Sedef Tersanesi

(Kasım - 2009)

Ciddi bir yatırım sürecini geride bırakan Sedef Tersanesi, 180 bin dwt'a kadar gemi inşa etme kapasitesine ulaştı...

Türkiye'nin en büyük özel tersanesi olan Sedef Tersanesi Turkon Holding bünyesinde faaliyet gösteriyor. 190 bin metrekaresi Tuzla, 83 bin metrekaresi Orhanlı Deri Organize Sanayi Bölgesi'nde olmak üzere toplam 273 bin metrekare üzerine kurulu tersanenin tarihi ise aslında "2000 öncesi ve 2000 sonrası" olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Sedef, 1971 yılında STFA şirketler grubu bünyesinde İzmit Dilovası'nda kurulmuş. Birçok gemi tipi inşa eden tersane, o yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne çok sayıda kereste gemisi inşa etmiş. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte devam eden bu büyük anlaşma iptal edilmiş. 1989 yılında yeni yerine taşınan Sedef, 2000 yılının sonunda Turkon Holding tarafından satın alınmış. Tersane için bu satın alma büyük bir değişimin de kapılarını açmış.

2000 yılında başlayan yatırım hamlesiyle tersane şu anda 180 bin dwt'a kadar gemi inşa etme kapasitesine ulaştı. Sedef Tersanesi'nin, Turkon Holding'e geçtiğinde ilk hedefi yılda 6 konteyner gemisi yapmaktı. 2004 yılının sonlarına doğru yapılan 1150 teu'luk gemilerin rekabet şansının pek kalmadığı ve özellikle 1900 teu'lara geçilmesi gerektiğine karar verilmiş. Bunun üzerine 1900 teu'luk gemiler yapabilmek amacıyla yatırım kararı alınmış ve yeni kızaklar inşa edilmiş. 

Şirketin kapsamlı yatırım programının bir sonucu olarak, 2005-2009 yılları arasında altı kat büyüyen Sedef Tersanesi'nin son dört senelik periyotta yatırımlara yönelttiği 200 milyon dolar sayesinde, kapasitesindeki artış ve artan verimlilik oldukça etkileyici. Bu programla birlikte tersane en son teknolojiyle modernize edildi. Bu kapsamda 64 bin metrekare alan deniz doldurularak kazanıldı. 50.638 metrekare kapalı alan, en verimli makineler ve sistemlerle organize edildi. Bu gelişmelerle birlikte tersane 273 bin metrekare toplam alanı, 190 bin metrekaresi üretim alanı, diğer 83 bin metrekaresi ek yerleşim alanı olmak üzere Türkiye'nin en büyük özel tersanesi oldu.

Yatırım sürecinde 140x8 metre olan rıhtım, 340x19 metre hacme genişletildi ve 2 adet 300 ton kapasiteli jib kreyn ile desteklendi. 310x50x8.3 metre ebatlarında kuru havuz ve kuru havuz alanında 2x275 ton, 2x160 ton ve 2x250 ton kapasiteli portal kreynler devreye sokuldu. Kuru havuz, büyük kapasiteli tamir-bakım ve dönüşüm işleri için Sedef Tersanesi?ni diğer firmalara göre öne geçiren güçlü bir kapasite ölçüsü oldu. 250x41 metre, 1/20 eğimli yarı ıslak kızak, 2x200 ton kapasiteli portal kreyn ve 300 ton x m kapasiteli jib kreynle desteklendi. Ayrıca 800 metre panel hattı, 1200 metre çift taraflı otomatik kaynak hattı da devreye alındı. 

Altı modern boyahaneye sahip
Sedef Tersanesi, iyi organize edilmiş donatım, teçhiz, boru ve marangozhanelerle birlikte Türkiye?deki ilk modern, çevre dostu ve kapalı 6 boyahaneye sahip. Blokların son boyaları dahi atölyelerde yapılıyor. Yılda 360 blok boyama kapasitesi var. Tersane, kalitesi ve ebatları ne olursa olsun günde 300 ton çelik işleme kapasitesine; ve kalitesi-ebadı ne olursa olsun günde 60 ton profil kesme kapasitesine sahip. Panel imalatı günde 2 adetten 12 adete yükseltildi. Kaldırma kapasitesi 100 tondan 550 tona ve bir yılda inşa edilen gemi sayısı da 3 adet Capesize (180 K) ve 3 adet Panamax boyutlarında gemi yapımına ulaştı. 

Sedef Tersanesi'nin Orhanlı yerleşkesinde 25 bin metrekare sac stok sahası bulunuyor. Burada saclar tümüyle boyut standartlarına göre tasnif ediliyor. Orhanlı'da ayrıca ön imalat atölyesi, donatım atölyesi ve ön boya raspa ünitesi de yer alıyor.  

Tersanede 337 metre boyunda 45 metre genişliğinde bir panel hattı binası var. İçinde iki CNC kesim tezgahı bulunuyor. Burada altısı 15 tonluk, iki de 50 tonluk olmak üzere sekiz kreyn var. Çelik işleme atölyesinde üç kesim tezgahı, eğim tezgahları ve pah tezgahı mevcut.

Sedef aslında konteyner gemileri üzerine yoğunlaşmış bir tersane. 2000 yılından bu yana 27 konteyner gemisi inşa edilmiş. Bunların yanında tankerler ve balıkçı gemileri de bulunuyor. Bugüne kadar 140 gemiyi teslim eden tersane, savunma sanayiine yönelik tecrübelere de sahip. 1996 senesinde inşa edilen helikopter pistli tanker bunlardan birisi...

Planlama, Tekne ve Yatırım Sorumlusu Bora Karasu: "Yüzde 95'i tamamlandı"
Yatırımın yüzde 95'inin tamamlandığını söyleyen Planlama, Tekne ve Yatırım Sorumlusu Bora Karasu, "Varolan üretim sahasının yetersiz kalma ihtimaline karşı bir dolgu yapılacak ve kreyn konulacaktı; fakat bugünlerde tam kapasite çalışılmadığı için doldurmaya gerek duyulmuyor" diyor. Yarı ıslak kızağın da kullanılmadığını ifade eden Karasu, tersanede ekonomik kriz dolayısıyla üç geminin yapımının durdurulduğunu ve şu anda üç adet eski yük gemisinin enerji gemisi haline dönüşüm işinin yürütüldüğünü belirtiyor. 

Sedef Tersanesi Genel Müdürü Cumhur Kuter: "İki seçenek var"
Gemi inşa sektöründe yaşanan gelişmeler hakkında bilgi aldığımız Sedef Tersanesi Genel Müdürü Cumhur Kuter, "Global krizin tersaneler üzerine olan ağır etkisi, geçmiş yıllarda hissettiğimiz yetişmiş eleman sıkıntısı, iş kazaları, tersane sahalarının sıkışık olması, yan sanayiinin yetersizliği ve bürokrasi gibi sıkıntıları düşünmemizi dahi engelliyor. Ekonomik krizin etkisinin artması, inşaatı durdurulan gemiler veya yatırımların durdurulması, planlanan işlerin yapılamayışı, gemi inşa sektöründeki en önemli sorunu teşkil ediyor" diyor. Ekonomik krizin etkilerinin azaltılması için iki seçenek olduğunu ifade eden Kuter şu yorumlarda bulunuyor: "Birincisi navlun fiyatlarının yükselmesi ve sonucunda da gemi arzının artması. Gemi arzının artması bankaları tekrar hareketlendirecek, kredi kapıları sonuna kadar açılacak ve 2005-2006 yılların benzeri piyasa hareketliliği yaşanacaktır. Bu, gemi inşa sektöründeki krizden çıkış için en iyimser söylem. Uzun bir süre bu şartların gerçekleşmeyeceği gözlemleniyor. İkinci yol, hükümetin devlet bankalarını devreye sokarak yarım gemilerin tamamlanmasının sağlanması olacaktır. Bu, tamamlanan gemileri yerli armatöre uzun vade ve düşük faizle satışını gerçekleştirerek, denizcilik sektörünün ayakta tutulmasını sağlayacaktır. Kore hükümeti tersanelerine 1.6 milyar dolar destek verdi. Türkiye'de bu rakam bu kadar yüksek değil. Bunun gerçekleşmesi durumunda tersanelerin kapılarına kilit vurulması engellenebilir. Tersaneler sahipsiz bırakılmadan, üvey evlat muamelesi görmeden üzerine titrenmesi gereken bir endüstri dalıdır. Yatırımcının önünü açmalı, prosedürlerle uzatılan bir süreç yaşatılmamalıdır. Ayrıca tersaneler gemi inşaatına ara verip endüstriye çelik imalatı yaparak kendilerini çevirme yöntemine gidebilirler..."

Daha kalifiye gemilere yönelmeliyiz
"Türk gemi inşaa sanayii, bu krizi bir fırsat olarak değerlendirebilir. Ro-Ro gemileri ve offshore deniz yapıları gibi daha gelişmiş gemilerin yeni inşasına yönelebilir. Dünya trendlerini inceleyerek ileride oluşabilecek pazara kendini hazırlayabilir. Strateji olarak Uzak Doğu ile kendimizi rakip görmeden hareket etmeliyiz. Daha kalifiye gemilere yönelmeli, kaliteden ödün vermeden kendi yan sanayiimizi geliştirmeliyiz. Yerli üretici 12 ay garantili, denizde çalışmaya uygun, sertifikalı yerli malzeme vermek için çalışmalı. Bugün yerli yan sanayi yüzde otuz seviyelerinde. Bu oranı yüzde yetmişlere çıkarmalıyız ki gemi sanayi Türkiye ekonomisine gerçekten katkı sağlayabilsin..."

Nefesini tutabilen ayakta kalacak
"Avrupa'daki tersanelerin birçoğu  kapandı. Büyük tersaneler, mühendisliğin daha yoğun, angarya işlerinin daha az olduğu kalifiye işlere kendini kaydırdı. Bu bir süreç meselesi; üretim batıdan Uzak Doğu'ya kayıyor. Türkiye 2000'li yıllarda bu yön değiştirme sırasında pazardan kimyasal tanker paylarını aldı. Bu pazarda da kendini ispat ederek 2009 yılına kadar imalatlara devam etti. Bunun benzeri bir markalaşma ve tercih edilen ülke olmak yönünde bürokratlar, akademisyenler, armatör ve sanayicisi ile mücadelesine devam etmeli. Şu an geleceği biraz karanlık görüyoruz. Tek başımıza bu darboğazı atlatmakta zorlanacağız. Kafaları suyun altına bastırılan, nefes almadan bekleyen bir endüstriyiz. Kim nefesini daha uzun süre tutabilirse ayakta kalacak. Hiç kimse bu krizi tersanelerin 5-6 yıl periyotlarla yaşadığı krizlere benzetmemeli. Bu krizin gelişi Amerika, Avrupa ve Çin maliye bakanları tarafından tam olarak kestirilemedi; gidişi de o şekilde olacak gibi görünüyor..."

Tersanecilik ağır bir sanayi kolu
"Ohsas 18001, EN ISO 9001, TS EN ISO 14001 belgelerini aldık. Bunların tüm gereklerini tersanede uyguluyoruz. İşverenden kaynaklanan uygunsuzluklar için harcamalardan kaçınmıyoruz. Mesela bir yerde korkuluk yoksa, havalandırma yetersizse, ona öncelik vererek bütçeden ona anında para ayırıyor ve kurallara en uygun şekilde yapılmasını sağlıyoruz. Personel yükseltici gerekiyorsa piyasadan ihtiyacı karşılayan makineyi tersaneye getirip oradaki çalışmayı en güvenli şekilde yapılmasını sağlıyoruz. Tersanelerin ağır sanayi olduğunu, yer yer 20-30 metrelerde çalışma yapıldığını, 200-250 tonluk parçaların dinamik olduğunu, elektriksel hataların ölümcül olduğunu aklımızdan hiç çıkarmadan hareket ediyoruz."


Geri