İstanbul Tersanesi


(Kasım - 2008)

Diğer tersanelerden farklılaşarak "Butik Tersane" olma yolunda ilerleyen İstanbul Tersanesi, iş güvenliğine verdiği önemle de dikkat çekiyor...

İstanbul Tersanesi SNR Holding bünyesinde faaliyetlerini sürdürüyor... Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde faaliyetlerine Gem-Yat Tersanesi olarak başlayan ve 2003 yılının Ağustos ayında başladığı yeniden yapılanma sürecinin ardından İstanbul Tersanesi adını alan işletme, Mart 2004'te bu süreci tamamlayarak yeni inşa ve onarım çalışmalarına yeniden başlamıştı. İstanbul Tersanesi'nde, holding bünyesine girdiği ilk sekiz ayda hiç üretim yapılmadı. Bu süreçte Yukarı Aydınlı Köyü?nde yaklaşık 8 bin metrekarelik alan üzerine bir metal fabrikası kuruldu ve gemilerin ana gövde blokları bu fabrikada yapılmaya başlandı. Bu girişim tersaneye büyük bir hız kazandırdı. İmalat sahalarını genişletmek amacıyla dört kızağı olan tersanenin üç kızağı yıkıldı. Bu çalışmalar neticesinde tersane, 14 ayda bir gemi yapabilirken, şu anda senede 2.5 gemiyi bitirme kapasitesine ulaştı. Ayrıca 2006 yılı sonunda Yıldırım Tersanesi'nin de SNR Holding bünyesine katılımıyla kapasite ve işgücü artırıldı.

İstanbul Tersanesi'nin 15 bin metrekarelik yeni inşa sahası, 132x28 metrelik kızağı, 100 metrelik iskelesi ve 120 metrelik rıhtımı var. Blok imalat sahası üzerine 30/60 t. ayaklı vinç, kapalı saha içinde 15 t. ve 10 t. tavan vinçleri bulunuyor. İmalat sahasındaki 10 ton kapasiteli vincin yanı sıra 3 adet (20 ton, 20 ton ve 15 ton) mobil vinç ve 5 adet dizel forklift (4x7 t; 1x5.5 t) hizmet veriyor. Tersanede kızak boyunda ve iskelede çalışacak şekilde iki adet 70 ton kapasiteli kule vinci de mevcut.

Son dört yıllık dönemde tersane sahasında yapılan çalışmalarda 22x15 metre boyutunda kapalı ön imalat sahası ve 6x17 metre, 9x10 metre, 9x12 metre ölçülerinde üç adet kapalı stok sahası inşa edildi. Tersane işçileri için 30x6 metre boyutlarında soyunma giyinme alanı yapıldı. Ayrıca 30x6 metrelik yeni inşa deposu oluşturuldu. Bu atölyelere ilave olarak kapalı saha içinde son teknoloji CNC plazma kesim tezgahı (8000mm x 28000m) ve bir adet hidrolik pres (450t) işletmeye alındı. Makine parkındaysa 48 adet elektrot kaynak makinesi, 51 adet gazaltı kaynak makinesi, 5 adet tozaltı kaynak makinesi, 14 adet grup kaynak makinesi, 3 adet karbon açma makinesi ve 1 adet gazaltı kaynak robotu bulunuyor. 2006 yılı başında SNR Holding çatısı altında faaliyet göstermeye başlayan ABS Metal'in de üretime katılmasıyla tersane?nin yıllık çelik işleme kapasitesi 9600 tona yükseldi.

İstanbul Tersanesi'nde 4200 TLC'lik yüzer havuz, iskele ve rıhtım ile 130 metreye kadar her türlü geminin bakım ve yenileme işleri gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda 2007?de 43 gemi havuzlandı, iskelede 7 geminin bakım onarımı gerçekleştirildi ve 1 adet dökme yük gemisi çimento gemisine dönüştürüldü. Tersane, yıllık ortalama 175 bin adam/yıl'lık bir istihdam sağlıyor. İdari kadro 34 kişi. 25 mühendis, 12 teknisyen, 12 dizayn ofisi çalışanı, 115 saha personeli ile toplam 198 kadrolu personel var.

İstanbul Tersanesi, çok az tersanenin sahip olduğu "1.Sınıf Gayrisıhhi Müessese Çalışma Ruhsatı" ile yasal çalışma ortamına uygun olarak faaliyet gösteriyor. Ayrıca tersane, gerek emniyet, gerek standart ve gerekse yüksek kaliteyi sağlamak ve aynı zamanda askeri projelere imza atabilmek amacıyla "Milli Gizli" ve "Nato Gizli" Tesis Güvenlik belgelerine ve ISO 9001:2000 sertifikasına sahip ve bu standartlarda çalışıyor. 

Türkiye'deki ilk paslanmaz çelik tanklara sahip kimyasal tankeri üretti
İstanbul Tersanesi, 2004 yılında Türkiye'de ilk olarak inşası tamamlanan paslanmaz çelik tanklara sahip kimyasal tankeri inşa etmişti. Gemi halen holdingin filosunda bulunuyor. Bu başarının ardından İstanbul Tersanesi sınıfının en büyük paslanmaz gemisi olan NB14 (5700 dwt) (Ayşe-S) kimyasal tankeri 2007 yılında, bu geminin eş gemisi olan NB 16'yı da 2008'in Ocak ayında denize indirdi. Kargo tanklarının tamamı dublex 2205 paslanmaz çelik olan NB 14 ve NB 16 projeleri 4 buçuk ay ve 4 ay kızak inşa süreleriyle Türkiye gemi inşa sektöründe bir ilk olmuşlardı. Tersane, bu projelerin tamamlanmasıyla diğer tersanelerden farklılaşarak yeni bir çığır açmış ve mevcut yeteneklerini paslanmaz çelik uygulamasıyla daha da geliştirmişti.

Ayşe-S'in inşasında 1700 ton çelik kullanılmıştı. Dünya tersanelerinde yapımı ender olarak gerçekleştirilebilen yüksek buz notasyonuyla yüksek teknolojinin tüm imkanlarına sahip bir gemiydi. Yük tanklarının tamamen paslanmaz çelikten inşa edilmesiyse geminin taşıyabileceği yükleri çeşitlendirdiği gibi taşıma kabiliyetini de artırıyor ve geminin ömrü uzun oluyor. Ayşe-S, 80 santimetre kalınlığında buz ile kaplı denizlerde ilerleyebiliyor.

İlk kurtarma ve sismik araştırma gemizi
İstanbul Tersanesi geçtiğimiz günlerde de başka bir ilke imza attı... Türkiye?de üretilen ilk kurtarma ve sismik araştırma gemisi olan Acergy Merlin, İstanbul Tersanesi ve Yıldırım Tersanesi işbirliği ile 11 ay gibi kısa bir sürede inşa edildi. Norveçli firma Volstad Shipping AS için İstanbul Tersanesi ve Yıldırım Tersanesi ortak çalışması ile inşa edilen kurtarma ve sismik araştırma gemisi, Kuzey Buz Denizi?nde deniz altı araştırmalar yapacak. Geminin bünyesinde bulunan ROV (Remotely Operated Vehicles) denizaltı araştırma aracı ile deniz altında her türlü IMR (Kontrol, Bakım ve Onarım) faaliyetleri uzaktan kumanda edilerek yapılabiliyor. Acergy Merlin demir atmadan deniz üzerinde uzun süre sabit kalabilme yeteneğine de sahip. Ayrıca geminin baş tarafında S-92 Sikorsky helikopterleri için dizayn edilmiş helikopter güvertesi de yer alıyor. Eş geminin inşası devam ediyor ve 3. geminin yapımı konusunda da görüşmeler sürüyor.

Tehlike Avcıları
İstanbul Tersanesi'nin en belirgin özelliklerinden birisi de iş sağlığı ve iş güvenliğine verdiği önem... Tersanenin iş güvenliği konusunda danışmanlık bazında anlaşmaları var. Yılda 200 bin YTL?lik bir bütçe kullanarak çalışanlar sürekli eğitiliyor ve sıfır iş kazası amaçlanıyor. 18 güvenlik elemanı, 52 kamera tarafından sürekli gözetlenen İstanbul Tersanesi?nde "Tehlike Avcıları" adıyla yeni bir sistem oluşturulmuş. Bu kapsamda çalışanlar kendilerini korudukları gibi arkadaşlarını da koruyorlar. Amaç en az iş kazasıyla, hatta mümkünse hiç kazasız olarak gemi üretimi yapabilmek. İş güvenliği konusunda çalışanların da aktif katılımları öngörülüyor. Tersanede yürütülen çalışmalarda öncelikli olarak elektrik güvenliği, taş motorlarının güvenli kullanımı, yüksekte çalışma güvenliği, oksi asetilen veya LPG takımlarının güvenli kullanılması, kapalı alanlara güvenli giriş ve güvenli yük kaldırma olmak üzere beş ayrı konuya ağırlık veriliyor. Diğer taraftan ?Tehlike Avcıları? eğitimleri yapılıyor. Bu eğitimi başarıyla tamamlayanların belgeleri, kimlikleri ve armaları oluyor. Tüm çalışanlar gördükleri tehlikeleri bildiriyorlar ve tehlikeli noktalar kayda alınıp düzeltiliyor. En fazla bildirim yapanlar yıl sonunda değerlendirilip ödüllendiriliyorlar. Bu kapsamda Dok-İş Sendikası'nın da katkıları bulunuyor.

Tersane, SNR Holding bünyesine geçtiğinden bugüne kadar, çoğunluğu kimyasal tanker olmak üzere 12 gemi inşa etmiş. Şu anda demirde, Yunanlı bir armatöre satılan 6400 dwt?ik bir kimyasal tanker bulunuyor. Kızak üstünde Armona Denizcilik'e yapılan ve aralık ayında denize indirilecek 6400 dwt?lik bir gemi var. Diğer taraftan yine Armona'ya yapılan bir gemi bulunuyor.

İstanbul Tersanesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın ihtiyacı olan gemileri inşa etmeyi amaçlıyor. Tersane, Milli Savunma Bakanlığı ve NATO standartlarında çalışıyor ve NATO Tesis Güvenlik Belgesi ile Savunma Sanayi belgeleri mevcut... Vizyonlarının Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın dışa bağımlılığı azaltmaya dönük çalışmalarına azami yardımı sağlayacak, performanslı, yüksek kaliteli, güvenilir bir tersane olabilmek olduğunu belirten SNR Holding İcra Komitesi Başkanı ve İstanbul Denizcilik Gemi İnşaa Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Atilla Çiftçigüzeli, "Bu vizyonla hareket eden İstanbul Tersanesi, fiziki ve idari yapılanmamızla askeri projelerde azami yeterlilik seviyesine ulaşmayı misyon edinmiştir." ifadelerini kullanıyor. İstanbul Tersanesi 2006 yılından itibaren Savunma Sanayii Müsteşarlığı projeleri üzerinde çalışmaya başladı. Bu kapsamda, ihale süreci uzun yıllar devam eden SAR 35 botu modernizasyon projesi alındı. Bu projede birinci botun geçici kabulü başarıyla yapıldı ve 27.5 knot hız ile teslim edildi. İkinci ve üçüncü botların modernizasyonu ise devam ediyor Bu ay içerisinde onlar da teslim edilecek.

İstanbul Tersanesi Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın 2008 yılında açtığı Süratli Amfibi Gemi Tedariki Projesi'ne de teklif vermişti. Halihazırda Amfibi Gemi (LST) Tedarik İhalesi ve Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi (MOSHİP) ve Kurtarma ve Yedekleme Gemisi (RATSHIP) projeleri üzerinde çalışmalar devam ediyor. Yakın bir zamanda ihale finale gidecek. Tersane, ihale öncesinde en azından böyle bir gemiyi (ROV) yapabileceğini de kanıtladı.

SNR Holding İcra Komitesi Başkanı ve İstanbul Denizcilik Gemi İnşaa Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Atilla Çiftçigüzeli
Bilimsel yöntemlerle çalışmayı prensip olarak benimsediklerini belirten Atilla Çiftçigüzeli, bölgede kendi proje ofisi olan az sayıdaki tersaneden birisi olduklarını da söylüyor. Holding olarak ABS PV markasıyla tank içi basıncı regüle eden vakumlu valf üretimi yaptıklarını da hatırlatan Çiftçigüzeli'nin gemi inşa sektörü hakkında görüşleri ise şöyle: "Türkiye'nin bir çok bölgesinde tersaneler kuruluyor... Bu tersanelerin Tuzla'yı çok etkileyeceğini düşünmüyorum. Sadece gemi yapmak yeterli değil. Tuzla otuz senede kurulan bir sanayi ve aynı zamanda yan sanayi bölgesi. Yeni tersanelerin bu duruma gelebilmeleri de otuz sene alır. Bu arayı kapatmak çok zor. Sadece gemi yapmak yeterli değil..."

Güçlü bir zincir oluşturulmalı
"Gemi inşa ağır bir sanayi kolu. Avrupa kendini bu tip üretimlerden soyutlamaya başladı. AB?ye üye olmaya çalışıyoruz; fakat en azından şimdilik üye olmamak gemi sanayi için büyük bir avantaj. Çünkü üye olunduğunda, biz de bu tip ağır sanayi faaliyetlerinden uzaklaşmak zorunda kalabiliriz. Avrupa?nın deniz kenarındaki ülkelerinde çok büyük tersaneler vardı. Bunlar yok olmaya başladılar. Bu işlerin tamamen Türkiye?ye kayması gerekiyor. Bunun için de devlet, işçi, patron, sendika, basın gibi halkalardan oluşan güçlü bir zincir oluşturulmalı. Bu zincirde bir halka zayıf olursa o zincir kopup gider. Bilimsel çalışmak da çok önemli. Pazarı iyi takip etmek ve hangi gemilere ihtiyaç olduğunu iyi analiz etmek gerekiyor. Talebin fazla olduğu gemilere yönelmek gerekiyor. Tersanelerimizin seri üretime geçmeleri çok önemli..."

Tuzla taşınırsa 30 senelik bir kayıp yaşanır
"Tuzla tersanelerinin taşınması konusu var... Böyle bir şey gerçekleşirse otuz senelik bir kayıp yaşanır. Tuzla?da ciddi bir yan sanayi bölgesi de oluştu. Tersaneleri başka bir bölgeye kaydırmak, bu yan sanayiden kopmak anlamına gelir. Yan sanayiiyle birlikte yüz binlerce insanın başka bir bölgeye taşınması çok zor. Bu kolay bir şey değil. Ayrıca yeni bölgelerde de yeni yan sanayi oluşması çok uzun zaman alır. Ayrıca bu tip söylemlerin bile ortaya çıkması gemi inşa sanayiini çok olumsuz etkiliyor. Yatırımcılar sipariş vermiyor veya verilen siparişleri iptal ediyorlar. Kayıp çok fazla. Bununla ilgili olarak Deniz Ticaret Odası kaç projenin iptal edildiğine yönelik bir çalışma yapıyor. Siyasetçiler dikkatli konuşmalı. Kayıplar da, kazançlar da bu ülkeye ait olacaktır..."

Provokasyon yapılıyor
"Hiç kimsenin burnu kanasın istemiyoruz. Tüm çalışanlar bizim evladımız. Hepsinin evlerine mutlu ve sağlıklı olarak dönmesini istiyoruz. Ama ağır sanayi iş kolunda çalışıyoruz. Diğer sanayi kollarıyla ve dünya tersaneleriyle kıyaslayıp, istatistik bilgilere bakıldığında en iyi 5 ülkeden (İngiltere, USA, Norveç, Japonya, Türkiye) birisi olduğumuz görülür. Bu konudaki aşırı gerginliğin altında provokasyon olduğunu da düşünüyorum. Askeri gemilerin Türk tersanelerinde yapılması kararı, yurtdışında askeri gemi yapan tersanelerini telaşlandırdığını düşünüyorum..."
 
Yan sanayide devlet desteği şart
"Gemi yan sanayiinin gelişmesi için devletin desteğine ihtiyaç var. Öncelikle yer sorunu halledilmeli. Kendilerini geliştirebilmek için, daha fazla yatırım yapabilmek için; daha sağlıklı, geniş koşullarda çalışmaları gerekiyor. Türk sanayicisine bu imkanlar tanındığında çok iyi şeyler başarabiliyor. İstenirse yüzde 75?e varan yerli katkı oranıyla gemi yapabilecek durumdayız. Elektrik, navigasyon, haberleşme, ana makine ile şaft pervane sistemlerinde sıkıntı yaşanıyor. Yatırımcılar önlerini göremedikleri için frene basmak zorunda kalıyorlar. Bunun için devletin güvence desteğine ihtiyaç var."


Geri