmasının çok önem arz ettiği düşüncesindeyiz. Sadece tersanenin ekonomik yaşamı açısından değil, Türkiye açısından da önemli. Eskiden bir gemide yüzde 15 oranında iç piyasa tedariği varken, bu son dönemlerde yüzde 60'lara kadar çıktı. Ana makine, yardımcı makine, elektronik malzemeler çok büyük yatırım gerektirdiği için ve Türkiye'deki yerli sermayenin de o zorlu sahalara pek rağbet etmeyişinden dolayı o konuda pek gelişme yaşanmıyor. Türkiye'de daha çok KOBİ düzeyinde gelişmeler yaşanıyor ve gayet kaliteli ürünler üretiliyor."


Geri