Gelibolu Tersanesi


(Ocak - 2010)

Osmanlı'nın ilk tersane bölgesi olan Gelibolu'da, kimyasal tankerden arabalı vapura, otel gemisinden römorköre kadar çeşitli deniz araçları inşa eden Gelibolu Tersanesi, 1975 yılından bu yana kendi arazisinde faaliyet gösteriyor...

Gelibolu, Osmanlı'nın ilk tersanelerinin kurulduğu bölge... O zamanlar Gelibolu'da nüfus 80 bine kadar çıkmış. Fakat sonraları tersanelerin İstanbul'a taşınmasıyla Gelibolu eski önemini yitirmiş. Gelibolu'da bugünlerde tek bir tersane faaliyet gösteriyor: O da Gelibolu Tersanesi...

Avrupa yakasındaki tek tersane olma özelliğine de sahip Gelibolu Tersanesi ağırlıklı olarak ihracata dönük çalışıyor. Dünya denizlerinde dolaşan, çok çeşitli gemi yapmış bir tersane olarak oldukça tecrübe kazanan Gelibolu Tersanesi, kimyasal tankerden arabalı vapura, otel gemisinden römorköre kadar çeşitli deneyimlere sahip ve geniş bir yelpazede hizmet verebiliyor.

Gelibolu Tersanesi, 1975 yılından beri faaliyette olan ve Aksoy ailesine ait bir işletme.  Kurulduğu yıllarda 25 dönümlük bir arazi üzerine faaliyet gösteren tersane bugün 61 bin metrekarelik bir alana yayılmış. Deniz cephesi 195 metre, kapalı alanıysa 10.750 metrekare. Tersane, son yıllarda yapılan yatırımlarla 80 metrelik bir rıhtıma ve 195 metrelik bir iskeleye kavuşmuş. Vinç imkanları ise oldukça geniş; 400, 250, 80 ve 10 tonluk teleskopik vinçler var. Blok montajlarının ve sahadaki transferlerin yapıldığı bu vinçlerin haricinde iki de dorse bulunuyor.

Tersanede, ikisi birleşik olmak üzere üç kızak mevcut. Birleşik kızağın genişliği 50 metre. Dolayısıyla o 24 metre ve 30 metre olarak iki ayrı kızak gibi kullanılıyor. Diğer kızağın da genişliği 28, boyu 130 metre. Gelibolu Tersanesinde 15 bin dwt?a kadar gemi yapılabiliyor fakat kapasite normalde 20 bin dwt. İkiz kızağın ön tarafına çelik blok koyarak kızağı uzatıp 30 bin dwt kapasiteye kadar çıkma imkanı bulunuyor. Yani tersane küçük bir yatırımla 30 bin dwt'a çıkabilecek durumda.

Gelibolu Tersanesi sadece yeni inşaya yönelmesine rağmen iskelede su üstü tamir ve bakım hizmeti de verebiliyor. 7.5 metre su derinliği olan iskelede 30-40 bin tona kadar olan gemileri bağlayabilme imkanı var. Tersane yıllık 21 bin ton çelik işleme kapasitesine sahip. Birisi 6x24 metre (plazma ve oxi propan kullanabiliyor), diğeri de 3x20 metrelik plazma kesim tezgahı bulunan Gelibolu Tersanesinde 375 tonluk bir de pres mevcut. 10,3 dönüm olan kapalı sahada 40, 20, 10 ve 7 tonluk köprü vinçler bulunuyor. Seyyar sundurmalarda ise 3 tonluk vinçler var.

Tersanede üç gemi inşa halinde... Gemilerden birisi 81 otomobil kapasiteli bir arabalı vapur. İsmi Çanakkale olan gemide 7 personel çalışacak. Tasarımının bir kısmı, özellikle de kemeri firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aksoy'a ait. Bunun dışında Albros firmasına ait 4500 dwt'luk bir konteyner gemisi inşa ediliyor. Ayrıca kendi şirketleri olan Aksoy Denizciliğe bir yat, küçük bir servis botu ve 75 metrelik bir supply vessel yapılıyor.

İnşa numarası 50
2008 yılında irilik ufaklı sekiz gemi indiren ve bugüne kadar çok çeşitli gemiler yapan Gelibolu Tersanesinde inşa numarası ise NB 50... Gelibolu Tersanesi ağırlıklı olarak İsviçreli ABC ve Azerbaycanlı Albros firmalarıyla çalışıyor. ABC genellikle petrol platformlarına teknik hizmet veren bir firma. Supply vessel, römorkör ve otel gemileri bulunuyor. Hem işletmecilik hem danışmanlık yapıyor. ABC'ye birisi 84, diğerleri 132 kişilik olmak üzere üç tane elektrik tahrikli otel gemi inşa edilmiş. Bu gemilerden önceyse ABC firmasına, nehirlerde çalıştıracakları, kumsala kapak açabilecekleri bir gemi yapılmış. Azerbaycan firması olan Albros ise Rusya hattında çalışan büyük firmalardan birisi. Kuru yük konteyner taşımacılığı yapıyor. Rusya?da nehirlerde çalışan bir filoya sahip. Şu anda Albros'a 4500 tonluk bir gemi inşa ediliyor. Bunların dışında bu firma için Hazar Denizi'nde çalıştırılmak üzere iki adet romorkör ve DLH'ya iki adet Split tip çamur dubası inşası gerçekleştirilmiş.

Özel gemiler...
Gelibolu'da bu zamana kadar özel gemiler inşa edilmiş... Mesela Sardis ve Smyrna Türkiye'de inşa edilmiş ilk Supply gemiler. Bu gemiler 48 metre boyunda,12 metre eninde, 2x1800 hp tahrik gücüne sahip. Fi Fi-1 notasyonundaki gemilerin 270 m3 yakıt, 470 m3 tatlı su taşıma kapasitesi ve 220 m2 güverte alanı bulunuyor. Gemilerin üstünde bulunan Four Point Mooring sistemiyle kendisini 1200 metre derinliğindeki deniz tabanına demirleme yoluyla sabitleyebiliyor. Smyrna?da bu özelliklere ek olarak bir de towing winch var. Geminin bollard pull değeri 40 ton olarak kaydedilmiş. Tarpan ve Tur gemileri 42 metre uzunluğunda, 12,5 metre eninde, 3x1800 hp tahrik gücüne sahip ve Fi Fi-1 notasyonunda.  360 m3 yakıt, 60 ton tatlı su kapasitesi ve 160 m2 güverte alanına sahipler. Towing winch?i bulunan bu gemilerin Bollard pull değerleri 50 ton olarak kaydedilmiş. En önemli özellikleri Hazar Denizi?ne girebilecek draft değerlerine sahip olmaları. Gelibolu Tersanesinde en son inşa edilen Rio Del Rey ve Magda adlı Accomodation Barge?lar ise 70 metre boyunda, 20 metre eninde, elektrik motor tahrikli azimuth tipi pervanelere sahip. Personel de dahil olmak üzere 132 kişilik yolcu/özel personel konaklama kapasiteli araçların 300 m3 yakıt, 500 m3 tatlı su ve 800 ton kuru yük taşıma kapasiteleri bulunuyor. Bu gemiler üstünde bulunan Eight Point Mooring sistemiyle kendisini 1600 metre derinliğindeki deniz tabanına demirleme yoluyla sabitleyebiliyor ve bu sayede yakınında bulunduğu petrol platformuna ikmal ve konaklama hizmeti verebiliyor. Üstüne monte edilmiş 16 metre genişliğindeki helikopter pisti maksimum 5,3 ton ağırlığındaki helikopterin iniş ve kalkışına imkan sağlıyor. Söz konusu gemiler literatüre dünyada kendinden tahrikli yegane Accomodation Barge?lar olarak geçmişler.

Gelibolu Tersanenin 93 kişilik kendi personeli var; ayrıca tersanede üç gemi inşa mühendisi ve dört gemi makineleri işletme mühendisi görev yapıyor. Taşeron sayısı da 500'den 100'e düşmüş. Tersane, dizayn konusunda yerli firmaların yanı sıra genelde İspanyol bir dizayn firması ve Uzakdoğulu bir firmayla çalışıyor. Nesting işleri ve tadilatlar tersane bünyesinde yapılıyor. Resim ofisinde bir teknik ressam, bir gemi inşa mühendisi ve tasarımcı olarak çalışan bir kaptan personel görevli.

Gelibolu Tersanesi İşletme Müdürü Mustafa Eryiğit: "İş gücü açısından sıkıntılar yaşıyorduk"
"Gemi yan sanayiinin İstanbul'da olması bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Sacların boyanmasını, boruların galvanizlenmesini Tuzla'da yaptırıyor, ana sarf malzemesi ve yan sanayi ürünlerinin çoğunu halen Tuzla ve civarından temin ediyoruz. Dört, beş sene öncesine kadar genelde kalifiye iş gücü açısından sıkıntılar yaşıyorduk. Tuzla tarafından çalışanlar geliyordu. Fakat şimdilerde bu bölgenin insanları yetiştiler. Dışarıdan artık çok az çalışan geliyor..."

"Son zamanlarda gemi inşa sektöründe çok sayıda kaza yaşandı. Bu kazaların fazla büyütüldüğüne inanıyorum. İnşaat sektörünün durumu aslında gemi inşa sektöründen çok daha vahim. Getirilen çok sıkı kurallar nedeniyle tersaneler artık boğulmaya başladı. Kuralların, tersaneleri durduracak duruma getirmemesi gerekiyor..."

Yeni teknolojileri göz ucuyla takip ediyoruz
"Tersanelerin aşağı yukarı teknolojileri bellidir. Yeni teknolojilerin hepsini, rekabet edilebilir sistemler oldukça uygulamaya çalışıyoruz. Çok yeni ve henüz pahalı teknolojileri göz ucuyla takip ediyoruz. Bunlar maliyetimizi azaltacak olursa bunlara ulaşmamız daha kolay oluyor tabii ki... Oksijeni ve LPG'yi tamamen tank sisteminde kullanıyoruz. Gazaltı kaynağında kullandığımız karbondioksitin tankını getirdik, çok yakında onu da devreye alacağız..."

Devlet yol gösterse yeter
"Gemi inşa sektörünün devletten bir şey beklemediğini herkes biliyor. Devletle pek bir ilişkimiz yok. Ne yapılıyorsa tersaneler kendileri yapıyorlar. Tek beklentimiz, devlet kurumlarının dünya genelindeki tersaneleri ve sektörleri inceleyip, bize rekabet edebilecek imkanlar sunması. Bunlar uygun fiyatlı enerji veya altyapı yatırımlarında teşvik vb. olabilir..."

"Şu anda Türkiye'de gemi yan sanayiinin iyi bir durumda olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir seviyeye geldi ama aslında oldukça geride. Mesela bildiğim kadarıyla Ereğli Demir Çelik, gemi sacı ünitesini kurdu ama fiyat dezavantajından dolayı çalıştıramıyor. Dünyadaki fiyatlarla yarışamıyor. Burada bir yanlış var. Dünya fiyatlarıyla yarışamazsanız hiçbir şey  yapamazsınız. Yan sanayiinin birçok dalında Çin ve Hindistan gibi birçok rakip var. İş yapmak istiyorsanız rekabet gücünüzün olması gerekiyor. Yan sanayiniz zayıfsa, sacı bile fiyatından dolayı piyasaya vermekte zorlanıyorsanız bunlar ciddi handikaplar oluyor. Devletten bunların çözümüne katkı sağlamasını bekliyoruz. 'Devlet yapsın' demiyoruz ama yol gösterse bile yeter..."


Geri