Desan Tersanesi


(Ocak - 2009)

Kaptanoğlu Holding, 2006 yılında bünyesine kattığı Desan Tersanesi'ne 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptı. Desan, özellikle iş güvenliği ve işçi sağlığına yönelik projeleriyle dikkat çekiyor.

Desan Tersanesi, 2006 yılından bu yana Kaptanoğlu Holding bünyesinde faaliyetlerini sürdürüyor. 8 bin metrekare kapalı, 22 bin metrekare açık olmak üzere toplam 30 bin metrekare alana sahip Desan Tersanesi, Tuzla'daki yeni inşa ve tamir faaliyetini birlikte yürüten az sayıdaki tersaneden birisi.

Desan Tersanesi'nde iki yüzer havuz, bir kızak, bir yeni inşa platformu ve bir kapalı yeni inşa hangarı bulunuyor. Türkiye'nin ikinci büyük yüzer havuzu olan büyük havuzun boyu 232, iç genişliği ise 40,5 metre. Havuz, 49 bin ton kaldırma kapasitesine sahip. Küçük havuzun da boyu 177, iç genişliği 26,5 metre ve o da 12 bin 500 ton kaldırma kapasitesine sahip. Büyük havuzda biri 15 tonluk, diğeri 10 tonluk olmak üzere iki adet kreyn bulunuyor. Küçük havuzda ise iki tane 11 tonluk kreyn yer alıyor.

Tersanenin Kızağı 140x23 metre, yeni inşa platformu da 140x25 metre boyutlarında. Sahasında iki adet 25 tonluk kreyni bulunan tersanenin bir tane 50 tonluk mobil kreyni ve iki tane de 50 tonluk kule kreyni var. Ayrıca CNC atölyesinde de biri 15, diğeri 25 tonluk iki kreyn bulunuyor.

Kaptanoğlu Holding, Desan Tersanesi'ni aldıktan sonra 2 sene içerisinde 20 milyon doların üzerinde bir yatırım yapmış. Bu yatırımlardan en önemlisi olan kapalı yeni inşa hangarı, 136 metre boyunda, 40 metre genişliğinde ve 38 metre yüksekliğinde. Bu özellikleriyle Türkiye?nin en büyük yeni inşa hangarı olan yapı, 2 adet 2x75 tonluk kreyni ile 300 ton kaldırma kapasitesine sahip. Hangarda ayrıca 2 tane de 20 tonluk tavan kreyni bulunuyor. 2x75 tonluk kreynlerin otomasyon sistemleri de son teknolojiye sahip. Yükü dengeli kaldırabilmek için, tek kumanda ile aynı anda mayna ve vira yapabilen kreynler, rejeneratif sürüm sistemi sayesinde yükü kaldırırken harcadığı elektrik enerjisinin bir kısmını, yükü mayna ederken geri kazanabiliyor.

Çelik konstrüksiyonlu hangar, 9 şiddetinde depreme dayanıklı olarak inşa edilmiş. Kapalı hangarda şu anda yeni inşa gemilerin blok imalatları yapılıyor. Ama hangar, içinde komple bir gemiyi kurabilecek yeteneğe de sahip.

Desan Tersanesi'nde CNC, makine, elektrik, boru, teçhiz atölyeleri ve boya hangarı yer alıyor. Yaklaşık 400 elektrodlu kaynak makinesi, 90 gazaltı kaynak makinesi ve 10 tane de tozaltı kaynak makinesi var. 10 adet forklift, 2 adet CNC kesim makinesi, su jeti makineleri, jeneratörler, toz tutucular gibi geniş bir ekipmana sahip olan tersanenin kadrolu çalışan sayısı 235. İş yoğunluğunun olduğu dönemlerde taşeronla beraber yaklaşık 1200 kişiye istihdam sağlayan tersane şu günlerde yaklaşık 450 taşeron çalışan bulunduruyor.

Kaptanoğlu Holding'le birlikte daha kurumsal bir yapıya bürünen Desan Tersanesi'nde modern bir dünya tersanesinde olması gereken departmanların hemen hepsi var. ISO 9001 ve OHSAS 18001 belgelerine sahip olan tersanede pazarlama, planlama, dizayn, işletme-üretim, donatım, kalite kontrol, iş sağlığı ve güvenliği, idari işler, satın alma, insan kaynakları ve muhasebe-mali işler departmanlarının yanı sıra yönetim sistemleri müdürlüğü de bulunuyor.

Yeni inşa olarak, iki tane gemiyi aynı anda kurabilecek kapasiteye sahip Desan Tersanesi, iki geminin kızak montajını gerçekleştirirken üç geminin de bloklarını yapabiliyor. Böylelikle aynı anda 5 yeni gemi inşası yapabilen tersane, bakım-onarım için de aynı anda 8 gemiye hizmet verme imkanına sahip. 2008 yılı içerisinde 1 milyon 600 bin dwt'lik yaklaşık 75 geminin bakım-onarımı gerçekleştirilmiş.

Kaptanoğlu Holding Desan'ı aldıktan sonra 2010 senesine kadar 9 adet yeni inşa projesi planlanmış. Ancak şu anda bu projelerden 5 tanesi devam ediyor. Ekonomik kriz nedeniyle 4 proje askıya alınmış.

Yapımı tamamlanan, biri 3 bin 500 dwt'lik, diğeri 6 bin 400 dwt'lik iki geminin suya indirilişi gerçekleştirilmiş. Yapımı süren gemilerden ikisi 6 bin 400 dwt'lik "sistership"; biri ise 3 bin 800 dwt'lik bir proje. Desan, tersane sahasını daha etkin kullanmak için 3 bin 800 dwt'lik bu geminin bloklarını dışarıda, Aydınlı'daki atölyelerden birinde yaptırıyor. Montajı ise Desan Tersanesi'nde gerçekleştirilecek.

Kaptanoğlu Holding tarafından tersaneye yapılan bir diğer önemli yatırım da merkezi gaz dağıtım sistemi. Oksijen, propan, karbondioksit gazları merkezi sistem olarak dağıtılıyor. Ayrıca tersanede yer alan tüm kreynler modernizasyona tabii tutulmuş. İlave makinelerle makine sayısı artırılmış, eski teknolojiye sahip olan makinelerin bir kısmı ise hurdaya ayrılmış. Kaynak makinelerinin sayısı artırılırken özellikle gazaltı kaynağı ve tozaltı kaynağına ağırlık verilmiş. CNC atölyesi için bir optik kesme makinesi daha alınmış. Tersanedeki tüm elektrik panoları yenilenmiş ve kafes içine alınarak kaçak akım roleleri konulmuş. Elektrik kabloları, daha güçlü yalıtımlı kablolarla değiştirilmiş ve uygun olanlar yeraltına alınmış. Yeraltına almaya uygun olmayanlar ise eksiz, tek parça kablolar olarak bir düzene konulmuş.

Bunların yanı sıra, tersanede kadrolu ve taşeron personelin faydalanması için büyük bir sosyal bina yapılmış. 2008 yılı mart ayından bu yana kullanılan binanın içerisinde en modern ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde giyinme-soyunma yerleri, duş kabinleri, eğitim salonu ve yemekhane bulunuyor. Yemekhaneye yerleştirilen plazma televizyonlarla da işçiler yemek yerken iş emniyeti ile ilgili veya güncel bilgiler aktarılıyor.

Yeni yatırımlar da planlanıyor
Kaptanoğlu Holding, Desan Tersanesi'ne yönelik yeni yatırımlar da planlıyor. Kızağın genişletilerek boyunun uzatılması ve kapalı hangarın yanına, yine kapalı tamir atölyeleri yapmak bu planlardan bazıları.

Desan Tersanesi Genel Müdürü Nedim Gürbüz, Tuzla'daki tüm tersanelerin uzmanlık alanının kimyasal tanker yapımı olduğunu belirterek şunları söylüyor: "Genel kargo gemileri ve konteyner gemileri de yapılıyor. Ama genel olarak son 7-8 yıla baktığımızda, tüm tersanelerdeki gemilerin yüzde 90'ı kimyasal tanker. Ama artık sektörde kimyasal tanker yapımının doyuma ulaşmaya başladığını, dolayısıyla farklı tip gemilere ihtiyaç olacağını düşünüyoruz. Kimyasal tanker yapımı konusunda bir uzmanlık oluştu, ama diğer gemilerin yapımında da ne bizim tersanemizde ne diğer tersanelerde bir sıkıntı olmayacak. Çünkü kimyasal tanker yapımı en zor gemilerden biridir. Kimyasal tankeri yapan tersane diğer gemileri de rahatlıkla yapabilir."

Başarılı çalışanlar ödüllendiriliyor
Her ay, aralarında ayın en başarılı taşeronu ve taşeron çalışanları da olmak üzere, belli gruplarda ayın en başarılı çalışanlarını seçen Desan Tersanesi, bu çalışanlarını cumhuriyet altını ile ödüllendiriyor. 

Nedim Gürbüz, "Desan'ı Tuzla'daki diğer tüm tersanelerden ayıran en önemli özellik, çalışanına bakışı" diyor. Gürbüz şöyle devam ediyor: "Bu Kaptanoğlu ailesinden gelen, yöneticilerine aşılanan ve hep birlikte sergilediğimiz bir yaklaşım. Desan?ın diğer tersanelerden çok daha sosyal içerikli, iş güvenliğinde çok daha duyarlı olduğunu söyleyebiliriz."

"Geçtiğimiz yaz Tuzla'daki bir okulu kiraladık ve 1200 kişiye temel iş güvenliği eğitimi verdik. Bu uygulamayı, eğitim verdiğimiz işçilerin hepsinin burada çalışacağı düşüncesiyle yapmadık. Sektöre de bir faydamız olsun istedik. Bu yüzden taşeron işçilerimizi de bu eğitime dahil ettik. Birilerinin bir yerden başlaması, örnek olması gerektiğini düşündük. Tüm tersaneler bu eğitimleri yapmış olsa, piyasadaki tüm taşeron işçiler de eğitim almış olur. Biz üzerimize düşeni yaptığımıza inanıyoruz. Daha fazlası gerektiği takdirde, bunu yapmaya da hazırız."

"Eğitim konusunda profesyonel bir danışmanlık firması ile beraber çalışıyoruz. İş güvenliği eğitimi dışında da yine kadrolu-taşeron ayrımı gözetmeksizin kaynakçı, borucu, boyacı, taşçı ve raspacı gibi mesleki eğitimler de verdik. Bundan sonraki günlerde de vermeye devam edeceğiz."

"İş güvenliği ve işçi sağlığına yönelik eğitimler dışında da yatırımlarımız oldu. Örneğin, yine kadrolu ve taşeron ayrımı yapmaksızın çalışanlarımızı elektrik çarpmalarına karşı korumak için, 15 bin volt elektrik akımına dirençli ayakkabılar dağıtıldı. Yaklaşık 1000 çift ayakkabı dağıttık."

Tehlike Avcısı Projesi
"Bir de 'Tehlike Avcısı' uygulamalarımız var. Tehlike Avcısı uygulamasında tüm çalışanlar, saha içerisinde tehlikeli gördükleri, iş kazasına yol açabileceğini düşündükleri her türlü sıkıntıyı, onlara dağıttığımız kartlara yazıp, tehlike avcısı kutularımıza atarak bize bildiriyorlar. Biz de onları inceliyoruz ve gerekli düzeltmeleri yapıyoruz. Ayrıca bunların içinden önemli gördüklerimizi de seçerek, o tehlikeyi bildiren kişileri yine altınla ödüllendiriyoruz. Sistem bugüne kadar gayet iyi işledi. Çok katılım gerçekleşti, pek çok da ödül verdik."

"Zaten hem biz yönetim olarak, hem de İş Sağlığı ve Güvenliği departmanımız altyapıyı ve sistemi genel olarak görüyor ve değerlendiriyoruz. Tehlike Avcısı?ndaki asıl beklentimiz, iş güvenliği konusunda tüm çalışanlarımızın bilinçlenmesini sağlamak, dikkati arttırmak ve en önemlisi iş güvenliği kültürünü aşılamaktı. İş güvenliği kültürü sadece bizim sektörde değil, sanayide de eksikliği hissedilen bir konu. Gemi inşa sektörü, iş güvenliği alanında en riskli sektörlerden biri olmasına rağmen, özellikle son zamanlarda da yaptığı yatırımlarla, Türkiye?deki diğer tüm sektörlerden daha önde!"

Taşeron sistemini kaldırmak mümkün değil
"Dünyadaki hiçbir tersane sadece kendi kadrosuyla çalışma yapmıyor. Hepsi taşeron sistemini kullanıyor. İşlerin doğası gereği, bu sistemi kaldırmak pek mümkün değil. Ama taşeron sisteminde de bir ıslah edilme söz konusu olmalıdır. Bu konuda biz tersane olarak belli çalışmalar yapıyoruz. Öncelikle mümkün olduğunca az taşeron kullanmaya, daha kurumsal, güçlü taşeronlarla çalışmaya gayret ediyoruz. Bunun yanı sıra yeni inşada, kadrolu teçhiz ve boru ekipleri oluşturduk. Böylelikle buralarda da taşeron sayısını azaltmaya çalışıyoruz."

Desan Tersanesi Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Divan:
"Büyük tonajlarda gemiler yapılmaya başlayınca, işimiz dar alanda kısa paslaşmalara benzedi."

Desan Tersanesi Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Divan, Haliç'teki tersanelerin Tuzla'ya taşınması sırasında çok ciddi bir vizyon eksikliği olduğunu belirterek şunları söylüyor: "Türkiye o dönemde 2 bin tonluk küçük gemiler yapabiliyordu, dolayısıyla buradaki parseller de o tür bir gemi yapmaya müsait parsellerdi. 2000'li yılların başında, dünya denizciliğinde yaşanan patlamayla birlikte, büyük tonajlı gemilerin üretildiği ülkeler olarak Japonya, Kore, Filipinler, Vietnam gibi Uzakdoğu ülkeleri öne çıkmış. Ama Avrupa bu işten elini eteğini çekince, daha küçük tonajlı, kimyasal tankerler, konteyner gemileri, römorkörler, megayatlar gibi yine katma değeri yüksek, özel amaçlı gemilerin üretilebileceği Avrupa'ya yakın bir yer olarak, Türkiye cazibe merkezi olmuş. 2003'ten sonra çok ciddi siparişler alınmaya başlandı. Burada bir üretim patlaması oluştu. Ancak geçtiğimiz dönemde çok ciddi bir altyapı çalışması olmadığı için her şey birbirinin içerisine girdi. Alınan siparişler doğrultusunda, buranın tasarlanış biçimine uygun tonajın daha üstündeki tonajlarda gemiler yapılmaya başlayınca, bizim buradaki işimiz biraz ?dar alanda kısa paslaşmalara? benzedi. Bu küçük parsellerin içerisinde büyük işler yapmaya başladık."

Yaptırım uygulanmadı
"Haliç'te ara eleman yetiştiren bir meslek lisesi varken, 12 Eylül?den sonra, ne hikmetse kapatıldı. Dolayısıyla ara eleman konusunda çok ciddi sıkıntılar var. 1980?lere kadar sektörün iniş-çıkışlarından dolayı, tersaneler kendi kadrolarını istihdam etmek yerine, taşeron sistemini benimsedikleri ve taşeron sistemi de düzgün götürülemediği, bir disipline sahip olmadığı, örgütlenemediği için, iyisi- kötüsü birbirine karışmış. İş sağlığı ve güvenliği ancak kitaplarda yazan, yasalarda yer alan, yasak savma anlamında kurallar haline getirilmişti. Ancak tabi burada fizik kanunlarıyla çalıştığımız için, fizik kanunları bizim ?şark kurnazlığımızı? dinlememiş ve problemler çıkmaya başlamış. Yıllar boyu bu sektöre periyodik olarak Çalışma Bakanlığı müfettişleri gelmiş, denetim yapmış ve rapor hazırlamışlar. Tersaneler almış bunları dosyaya koymuş. 6 ay sonra bir daha gelmişler, yine rapor hazırlamışlar, yine dosyaya konulmuş. Biz buraya geldiğimiz zaman, dosyamızda böyle neredeyse yüzlerce rapor bulduk. Yani sadece yasanın emrettiği biçimde o denetimler yapılmış. Halbuki bir yaptırım politikası uygulanmamış. Öylesine ilginç ki, Tuzla?da kazalar ve kamuoyu tepkileri başlayınca, aynı müfettişler daha önceki raporlarında çok daha ciddi konulardaki uyarılarını takip etmezken, bu kez çok daha basit konularla ilgili raporlar hazırlayıp, tersane kapatma cezaları vermeye başlamışlar. Bunlar tamamen günü kurtarmaya dönük politikalar."

"Meseleleri panik halinde çözmeye çalıştığınız zaman, hem daha fazla maliyetlere katlanıyorsunuz, hem de iş arzu ettiğiniz kalitede oluşmuyor. Burada özellikle bölgenin sosyal alt yapısı, insana dair, çevreye dair beklentilerine ilişkin son bir yılda bu telaşın içerisinde çok şey yapıldı. Keşke bunlar zamanında yapılmış olsaydı."

"Tuzla Tersaneler Bölgesi insana, sosyal yapıya dair sorunlarında çok ciddi aşamalar kaydetmişken, ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla şu anda en temel problem ekonomik kriz. Onun çözümü de çok kolay görünmüyor."

Kriz sonsuza kadar sürmeyecek
"Dünyadaki ekonomik trendin, gelişme sürecinin ve finansal yapının her gün aynı koşullarda olmasını beklemek mümkün değil. Değişen koşullara uyum sağlayabilen, zor koşullarda ayakta kalabilen sanayi kolları kalıcı olabiliyor. Şimdi çok ciddi bir kriz yaşıyoruz. Ama bu krizin sonsuza kadar sürmesi gibi bir durum söz konusu değil. Bu bir yerde dönecek. Son 50-60 yıllık dönemi incelediğinizde, belirli periyotlarda bu hareketlerin olduğu görülüyor."

"Dünyada yeni gemi inşa dursa bile, mevcut çalışan gemilerin uluslararası normlara göre periyodik tamir ve bakımlarının yapılması kaçınılmaz. Dolayısıyla Tuzla?daki tersanelerin özellikle mevcut gemilerin tamir ve bakım işlerine dönük politikalarını gözden geçirmesi, bu konuda bir cazibe merkezi haline gelmesi gerekiyor. Buradaki 40?tan fazla tersaneden sadece 8-9 tanesi aynı zamanda tamir ve bakım tersanesi. Bizim tersanemiz de onlardan biri. Bu konuda, dünya denizciliğinden pay kapmanın yanı sıra diğer ülkelerle fiyat rekabeti yapmanız, hatta gerekiyorsa çok düşük karlarla bu işleri verebilmemiz lazım. Bunun bir ihracat getirisi, bir döviz girişi olarak algılanması ve devletin buna bir prim politikası uygulaması gerekiyor."

İstihdam üzerindeki yükler azaltılmalı
"Bir başka önemli nokta da, istihdamın üzerindeki yükler. Türkiye?nin en temel sorunu işsizlik. Bu bölgede en iyi zamanında yaklaşık 40 bin kişi doğrudan çalıştı, 100 bin kişi yan sanayide çalıştı. Bu çok ciddi bir rakam. Şimdi bu sipariş iptalleri, işlerin yavaşlaması sonucu bu işçilerin yaklaşık dörtte birinin işine son verildi. Bu rakam süratle artıyor. Belki önümüzdeki yıl bu rakam 10 bine düşecek. Dolayısıyla geçici bir süre için sosyal sigorta primleri, çalışanların üzerindeki vergi yüklerinin ertelenmesi söz konusu olabilir. Tabii, IMF'ye bağlı bir politika uyguluyoruz. IMF?nin çok ciddi bütçe disiplini istediğini, sosyal güvenlik sisteminde açık istemediğini biliyoruz. Ama siz onu yapmadığınız takdirde o geliri hiç alamayacaksınız. Adamlar işsiz kalacaklar."

"Yeni gemi inşa sanayinin, Türkiye?deki tıkandığı noktalardan birisi de, finansal tıkanma... Bizim bankacılık sistemimiz, 2001 krizini yaşadı ve dibe vurdu. Türkiye?deki birçok banka döküldü. Ondan sonra bu sistemin çok sağlam kurallara bağlandığı söylendi. Gerçekten de, Türkiye?deki bankalar 2008 yılının ortalarına kadar, yeni gemi inşa alanına ciddi anlamda köprü kredisi sağladılar. Şimdi onlar da durdu. Bu krediler yenilenmiyor, yenilenenlerde de faizler yüzde 10?lara çıktı."

Keşke Tuzla daha planlı gelişebilseydi
"Tuzl, uzun vadeli planlarda bir özel sektör tersaneler bölgesi olarak tasarlanmış. Ama maalesef megakentlerin gelişme süreci öylesine kontrol dışı ki, bu bölge iskan edilen bir bölgenin içerisinde kaldı. Keşke bu bölge daha derli toplu, daha planlı gelişebilseydi. Ama artık burada öylesine ciddi yatırımlar ve öylesine ciddi teknolojik bir altyapı oluştu ki, bu tersanelerin bu bölgeden uzaklaştırılması mümkün değil. Bu tersaneler bu bölgede yaşayacaklar; ama bölge ile barışık yaşayacaklar. Çevre konusunda, sosyal konularda daha duyarlı olacaklar. Tabii bölgenin ciddi avantajları var. İstanbul Türkiye?nin en önemli endüstri bölgesi. Boğazlar ve Marmara çok ciddi bir deniz ticareti yolu. Dolayısıyla buraya gelip gitmek, her türlü ihtiyacı burada halletmek çok ciddi avantaj sağlıyor. Buranın yabancı yatırımcılara sunumu da diğer yerlere göre çok daha kolay."


Geri