Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği Konsey Başkanı Kenan Torlak "Devlet Yardımı Şart"

Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği Konsey Başkanı Kenan Torlak, yaptığı yazılı bir açıklamayla krizin Türkiye Gemi İnşa Sanayisi'ne olan etkilerine değinerek, sektörün zor durumda olduğunu, devletin acilen gerekli önlemleri alarak, gemi inşa sanayisine destek vermesi gerektiğine dikkat çekti.  Uzak Doğu ülkelerinde gemi inşa sanayisinin devlet destekli olarak geliştiğini vurgulayan Torlak, açıklamasında potansiyel iş taleplerini de sıraladı. Torlak'ın açıklamasında aşağıdaki hususlar yer aldı:

"Yaklaşık, iki yıl kadar önce Amerika Birleşik Devletleri'nde mortgage krizi ile başlayan daha sonra, tüm dünyayı sarıp sarmalayan küresel kriz, ülkemizde etkisini bundan 14-15 ay kadar önce göstermiş, en etkili ve en şiddetli biçimde denizciliğimizin tüm birimlerini vurmuştur.

Denizcilik sektöründe ilk önce deniz taşımacılığını, yani armatörlerimizi ve hemen akabinde de gemi inşa sanayimizi perişan etti.  Armatörlerimiz için, bir örnek olarak şunu söylemeliyim. Mesela cape-size bir geminin günlük getirisi yaklaşık 100 bin dolardan çok kısa bir sürede 5 bin dolarlara düştü. Baltık endeksi 11 binlerden 600' lere geriledi. Bütün bu olumsuzluklar, küresel krizin ülkemizde hissedildiği, ilk bir haftada - on gün içinde oldu.

Küresel krizin başladığı ilk üç ay içinde 1+1 - 1+2 ya da daha fazla adette, tersanelerimizde inşa edilmek üzere gemi inşa sipariş sözleşmeleri 1. gemilerin inşaatları ve devam edenlerin dışında (+)'ların tamamı iptal oldu. Daha sonra ve bu süreçte, yerli bankaların vermiş oldukları köprü kredileri kesilmeye başladı ve hatta neredeyse durma noktasına geldi. Ayrıca yine aynı bankalarımız, ilave teminat taleplerinde bulundular ve armatörlerden, yatırımcılardan öz kaynak kullanım oranlarını arttırmalarını talep ettiler; işi zora sokmaya başladılar.

Bankaların bu tutumundan dolayı; armatör ya da yatırımcılar tersanelere yapmakta oldukları ödemelerini 3-5 ay kadar aksattılar ve tam olarak yapamadılar. Bankalar hala bu tutum ve davranışlarını sürdürmeye devam ediyorlar.

Küresel krizin, o ilk günlerinden bu günlere gelindiğinde; tersanelerimiz durma noktasına geldi. Ellerindeki gemi inşaatlarını öyle ya da böyle bitirmeye çalışıyorlar. Bazılarının inşaatları durduruldu. 2009 yılını geride bıraktık ve 2010 yılına girdiğimiz ve şubat ayının bu ilk günlerinde tersanelerimizin birçoğu, zor şartlar altında ve bu işsizlikte azimle ve inatla ayakta kalma mücadelesi veriyorlar.

Daha da önemlisi bu süreçte, yani 14-15 aylık bu zaman diliminde (bir tersanemiz hariç) tersanelerimizin hiç biri tek bir sipariş alamadı. Tamir ve bakım işlerinde ise anormal gerilemeler oldu. 2007 ve 2008 yıllarını arar olduk.

Sipariş alan bir tersanemiz hariç demiştim, bu tersanemiz, Yalova'da Beşiktaş Denizcilik'e ait tersanemizdir. 10 gemilik 200 milyon dolarlık bir sipariş aldı. Burada belirtmek gerekir ki söz konusu tersane ile armatör çok yakın dost ve arkadaşlar. Armatör firma, Palmali Denizcilik Şirketi, 150 adet civarında gemi filosu olduğu söylenen oldukça büyük bir şirkettir. Böyle bir siparişi verdiği için bu firmaya teşekkür ediyor, "Allah ondan razı olsun" diyorum. Hiç olmazsa bir tersanemiz bu dönemde yeni sipariş aldı diyebiliyoruz.

Şunu çok net bir şekilde ortaya koymak gerekirse, sadece Tuzla tersaneler bölgesindeki, tersanelerde çalışan işçi sayısı Kasım 2008'de 37 bin civarında iken, Ocak 2010 tarihi itibariyle 7 binin altına düşmüştür. İlave olarak diğer bölgelerdeki tersanelerimizin de işsizlerini ilave edersek ve 5-6 kat da yan sanayide çalışanları hesaplarsak, binlerce işçimiz işsiz kalmıştır. Şu anda sektörümüzde ülke genelinde 200 bin kadar çalışan kişi işini kaybetmiştir; aileleri ile birlikte 700-800 bin kişi aşsız kalmıştır.

2001 yılı verilerinde; ülkemiz; dünya gemi inşa sıralamasındaki listede 26. sıralardan, 2002 yılından itibaren 2008 sonunda ve bu zaman dilimi içinde çok büyük emek ve çabayla ilk 5./6. sıraya kadar yükselmişti. Marka olmuştuk. Markada bir sıkıntı hala yok. Ancak, 5.- 6. sıralarda tutunamadık, kalamadık. Şimdilerde ise hızlı bir şekilde aşağılara doğru inmekteyiz, iniyoruz, inmeye de devam ediyoruz.

Şu anda, yaklaşık olarak % 77 oranında başta istihdamda olmak üzere, her alanda kapasite kullanımı da dahil düşüş yaşıyoruz. Tuzla ve bölgesinde anormal bir sessizlik hakim, adeta tersanelerimizin üzerine ölü toprağı atılmış ve ipi çekilmiş durumdadır. Başta Ereğli bölgesi olmak üzere diğer bölgelerdeki tersanelerimizdeki durum da Tuzla gibidir. Son bir iki aydır, bazı yabancı ülkelerden özellikle Orta Doğu ülkelerinden spesifik, çok özel ve tiplerde gemi ve deniz araçları sipariş teklifleri istenmekle birlikte kesin siparişe yönelik konuşulabilecek sözleşmeye bağlanabilecek geri dönüşler henüz yok. Nedenlerini detaylı olarak açıklamak mümkün; velhasıl, 2009 yılı Türk Gemi İnşa Sanayi açısından çok kötü geçmiştir.

2010 yılı için, belki ülkemizde bir takım ekonomik iyileşmeler, düzelmeler olabilir. Ancak, gemi inşa sanayimiz için bunu söylemek mümkün değildir. Devletimiz tarafından, herhangi bir tedbir alınamaz ise; 2010 yılının sektörümüz açısından daha da kötü geçeceği gözükmektedir.

Belki de esas krizi bu yıl yani 2010 yılında yaşayacağız

Uzakdoğu ülkelerinin, bu küresel krizde ve sürecinde neler yaptıklarına nasıl bir tedbir alarak gemi inşa ve tersanelerinin nasıl ayakta kalmalarının sağlandığına ve genel durumuna baktığımızda şunları görmekteyiz.

Çin, 2013 yılını denizcilik açısından hedef almıştır. Denizciliğinin her alanındaki başarısını 2013'de dünya birinciliğine taşımak istemektedir. Bu hedefine ulaşmak için 25 milyar dolarlık bir fon ayırdı ve bir devlet politikasını uygulamaya soktu. Devleti adına  gemi yaptırarak tersanelerini çalıştırmayı, ayakta tutmayı ve desteklemeyi, daha sonra da, yani önümüzdeki bu üç yılın sonunda ve küresel krizden çıkıldığında hedeflediği dünya 1.'liğine ulaşarak dünya gemi işletmeciliği ve gemi inşaatında, 1. ülke olacaktır.

Güney Kore, tartışmaya gerek yok. Bu ülke kendi armatörü ve kendi bayrağı için gemiler inşa ettirmeyi bundan 7-8 ay kadar önce 2.6 milyar dolar bir fon oluşturarak hayata geçirdi. Bu ülke yani Güney Kore; 1970'lerin başında nasıl bir ülkeydi? Çok fazla düşünmeye gerek yok, yeni kalkınmaya başlayan bir ülkeydi. Bir büyük firması ile örnek vermek gerekirse, Hyudai firması; önce tersanecilik, sonra demir çelik, daha sonra beyaz eşya, daha da sonra otomotiv sanayi ve elektronik sanayi v.s. üreten dev bir firma oldu. Bu firmanın sadece; tersanecilikle iştigal eden bölümü, gemi inşa, bakım ve onarımdan yıllık cirosu 8 milyar doları aştı. Ülke olarak gemi inşa, bakım ve onarımımız toplam ciromuzun 2,5 katı kadar gemi inşa ediyor ve bakım onarım yapıyor. Bir tek Hyudai firması!

Japonya gemi inşa sanayisinde çok büyük ve çok zengin bir ülke; bu ülkenin nesini anlatayım ki, her şeyiyle ortada, gemi inşa alanında dünya 1. olan bir ülke. Devleti, hükümeti, bürokratı her kesimi tersanecinin ve gemi inşaatının her zaman ve her şartta yanında oldu ve olmaya da devam ediyor.

Hindistan, Pakistan, Filipinler, Venezüella, Malezya gibi Uzak Doğu ülkelerinden en çarpıcı olanı Vietnam; Vietnam, ülkemiz için en önemli rakip ülke oldu. Bu kadar kısa bir sürede (5-6 yılda) tersanecilik alanında o kadar büyüdü ve gelişti ki, anlaşılır gibi değil.

Uzakdoğu'nun bu ülkeleriyle, fiyat konusunda baş etmek onlarla rekabet etmek mümkün değildir, çünkü devletleri her türlü yardımı ve her türlü desteği veriyor. Özellikle bu kriz süresince daha da fazla desteklendiler desteklenmeye de devam ediliyorlar.

Uzak Doğu ülkeleri ile ülkemiz fiyatları arasındaki çok belirgin olan fiyat farkını bir örnek vererek belirtmek istiyorum. Tuzla bölgesindeki bir tersanemizde, yerli bir armatörümüze ve Türk bayrağına katılacak 58 bin dwt tonluk bir adet kuru yük gemisi inşa ediliyor. Bu geminin inşa maliyeti yaklaşık 50 milyon doların altında olamayacak ve şu anda geminin yüzde 70 tamamlandı, inşa çalışmalarına devam ediliyor. Armatörümüz bu zor şartlara rağmen bu yatırımı devam ettiriyor, tersanemiz de geminin inşaatını bitirmeye gayret gösteriyor. Dikkat edin! Sayın Başbakanıma, Bakanımıza, bakanlarımıza, bürokratlarımıza sesleniyorum lütfen araştırılsın soruşturulsun istiyorum. Aynı geminin, Uzak Doğu ülkelerindeki fiyatı % 30 oranında daha ucuz, 33-34 milyon dolar civarında. İnanılacak gibi değil, bu tonajdaki bir geminin aynısından seri olarak inşa edebilecek bir kaç tersanemiz var. Mesela Sedef tersanemiz bile bu gemiyi 45 milyon doların altında mal edemiyor. Neden? Nedenleri çok basit, o ülkelerin hepsinde devlet desteği var. Bizde yok, olanlar da kaldırıldı.

Bizdeki gemi inşa ve tersanecilik şartları, Uzak Doğu ülkelerindeki gibi aynı olmadığı ve bu ülkelerle eşit koşullarda olmadığımız takdirde, rekabet etmemiz mümkün değildir. Hiçbir şart ve şekilde fiyat bakımından gemi siparişi almamız mümkün değildir.

Küresel krizden çıkıldığında, dünya deniz taşımacılığı stabil bir duruma geldiğinde (ki bu stabil durum en son 2010 sonu yada 2011 in başlarında mümkün olabilecektir, öyle gözüküyor) elbette ki yeniden gemi inşa siparişleri başlayacaktır. Ancak, bizdeki şartlar değişmediği ve devlet destekleri sağlanmadığı sürece; uzak doğunun bütün ülkelerindeki tersaneler dolacak ve onlardan arta kalan gemi inşa siparişleri belki o zaman bizlere gelebilecektir.

AB ülkeleri zaten, gizli teşviklerle gemi inşaatlarına ve tersanelerine küresel krizden önce de destek veriyorlardı. Kriz süresince de alenen destek vermeye başladılar ve desteklerini arttırarak devam ettiriyorlar. Yine bu kriz süresince AB ülkeleri çok önceden bir sürü fonlar ayırmak suretiyle gerekli tedbirlerini aldılar ve uygulamaya soktular bile.

Başta Almanya olmak üzere, İspanya, Portekiz, Polonya, İtalya, Norveç, Finlandiya ve Hollanda gibi ülkelerin her ne kadar tersane adetleri azalmış olsa dahi, daha ziyade askeri gemiler, cruise gemiler, lNG, LPG gibi özel ve spesifik gemiler inşa ediyor olsalar bile, örnek olsun diye söylemek istiyorum, bir tek tersaneye 250 milyon Euro yardım yapabiliyorlar ve yaptılar.

Tersaneleri cruise gemilerinin yapımında %50 ye varan oranlarda destek alıyorlar. En son inşa edilen ve dünyanın şu anda en büyük gemisi özelliğini taşıyan ve daha bir ay kadar önce sefere çıkan Oasis Of The Seas isimli geminin maliyeti 1 milyar Euro civarındadır. Finlandiya devleti bu geminin önemli bir yüzdesine yaklaşık %50'sini destekledi.

Biz de ise; daha Avrupa Birliği'ne girmediğimiz halde, AB kriterlerine uymuyor diyerek, değil yardım yapmak, değil bazı teşvikler vermek, fonlar ayırmak, mevcut olanlar bile kaldırılıyor, kaldı ki nakdi parasal anlamda zaten hiçbir şeyde yoktu. Kısmen ayni olan bazı muafiyetler vardı. Teşvik belgeleri artık verilmeyecek deniliyor ve verilmiyor. Mevcutlar ise 3 ay olarak son kez uzatılacak deniliyor. Yıllardır kullanılan yatırım indirimleri geri isteniyor, olacak şey değil!

Söylemde, sözde değil(!) icraatta, fiiliyatta denizciliğimizi tam bir devlet politikası yapmak durumundayız. Tersaneciliğimiz, gemi inşa sanayiimiz, mutlaka devletimiz tarafından koruma altına alınmalı ve evvelce olduğu gibi "özel önem taşıyan sektör" statüsüne yeniden kavuşturulmalıdır. Çok acil ve çok kısa zamanda gerekli tedbirler alınmazsa, korkarım bu kadar emek ve kazanımlarımız heba olacaktır; tersaneciliğimizi kaybedeceğiz.

Devletimiz, bir kıyı master planına hala sahip değildir, henüz yapıp bitirememiştir. Bu konu çok önemlidir ve çok önemsiyorum. Olur olmaz yerlere izinler verilerek bir sürü tersane yatırımları başlatılmıştır. Çok az bir kısmı faaliyete geçebilmiştir. Çoğunun yatırımları devam ederken, küresel krizden dolayı yatırımlar durdu ve atıl bir yatırım olarak beklemektedirler. Mutlaka doğru tersane yatırım izinleri vardır; ancak, doğrulardan daha çok yanlış yer ve yatırım modelleri oluşmuştur. Örnek vermek gerekirse: Yalova'da 40 ortaklı tersane yapısı ve tersane yerinin seçimi yanlıştır. Tuzla'da mendirek dışındaki DALSAN projesi de yanlıştır. Bu yerlerde yapılan deniz dolguları, dolgu şekilleri, jeolojik yapı, jeolojik yapının bozulması, deprem bölgesi, deniz dibinin yapısı, deniz derinliği, doğal gaz hattının geçtiği sahil şeridi v.s. gibi çok sakıncaların var olduğu bu durumların ve bu tespitlerin hiç biri tam olarak hesap edilmemiş, düşünülmemiş ve göz ardı edilmiştir.

Her şeyi ben bilirim, benden daha iyi kimse bilmez anlayışı ile hareket etmenin yanlış olduğunu söylemek durumundayım. Yani insanlar bir makama bir mevkiye gelmeleri halinde her şeyi onlar bilir'i kabul etmem mümkün değildir. Mutlaka senden de bende de daha iyi bilenler vardır. Ortak aklın çok daha yararlı olduğu düşüncemi ifade ederken benden daha iyi bilenler de vardır yaklaşımı çok daha iyi bir yaklaşım olur demek istiyorum. 

Yalova'da; yaklaşık 4 km sahil şeridinde, 40 tane tüzel kişilikli ortaklık ve 40 tane ayrı ayrı tersane ve 20 ile 40 dönümlük araziler! Ülkemiz açısından bu kadar küçük tersane yerlerine hiç ihtiyaç yoktu, olmamalıydı. Bu 40 ortaklığa madem ki bu yer tahsis edildi(!) burası (yer seçimi yanlıştır ifademi aynen kullanıyorum) 3 ya da 4 adet büyük tersane yeri olarak düzenlenebilirdi. Ülkemizin büyük alanlarda kurulmuş tersanelere ihtiyacı vardı. Mesela, Çanakkale, Gelibolu, Marmara'nın güney bölgelerinde bir yer tahsisi olabilirdi. Yalova'nın konumuna benzer bir model Tuzla'da zaten vardı. Tuzla mecburiyetten oluşmuştu, çünkü haliç ve boğazda faaliyet gösteren tersaneler kaldırılmak, Tuzla'ya zorunlu olarak taşınmak zorunda bırakılmışlardı.

Gelişmekte olan ülkelerin en önemli sektörlerinin başında gemi inşa sanayi gelir. Devamlı surette nakdi ve ayni olarak desteklenir. Ülkemizde evvelce olduğu gibi gemi inşaatı, önce %39 sonra % 25 daha sonra da %18 oranlarında nakdi olarak teşvik edilerek desteklendi, yine benzer şekilde desteklenmelidir.

Gemi inşa sanayimizde var olan bir sürü güzellikleri, (AB kriterleri, AB'ye aday üye olduk AB'ye giriyoruz diyerek) bütün teşvikleri bir bir hepsini iptal ettik, kaldırdık. Unutmayalım ki, AB'ye giren ülkelerin bile birçoğu on yıl süreyle kabotaj haklarını bile kaldırmadılar. Denizcilikle ilgili bir kısım şartları belli süre kendi lehlerine kullandılar.

Mutlaka teşvikler yeniden ihdas edilmelidir. Bu yaraların sarılması için en azından kriz süresinin tam olarak atlatılmasına kadar en az 5 yıl hatta daha fazla bir süreyle teşvikler yeniden ve derhal verilmelidir. Bu sektör mutlaka desteklenmelidir. Uzak Doğu ülkeleriyle rekabet edebilmenin başka çaresi de şansı da yoktur. Olamazda!

Hâlihazırda inşaatları devam etmekte olan gemilerin çok acil olarak desteklenmesi ve köprü kredilerinin yeniden yapılandırılmaları bir şekilde sağlanmalıdır. Tersanelerimizin yeni yatırım ve modernizasyonları için bankalardan kullandıkları krediler de yeniden yapılandırılmalıdır. Bunlara mutlaka bir devlet imkânı sağlanmalıdır.

Devletimiz, hükümetimiz, Uzak Doğu ülkelerinin uygulamalarına uygun ve onlarla rekabet edilebilecek teşvikleri uygulamaya sokmalı ve mutlaka benzer yeni sistemlerin geliştirilmesini sağlamalıdır. Aksi takdirde dünya gemi inşa pastasından pay kapma veya rakiplerimizden iş kapma şansımız yoktur, sıfırdır.

Dünya gemi inşa pastası yıllık yaklaşık 300 milyar dolardır. Bu pastadan nasıl ve ne kadar pay alınır çok iyi hesaplamalıyız. Bunun için devletin ilgili kurumları çok acil kararlar almalı ve uygulamaya sokmalıdır.

14-15 ayda işsiz kalan 200 bin kadar işsizden devletin direkt gelir kaybı yıllık olarak yaklaşık 300 milyon TL'dır. Ayrıca bu işçilerin çalışma imkanı sağlanabilseydi bu kadar işçi ve ailelerinin ekonomiye katkıları ne kadar olacaktı? Böylece ayrı bir ekonomik katma değer kaybı da oluşmuştur. Bunları vakit kaybetmeden yeniden düşünüp değerlendirmeliyiz.

Devletimiz; başta Çin devletinin modeli olmak üzere ve diğer ülkelerde olduğu gibi yepyeni benzer bir modelle, (bu tamamen benim şahsi fikrimdir) 3 ayrı tonajda 10-12 bin dwt / 20-23 bin dwt ve 30-35 bin dwt arasında en az 150 adet kuru yük gemilerinin yapımını bir şekilde üslenebilir, yaptırabilir. Bu bir özveridir, bu özveride; devletimiz böyle bir karar aldığında, biz Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği ve üyeleri olarak her türlü göreve hazır oluruz. Bunun için devletimiz, hükümetimiz düğmeye basmalıdır.  T.C. devleti büyük bir devlettir, isterse yapar.

1980-1985 yılları arasında devletimiz; merkez bankası kaynaklı, denizcilik bankası aracılığıyla orta vadeli düşük faizli reeskont kredisi ile uzun vadeli ve çok düşük faizli GİSAT fonu kullandırarak yaklaşık 150 adet muhtelif tonajda gemilerin inşa edilmesine olanak sağlamış ve Akdenizlin Türk gölü haline geldi denilmesine vesile olmuştur. Böyle bir desteğin verilmesiyle tersanelerimiz o yıllarda desteklenmişti.

Aynı benzer bir finans modeli oluşturulup tersanelerimiz yine desteklenmelidir.

"Gemi inşa sanayi sektörü destekleniyor diğer sektörlerin durumu ne olacak" diye bir kaygıya gerek yoktur. "Bu sektör çok özel bir sektördür" onun içindir ki dünyada hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan tüm ülkeler tarafından destekleniyor. 

Otomotiv sektörü desteklendi, biz tersaneciler olarak "neden otomotiv sektörü desteklendi" diye bağırıp çağırmadık!

Tersaneciliğimiz; gelinen bu son durumda vahim bir durumdadır ve bir felakete doğru sürüklenmektedir. Tersane iflasları olabilir. İflas ertelemeleri alan tersanelerimiz var, borca batıklıklar var, hacizlerle uğraşan tersaneler var, banka kredilerinin devre sonu kredi faizlerinin ya da ana para ödemelerinden, kaynaklanabilecek ilave sıkıntıların olabileceği ihtimali var,  icralar var, 89/1'ler ve v.s. benzer olumsuzluklar var. Gittikçe daha da zora girebilecek bir dönem ve şartlar oluşabilir. Bir kaç tane tersanemiz bu kötü durumdan istisna olabilir, ben burada genelden bahsediyorum.

Devletimiz tarafından; yapılması gereken çok iş var, önce komşu ülkelerle gemi inşa alanında ilişkileri geliştirmek ve bu ülkelerle kendi ülkemiz arasında yapılan ticaretin artı ve eksilerini değerlendirerek, bu kapsamda ilk olarak Rusya devleti ile görüşmelere başlamak gerekmektedir. Rusya'nın 4000 den fazla yaşları çok eski olan nehir gemilerinin yenilenmesi zorunluluğu var. Bu gemiler, nehir/deniz tipi gemiler olarak yenilenecek. Bu gemilerin birçoğunu, ülkemiz tersanelerinde inşa edilmesine devlet olarak talip olmalıyız. Bu arada çok yeni bir haber: Rusya devleti Japon denizi kıyısında Vladivostok'da 4 milyar dolar'lık tersane bölgesi yatırım kararı aldı ve başladı. Gemilerini yenileyecek.

Türkmenistan; yeni bir gemi filosu kurmak istemektedir. Mutlaka değerlendirilmelidir.

Kanada, 10 milyar dolar ayırarak gemi yapımı için programına aldığı uygulamayı hayata soktu. Talepleri ve ihtiyaçları olacak gemilerin tip ve tonajları bizim tersanelerimize çok uygun. Tersanelerimiz rahatlıkla bu gemileri inşa edebilirler, yapabilirler. Bu ülke ile aramızda % 25 'lik bir vergi meselesi var, halledilmesi lazım. Fiyatlarda da Uzak Doğu tersane şartları gerekiyor. Bu ülkeyle çok özel bir anlaşma yapılabilir.

Libya, çok önemli bir konumda; Cezayir, İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt gibi bölge ve komşu ülkelerin özellikle küçük ama çok özel tiplerdeki gemilere, deniz araçlarına talep ve ihtiyaçları var. Bu ülkelerle de çok acil görüşmeler yapılmalıdır. Bu görüşmelere vakit geçirilmeden derhal başlanmalıdır. Bunların hepsi için, mutlaka ve mutlaka devletimizin, hükümetimizin gücüne ve eline ihtiyaç vardır.

Ancak, ilgili bakan ya da bakanlarımızla, sektörümüzün yetkili kurum ve kuruluşları ile birlikte bu ülkelerle yakın ilişkide olmamız bakanlarımızın mevkidaşları ile sıkı bir diyalog içinde olmaları ve karşılıklı olarak ülkelerimiz arasında protokoller yapılmalıdır. Aşılamayan yerlerde başbakanların yada devlet başkanlarının devreye girmeleri ile ortak, siyasi ve ekonomik kararlar alınarak bu işlerin üstesinden gelinmelidir, gelinebilir. Hayata geçirilmelidir.

Ülkemizin içinde ise, kamunun talepleri çoğaltılmalı, arttırılmalıdır. Daha çabuk ve çok hızlı hareket edilerek ihaleler yapılmalı ve neticelenmelidir. Örnek: Ulaştırma Bakanlığı TCDD'nin 2. kez ihaleye çıktığı, Tatvan - Van arasında çalışacak 2 adet 50 vagon taşıma kapasiteli araba vapuru ihalesi bu kriz döneminde nedeni bile doğru dürüst belli olmadan ihale gününden altı buçuk ay sonra iptal edilmiştir. Neden iptal edilmiştir? Çıkılacak ihalelerin sonucu bu kötü örnekteki gibi olmayan, kamuya ait yeni yatırım ihaleleri bir an öce yapılmalıdır.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından aylar önce günlük 150 bin dolara kiralanan bir petrol arama platformu ve daha bir kaç gün önce boğazdan Karadeniz'e geçen 2. platform günde 1 milyon dolar kira bedeli ile Norveç'ten kiralandı. Dünyanın 2. büyük petrol platformu olan ve çok büyük bir bedelle kiralanan bu petrol platformlarının aynılarını ya da benzerlerini, üç ya da en fazla 4 yıllık kira bedeli kadar bir paraya kendi tersanelerimizde çok rahat yapabiliriz. Bu platformları inşa edecek kapasitede 2-3 tane büyük tersanemiz vardır. Diğer tersanelerimiz de bu büyük tersanelerimize destek de verebilirler. Enerji Bakanlığı'nın bu konudaki yatırımları nedir? Bunları da değerlendirmeliyiz.

Son yıllarda ülke genelinde denizcilik alanında yapılan tüm yatırımlar dikkatle takip edildiğinde başta mevcut tersanelerimizin ilave ve modernizasyon yatırımları ile yeni kurulan tersane yatırımları ve armatörlerimizin yeni inşa ettirdikleri gemiler çok büyük ekonomik hacimlidir ve çok önemlidir. Hükümetimizin, başta sayın başbakanımızın "ülkemiz için yapılacak her türlü yatırımların ve yatırımcının arkasındayım" dediği noktadan hareket ile bugün denizciliğimizin içinde bulunduğu olumsuzlukların halli için devlet tarafından her türlü desteği hak ettiğimiz kanaatindeyim."